Haber
16 Ağustos 2016

14 AĞUSTOS GEÇTİ, TEHLİKE GEÇTİ Mİ?

FETÖ/PDY örgütü gülen bebek görüntüsü ile subliminal mesaj vermiş, bu mesajın üzerinden 9 ay 10 gün geçtikten sonra darbe girişiminde bulunmuştu. Aynı örgütün Amerika’da bulunan terörist başı bu sefer Kuluçka söylemini kullanmış ve sosyal medyada fetöcüler 14 Ağustosta görüşürüz diye paylaşımlar yaparak tehditler savurmuşlardı. 14 Ağustos tarihine bütün millet bütün kilitlenmiş ve 2. Bir darbe planı ve birçok komplo teorisinin üzerine fikirler ortaya atılmıştı. İlk akla gelen doğal olarak olası bir Darbe planı iken, Siber Saldırı, Yapay Deprem, Elektrik kesintileri gibi birçok komplo teorisi özellikle sosyal medyada paylaşım rekorları kırmıştı.

Öncelikle komplo teorisi olarak ortaya atılan bilgiler hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Amerika’da H.A.A.R.P. adı verilen bir silah olduğu, bu silahın fay hattı üzerinde enerji patlamaları yaparak, fay hatlarını harekete geçirdiği ve 7 ila 8 şiddetleri arasında depremlere sebep olduğu birçok yerde anlatılır. Hatta Gölcük Depremi ve Haiti Depremlerinin bu silahla meydana getirildiği belgelenmeye çalışılır. Bunun en büyük kanıtının da her iki depremde de gökyüzünde patlama görüntüsü veren bir ışık dalgası olduğu, ışık dalgasının etrafında kırmızı bir şerit olduğu söylenir. Hatta bunu doğrulayan birçok video sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılır. Yapılabilir mi? Bence yapılır… Yapay yağmurun yağdırıldığı, yapay organların yapıldığı bu teknolojide yer altında ki boşlukların (fay hatları) faaliyete geçirilmesi ile yapay deprem oluşturulabilir. Ancak Türkiye’de şuan uygulanır mı? Sanmıyorum. Bu varlığı kesin olmayan silah bu kadar dillendirilmiş iken, Amerika bu silahı kullanamaz.

Ortaya atılan iddialardan olan Siber Saldırı olasılığı en güçlü ihtimaldi. Sosyal paylaşım sitelerinde 14 Ağustosta Elektrik, İnternet, telefon hatları gibi tüm iletişim ağının kilitleneceği paylaşıldı durdu. Üzerine de aman böyle bir şey olursa evde oturmayın hemen sokağa çıkın denildi. Peki, bu kadar organ bir anda kilitlenebilir mi? Aslında en basiti bu, sadece iyi yetişmiş İnternet korsanlarına ve güçlü bilgisayarlara ihtiyaçları var. Daha önce İstanbul’da Savcımızın Şehit edildiğini günü hatırlarsak, bu ihtimalin çok olası bir durum olduğu gözükür. Aslında o gün de amaçlanan Savcı rehin alındıktan sonra vatandaşların Adliye Binası önünde toplanmasını engellemekti. Bugünde olası bir saldırı da uygulayacakları teknik budur. Eminim ki, darbe girişimi gecesi bu saldırıyı yapmadıklarına çok pişmanlardır.

Peki, bu saldırıyı yaptıklarında ve tüm İnternet, elektrik, telefon hatlarını kestikleri zaman başka bir saldırı daha yaparlar mı? Sanmıyorum. Elbette bu gözü dönmüş, hain, ateistler her şeyi yaparlar ancak artık toplu hareket ederek, bir kalkışma yapacaklarına inanmıyorum. Beklediğim sadece bireysel saldırılar. Bu şekil saldırılarla toplumda infial yaratılabilir, korku oluşturulabilir, şehirlerin bir biri ile iletişimini keserek, belirsiz ortamda birçok senaryo ortaya atılarak meydanların o coşkulu gücü kırılmaya çalışılabilir. Başarabilirler mi? Tanktan, toptan korkmayan millet iletişimsizlikten korkmaz çok şükür. Benim en olası gördüğüm saldırı da siber saldırıdır.

En korktuğum ve kesinlikle olmasın diyeceğim bir saldırı da Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Bakanlarımıza veya Milletvekillerimize karşı olası suikast girişimleridir. Fetö örgütünün toplu hareket edecek gücü kalmadığından, teröristlerin bireysel saldırılar yapabileceklerini düşünüyorum. Bu bağlamda da Cumhurbaşkanımızın Yaverini belirleyecek kadar içimize sızmış, paralel yapılanmanın gerçekten o saçmalıklara inanan teröristlerinin hala içimizde gizlenmiş olduğuna inanıyorum. Bu bağlamda devlet büyüklerimizin aşırı derece korunması gerektiğini düşünüyorum. Tabi aşırı derece de korunmadan bahsederken, bu koruma gücünün kalabalık koruma ordusu tarafından değil, inanılan ve inanmış kişilerle sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Sadece Hükumet yetkililerinin değil, özellikle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de aynı titizlikle güvenliğinin sağlanması gerekir.

Aslında en korkunç, saldırı da suikast olur. Allah korusun, Türkiye, her türlü savaşta daha cesur olan, dünya ülkeleri terör saldırılarını yıllarca unutmazken, biz toplum olarak şoku birkaç günde atlatıp, o şoku öfkeye çevirebilen bir millete sahibiz. Ancak lider odaklı siyasetimizden dolayı da liderlerin başına gelebilecek olası durumlarda kilitlenen, şokun tesirini üzerinden atamayan, yıllarca toparlanamayan bir milletiz. Osmanlı Padişahları seferlerde vefat edince hatta sarayda vefat edince yeni padişah tahta çıkana kadar vefatı askerden halktan saklanırdı. Çünkü Millet olarak liderine tam bağlı, sadık bir içgüdüye sahibiz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının ardından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a kadar lider çıkartamamızın sebebi de budur. Cennet Mekan Kurucu Liderimiz Atatürk’ün vefatı ile ülke büyük şok yaşamış ve kısa süre de edinilen kazanımlar bir bir kaybedilmişti. Hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yerini dolduracağı düşünülen Liderler, Atatürk’e tam sadakatle bağlı kişiler tarafından, Atatürk’e rakip görülmüş ve başına türlü şeyler gelmiştir. Lidere tam sadakat ve aziz hatıralarına tam bağlılık yıllar sonra dahi sorun yaratmaktadır.

Bir örnek daha vereyim. Milliyetçi Hareket Partisinin Merhum Lideri, Türk Milletinin Başbuğu Alparslan Türkeş’in vefatı ile ülkücü camianın yaşadığı sorunlar. Bahçeli’nin devletçi, mütevazı ve şiddetten uzak yapısı ülkücü camia tarafından sürekli eleştirilmiştir. Aslında kim gelse Başbuğ’dan sonra hep eleştirilecekti. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisinin daimi Lideri Başbuğ Türkeş’ti. Onun yerine gelen hiçbir kimse onun yerini dolduramayacak ve hep bir şeyler eksik kalacaktı. Her şey dört dörtlük olsa bile manevi bağlılıktan dolayı Başbuğ hep konuşulacak ve bir Lider Başbuğ ile kıyaslandığı zaman, Başbuğ’a sadakatle bağlı olanlar tarafından eleştirilecektir.

Bu durumda, Türkiye’nin en büyük Lider’i Recep Tayyip Erdoğan’ın başına gelebilecek olası bir saldırı Türkiye’yi Allah Muhafaza çok geriye götürür ve ülkede büyük bir kaos başlatır. Türkiye’nin büyümesine engel olamayan dış güçler ve düşmanlar bu büyümenin Erdoğan sayesinde olduğunu çok iyi bilmektedirler. Bunun için Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a karşı saldırı düzenleyebilirler. Onun için Sayın Cumhurbaşkanımızın çok ciddi şekilde korunması gerekmektedir. Hatta o gece tankın önüne kendi atanlardan, Erdoğan’a tam bağlı olan kişilerden bir gönüllü koruma ekibi de yapılabilir. Tıpkı Rahmetli Erbakan Hoca’nın meşhur Sakarya Ekibi gibi.

Bir diğer tehlike de büyük çaplı terör olaylarıdır. Türkiye’nin tüm organları ile fetöye kilitlenmiş olması ve tüm organları ile fetö operasyonları yapması dış güçleri rahatsız ediyor. Bu rahatsızlıklarını engellemek adına ülkede gündemi değiştirmek ve yapay gündem oluşturmak için çalışma yapabilirler. Dış güçlerin en büyük kozu ise terör örgütü pkk ve ışid aracılığı ile büyük çaplı terör olaylarıdır. Büyükşehirlerde yapılacak olan olası bir saldırı ile ülke gündemi değiştirilmek istenebilir.

Evet, en kötü tablodan baktığımız zaman şunu net bir şekilde görebiliyoruz. 14 Ağustos tarihi bir yanıltmaca idi. Vatandaşların bu tarihe kilitlenmesi beklenildi. 14 Ağustosta bir şey olmayınca vatandaşların rahatlaması ve bakın bir şey olmuyor, normale dönelim düşüncesine hakim olması istenildi. Beklenen şimdi vatandaşlarımızın rahat bir nefes alıp evlerine çekilmesi ve güzelce dizilerini ve yarışma programlarını izlemesi. Vatandaşlarımızın Siyasetten ve haber programlarından kopup sosyal hayatlarını yaşaması istenilmektedir. En büyük tehlike budur, vatandaşlarımızın siyasetten kopuk, tehlikeden bihaber olmalarıdır. Bakın 3 ay öncesine dönelim FETÖ silahlı terör örgütüdür denilince haber dahi izlemeyen vatandaşlarımız, fetö bağlantılı komşularını, akrabalarını hatırlayıp, ya ne terör örgütü, ne silahı tepkisi vermekteydiler. Kısacası vatandaşlarımız dizi ile yarışma ile futbol ile aldatılmakta, gündemden uzak tutulmakta hatta uyutulmakta idi. Şimdi de istenilen bu! Uyumayacağız, Unutmayın Uyursak hepimiz Ölürüz, Biz Uyursan Herkes Ölür.

 

 

 

Print Friendly

Bir Yorum Yap


*

Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.
Çağlar Atmaca
(caglar.atmaca@hotmail.com)
14 AĞUSTOS GEÇTİ, TEHLİKE GEÇTİ Mİ?
16 Ağustos 2016, Salı

FETÖ/PDY örgütü gülen bebek görüntüsü ile subliminal mesaj vermiş, bu mesajın üzerinden 9 ay 10 gün geçtikten sonra darbe girişiminde bulunmuştu. Aynı örgütün Amerika’da bulunan terörist başı bu sefer Kuluçka söylemini kullanmış ve sosyal medyada fetöcüler 14 Ağustosta görüşürüz diye paylaşımlar yaparak tehditler savurmuşlardı. 14 Ağustos tarihine bütün millet bütün kilitlenmiş ve 2. Bir darbe planı ve birçok komplo teorisinin üzerine fikirler ortaya atılmıştı. İlk akla gelen doğal olarak olası bir Darbe planı iken, Siber Saldırı, Yapay Deprem, Elektrik kesintileri gibi birçok komplo teorisi özellikle sosyal medyada paylaşım rekorları kırmıştı.

Öncelikle komplo teorisi olarak ortaya atılan bilgiler hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Amerika’da H.A.A.R.P. adı verilen bir silah olduğu, bu silahın fay hattı üzerinde enerji patlamaları yaparak, fay hatlarını harekete geçirdiği ve 7 ila 8 şiddetleri arasında depremlere sebep olduğu birçok yerde anlatılır. Hatta Gölcük Depremi ve Haiti Depremlerinin bu silahla meydana getirildiği belgelenmeye çalışılır. Bunun en büyük kanıtının da her iki depremde de gökyüzünde patlama görüntüsü veren bir ışık dalgası olduğu, ışık dalgasının etrafında kırmızı bir şerit olduğu söylenir. Hatta bunu doğrulayan birçok video sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılır. Yapılabilir mi? Bence yapılır… Yapay yağmurun yağdırıldığı, yapay organların yapıldığı bu teknolojide yer altında ki boşlukların (fay hatları) faaliyete geçirilmesi ile yapay deprem oluşturulabilir. Ancak Türkiye’de şuan uygulanır mı? Sanmıyorum. Bu varlığı kesin olmayan silah bu kadar dillendirilmiş iken, Amerika bu silahı kullanamaz.

Ortaya atılan iddialardan olan Siber Saldırı olasılığı en güçlü ihtimaldi. Sosyal paylaşım sitelerinde 14 Ağustosta Elektrik, İnternet, telefon hatları gibi tüm iletişim ağının kilitleneceği paylaşıldı durdu. Üzerine de aman böyle bir şey olursa evde oturmayın hemen sokağa çıkın denildi. Peki, bu kadar organ bir anda kilitlenebilir mi? Aslında en basiti bu, sadece iyi yetişmiş İnternet korsanlarına ve güçlü bilgisayarlara ihtiyaçları var. Daha önce İstanbul’da Savcımızın Şehit edildiğini günü hatırlarsak, bu ihtimalin çok olası bir durum olduğu gözükür. Aslında o gün de amaçlanan Savcı rehin alındıktan sonra vatandaşların Adliye Binası önünde toplanmasını engellemekti. Bugünde olası bir saldırı da uygulayacakları teknik budur. Eminim ki, darbe girişimi gecesi bu saldırıyı yapmadıklarına çok pişmanlardır.

Peki, bu saldırıyı yaptıklarında ve tüm İnternet, elektrik, telefon hatlarını kestikleri zaman başka bir saldırı daha yaparlar mı? Sanmıyorum. Elbette bu gözü dönmüş, hain, ateistler her şeyi yaparlar ancak artık toplu hareket ederek, bir kalkışma yapacaklarına inanmıyorum. Beklediğim sadece bireysel saldırılar. Bu şekil saldırılarla toplumda infial yaratılabilir, korku oluşturulabilir, şehirlerin bir biri ile iletişimini keserek, belirsiz ortamda birçok senaryo ortaya atılarak meydanların o coşkulu gücü kırılmaya çalışılabilir. Başarabilirler mi? Tanktan, toptan korkmayan millet iletişimsizlikten korkmaz çok şükür. Benim en olası gördüğüm saldırı da siber saldırıdır.

En korktuğum ve kesinlikle olmasın diyeceğim bir saldırı da Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Bakanlarımıza veya Milletvekillerimize karşı olası suikast girişimleridir. Fetö örgütünün toplu hareket edecek gücü kalmadığından, teröristlerin bireysel saldırılar yapabileceklerini düşünüyorum. Bu bağlamda da Cumhurbaşkanımızın Yaverini belirleyecek kadar içimize sızmış, paralel yapılanmanın gerçekten o saçmalıklara inanan teröristlerinin hala içimizde gizlenmiş olduğuna inanıyorum. Bu bağlamda devlet büyüklerimizin aşırı derece korunması gerektiğini düşünüyorum. Tabi aşırı derece de korunmadan bahsederken, bu koruma gücünün kalabalık koruma ordusu tarafından değil, inanılan ve inanmış kişilerle sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Sadece Hükumet yetkililerinin değil, özellikle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de aynı titizlikle güvenliğinin sağlanması gerekir.

Aslında en korkunç, saldırı da suikast olur. Allah korusun, Türkiye, her türlü savaşta daha cesur olan, dünya ülkeleri terör saldırılarını yıllarca unutmazken, biz toplum olarak şoku birkaç günde atlatıp, o şoku öfkeye çevirebilen bir millete sahibiz. Ancak lider odaklı siyasetimizden dolayı da liderlerin başına gelebilecek olası durumlarda kilitlenen, şokun tesirini üzerinden atamayan, yıllarca toparlanamayan bir milletiz. Osmanlı Padişahları seferlerde vefat edince hatta sarayda vefat edince yeni padişah tahta çıkana kadar vefatı askerden halktan saklanırdı. Çünkü Millet olarak liderine tam bağlı, sadık bir içgüdüye sahibiz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının ardından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a kadar lider çıkartamamızın sebebi de budur. Cennet Mekan Kurucu Liderimiz Atatürk’ün vefatı ile ülke büyük şok yaşamış ve kısa süre de edinilen kazanımlar bir bir kaybedilmişti. Hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yerini dolduracağı düşünülen Liderler, Atatürk’e tam sadakatle bağlı kişiler tarafından, Atatürk’e rakip görülmüş ve başına türlü şeyler gelmiştir. Lidere tam sadakat ve aziz hatıralarına tam bağlılık yıllar sonra dahi sorun yaratmaktadır.

Bir örnek daha vereyim. Milliyetçi Hareket Partisinin Merhum Lideri, Türk Milletinin Başbuğu Alparslan Türkeş’in vefatı ile ülkücü camianın yaşadığı sorunlar. Bahçeli’nin devletçi, mütevazı ve şiddetten uzak yapısı ülkücü camia tarafından sürekli eleştirilmiştir. Aslında kim gelse Başbuğ’dan sonra hep eleştirilecekti. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisinin daimi Lideri Başbuğ Türkeş’ti. Onun yerine gelen hiçbir kimse onun yerini dolduramayacak ve hep bir şeyler eksik kalacaktı. Her şey dört dörtlük olsa bile manevi bağlılıktan dolayı Başbuğ hep konuşulacak ve bir Lider Başbuğ ile kıyaslandığı zaman, Başbuğ’a sadakatle bağlı olanlar tarafından eleştirilecektir.

Bu durumda, Türkiye’nin en büyük Lider’i Recep Tayyip Erdoğan’ın başına gelebilecek olası bir saldırı Türkiye’yi Allah Muhafaza çok geriye götürür ve ülkede büyük bir kaos başlatır. Türkiye’nin büyümesine engel olamayan dış güçler ve düşmanlar bu büyümenin Erdoğan sayesinde olduğunu çok iyi bilmektedirler. Bunun için Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a karşı saldırı düzenleyebilirler. Onun için Sayın Cumhurbaşkanımızın çok ciddi şekilde korunması gerekmektedir. Hatta o gece tankın önüne kendi atanlardan, Erdoğan’a tam bağlı olan kişilerden bir gönüllü koruma ekibi de yapılabilir. Tıpkı Rahmetli Erbakan Hoca’nın meşhur Sakarya Ekibi gibi.

Bir diğer tehlike de büyük çaplı terör olaylarıdır. Türkiye’nin tüm organları ile fetöye kilitlenmiş olması ve tüm organları ile fetö operasyonları yapması dış güçleri rahatsız ediyor. Bu rahatsızlıklarını engellemek adına ülkede gündemi değiştirmek ve yapay gündem oluşturmak için çalışma yapabilirler. Dış güçlerin en büyük kozu ise terör örgütü pkk ve ışid aracılığı ile büyük çaplı terör olaylarıdır. Büyükşehirlerde yapılacak olan olası bir saldırı ile ülke gündemi değiştirilmek istenebilir.

Evet, en kötü tablodan baktığımız zaman şunu net bir şekilde görebiliyoruz. 14 Ağustos tarihi bir yanıltmaca idi. Vatandaşların bu tarihe kilitlenmesi beklenildi. 14 Ağustosta bir şey olmayınca vatandaşların rahatlaması ve bakın bir şey olmuyor, normale dönelim düşüncesine hakim olması istenildi. Beklenen şimdi vatandaşlarımızın rahat bir nefes alıp evlerine çekilmesi ve güzelce dizilerini ve yarışma programlarını izlemesi. Vatandaşlarımızın Siyasetten ve haber programlarından kopup sosyal hayatlarını yaşaması istenilmektedir. En büyük tehlike budur, vatandaşlarımızın siyasetten kopuk, tehlikeden bihaber olmalarıdır. Bakın 3 ay öncesine dönelim FETÖ silahlı terör örgütüdür denilince haber dahi izlemeyen vatandaşlarımız, fetö bağlantılı komşularını, akrabalarını hatırlayıp, ya ne terör örgütü, ne silahı tepkisi vermekteydiler. Kısacası vatandaşlarımız dizi ile yarışma ile futbol ile aldatılmakta, gündemden uzak tutulmakta hatta uyutulmakta idi. Şimdi de istenilen bu! Uyumayacağız, Unutmayın Uyursak hepimiz Ölürüz, Biz Uyursan Herkes Ölür.

 

 

 

Print Friendly
YORUMLAR



    Yukarı Çık