Haber
18 Eylül 2016

BİZE BİR DÜŞMAN GEREK!

Zordur sıfırdan takım kurmak. Birbirini tanımayan futbolculardan takım çıkartmak. Uzun zaman sonra çıktığın yeni bir ligde hiç alışkın olmadığın deplasmanlarda futbol oynamak.

Aslında iyi gidiyordu Şimşekler, sadece mağlup olmaya alışkın değiliz. Bize bu alışkanlığı takımı geçen sezon şampiyon yağan ve Kırıkkalespor’a yeniden hak ettiği değeri kazandıran Erkin Hoca kazandırdı. Geçen sezon BAL liginde tek bir mağlubiyetle sezonu bitirmek bize bu gurur verici alışkanlığı kazandırdı.

Aslında iyi gidiyor Şimşekler, sadece galip gelmeyi özledik. Serdar’ın olmadık bir anda gol yapmasını, bu gole çılgınlar gibi tepki vermeyi, Gooooolll derken futbolcularla tel örgülerin üzerinde buluşmayı özledik. Koca koca şehirleri, Kırıkkale karşısında birleştirmeyi, koskoca bir şehri hiçbir çıkarı yokken kendi evinde sırf 1 puan alabilmek için sahasında yerden kalkamadığı günleri özledik.

Aslında çok iyi gidiyordu Şimşekler… Yomra’dan deplasmanda alınan 1 puan, Ordu’yu deplasmanda kupa dışına itmek iyi gelmişti. Ancak Kırkhan maçı dengelerimizi bozdu. 3 puana o şartlanmıştık. O gün 3 puanı alsak kendi evimizde bugün Düzce mağlubiyeti çok sorun olmayacaktı. Yada düzce deplasmanından 1 Puan kopartsak bugün bu kadar endişeli olmayacaktık.

Ancak bir gerçek var! Sezon öncesi geç ve sıfırdan kurulmuş, bir biri ile oynamaya alışkın olmayan genç ve gelecek vaat eden bir takımla, alışkın olmadığımız bir ligde mücadele ediyoruz. Erkin Hoca sistem adamıdır. Her şeyi önceden hesaplar, rakiplerini iyi analiz eder, futbolcularını buna göre hazırlar. İlk önceliği gol yememek ve maç kaybetmemektir. Geçen sezonun puan durumuna bakınca bunu çok net görürüz. Simoeneye benzer Erkin Hoca yada Ersun Yanal’a! Önce Gol yeme der takımına. Bakın geçmişe, ilk defa 3 gol yedi Erkin Hocalı Şimşekler.

Bırakalım umudumuzu kaybetmeyi. Bakın Fenerbahçe’ye, Trabzonspor’a… Ligi böyle mi tamamlayacaklar? Elbette hayır. Toparlanacaklar, maç kazanacaklar, bir dönem seri yakalayacaklar, şampiyon olamayacaklar belki ama hedefleri Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi olacak. Bırakalım bir birimizi eleştirmeyi, toparlanalım ve zaman tanıyalım. Daha eskilerle yeniler harmanlanacak, tecrübeliler, gençleri geliştirecek, takım olacak Kırıkkalespor.

Öncelikle bir karar vermemiz gerekiyor. Biran önce gerçekçi doğrultularda ligdeki hedefimizi, takımdaki liderimizi belirlemeliyiz. Ancak her şeyden önce gerçekçi koymalıyız hedeflerimizi. BAL liginden çıkmış bir takımın hedefi yeni çıktığı ligde kalıcı olmaktır, küme düşmemektir. Ancak biz Kırıkkale’yiz, böyle bir hedef koyamayız. Böyle bir hedef, bu şehre ihanet olur. Bizim hedefimiz şampiyonlukta olamaz, gerçekçiliği unuturuz, haddimizi aşarız. Hz. Mevlana’ya sormuşlar, sen neyi iyi bilirsin demişler, Hz Mevlana’da “Ben her şeyden önce haddimi bilirim” demiş. Bizim de haddimizi bilmemiz gerekiyor. Bulutların üzerinde dolaşmayı bırakıp, ayağımızı yere basmamız ve gerçek bir hedef belirlemeliyiz. Hedeflerimiz yüksek olsun elbette ama başaramayacağımızı anladığımız an ne olacak pisikolojimiz bozulacak ve ulaşabileceğimiz seviyelerin bile altında kalacağız. Benim için önemli olan bir kupa değil, Kırıkkalespor’un, bu taraftarın, bu şehrin hak ettiği ligde en azından 1. Ligde mücadele etmesidir. Varsın bir kupa olmasın müzede, varsın kutlayamayacağımız bir şampiyonluk daha kazanmayalım, varsın 3-4 futbolcu ile coşkudan uzak bir kupa seranomisi yapmayalım ama lig atlayalım. Dolayısı ile bizim hedefimiz ligin ilk devresi için ilk 5’i tehdit etmek olmalıdır. İkinci yarıyı ise eksik bölgelere yapılan takviyelerle ilk 5’in içinde bitirelim ve play oflarda 2. Lige çıkalım. Bunun içinde deplasmanda mümkün olduğunca az maç kaybedelim, toplayabildiğimiz kadar puan toplayalım. Evimizde ise mümkün olduğunca çok maç kazanalım ve hedefimize yürüyelim. Hayalcilik olmasın ama deplasmanlarda alacağımız 2-3 galibiyet bizi ilk 5’in içerisine doğrudan çeker. Bu kapsamda ligin en kritik maçının önümüzde ki hafta oynayacağımız Dersim maçı olduğunu düşünüyorum. Dersim’i burada yenersek yeniden havaya gireriz, pisikolojimiz düzelir. Hele ki Çarşamba günü Pendik ile oynayacağımız kupa maçını kazanır da üstüne Dersim’i yenersek 3. Lige şimşek gibi çakarız. Zor değil, inanç gerek, azim gerek, mücadele gerek. Her şeyden önce Düzme maçından ders çıkartmamız gerek. Ben güveniyorum, hem tur atlayacağız hem de Dersim’i yeneceğiz.

Ancak saha içinde ki problemleri görmezden gelmekte olmaz. Yahu Serdar, Başbakan Serdar ne oldu sana? Nerde geçen sezon ki hırsın? Nerede o saha içerisinde ki liderliğin? Bak Kaptan Uğur sakat, senin o özelliklerine en çok ihtiyacımız olan zaman. Takımı ateşleyen, futbolcuları hırslandıran, topu kovalayan, gole koşan Serdar’ı özlüyoruz. Gol atmıyorsun diye söylemiyorum bunları. Gol bu atarsın atamazsın, o futbol şansı ile alakalı. Ancak toparlanman ve yaz döneminde ki sorunları unutman lazım. Her takım da böyle sorunlar olur. Seni bu taraftar hiç kırmadı, bağırına bastı, gittiğine çok üzüldü döndüğüne çok sevindi. Senden gol atmanı değil, takıma abilik yapmanı, o taraftarı mest eden konuşmalarını, genç futbolculara da yapmanı, gençleri sahada diri tutmanı, hırslandırmanı bekliyoruz. Düzce maçında ilk 11 değildin. O maç için söylemiyorum, hatta sadece saha içi içinde konuşmuyorum. Saha dışında, antrenmanda her yerde o abilik görevine ihtiyacımız var ve bu görevi Kaptan Uğur ile birlikte en iyi senin yapacağını düşünüyorum. Bir an önce yaz döneminde ki sıkıntılarını unut ve dümene geç. Bir diğer konuda Kaptan Uğur, maalesef sezona sakat başladı. Allah acil şifalar versin, her şeyden evvel sağlık. Ancak kaptanın abilik görevini fazlası ile artık üstüne alması gerekiyor. Erkin Hoca’ya yardımcı antrenör gibi yardım etmesi gerekiyor. Geçen sezon bunu çok iyi yaptı bu sezon yapmıyor demek haksızlık olur ancak belli ki daha fazla ihtiyacımız var.

Gelelim Kırıkkale’nin asıl sorununa. Bizim asıl sorunumuz rakiplerimiz. Rakiplerimizle aramızda geçmişten gelen bir rekabet ortamının olmamasıdır. Bizi geçen sezon Şampiyonluğa götüren Yozgat ile çekişmemizdir. Kırşehir ve Çankırı’nın, Yozgat’ın şampiyon olması için çabalarıdır. O gergin ortam bizi birbirimize kenetledi, birlik ortamı oluşturdu, tribünleri ateşlendirdi, futbolcuları ateşledi, Kırıkkale’de tek gündemi Kırıkkalespor yaptı. Tüm şehir olarak komşu 3 şehre karşı hırslandık, aslen Yozgatlı olanlar bile tribünlerde Yozgat aleyhine tezahüratlarda bulundu. O derece sahiplendik Kırıkkalespor’u. Ancak bu sezon bir rakibimiz, tabiri caizse düşmanımız yok. Yıllardır 3. Ligden uzak olmamız nedeni ile, ligdeki takımlara karşı nötrüz. Bazen içimden geçmiyor değil, Kocaeli veya Sakarya bizim guruba düşseydi diye. Onlarda ateşli taraftarı olan şehir takımları, Onlarla gireceğimiz mücadelede, çatışmada, atışmada onların arkasında kalsak bile ilk 5’te olurduk diyorum. en iyisi taraftarlarımız ortamı gersinler, rakip takımlarla sosyal medyada kavga etsinler, ortamı gerginleştirsinler, biz kavgadan beslenen bir şehiriz.

Yanlış anlamayın, taşlı sopalı kavgalardan bahsetmiyorum, futbolun içerisinde olan atışmalardan bahsediyorum. Mesela geçen sezon her maç Yozgat’a küfredildi ama aklımızda kalan bir küpün üzerine BAL kupası yazan ve Yozgat’a hediye edilen temsili kupa idi. Galatasaray-Fenerbahçe her sezon kavga ediyor, bazen insanlar ölüyor, nur içinde yatsınlar ama akıllarda kalan Manchini’nin kağıt olayına atıf yapan Şampiyon Fenerbahçe yazılı kağıt ve karşılık olarak İnter Maçında Galatasaraylı futbolcuların İnter teknik direktörü Manchini’ye ulaştırdıkları 4 yıldızlı kağıt. Bizim bu tür rekabetlere ve atışmalara ihtiyacımız var. böyle bir rekabet ortamının olması tribünleri ateşler. Tribünlerimiz elbette kötü değil hatta ligin en iyisi ama geçen sezonki ateşli tribünlerin olmadığı da bir gerçek.

Eleştirirken de insaflı olmamız gerekiyor. Rakiplerimiz zaten kurulu takımlarına transfer yaparken biz başkan kim olacak mahkeme ne kadar verecek diye düşünüyorduk. Rakipler kamp yaparken bizim antrenörümüz bile belli değildi. Rakiplerimiz hazırlık maçı yaparken bizim takımımızın bir tane sözleşmeli futbolcusu yoktu. Bütçemiz belli değildi. Rakiplerimiz ilk kamplarını bitirip ikinci kamplarına toplandıklarında biz daha yeni kampa giriyorduk. Rakipler, ligi analiz ederken biz futbolcuların ödemeleri ile ilgili sorunları çözmeye çalışıyorduk.

Her şeye geç başladık, ligdede başarıyı geç yakalayacağız. Dönüm noktamız ve en stratejik maçlarımız bu hafta. Futbol şansına, futbolcuların hırsına ve hocamızın doğru kararlarına ihtiyacımız var. Belki de her zamankinden daha çok taraftarın o ateşli görüntüsüne ihtiyacımız var. Pendik’i yener, Dersim’i yenemezsek kupa morali ile lige asılırız. Dersim’i yener, Pendik’i yenemezsek lige odaklanırız. Her ikisini de kazanırsak değmeyin keyfimize. Ancak her ikisini de yenilirsek işimiz zor. Yeniden kavga çıkar, küfürler başlar, kalp kırarız, birbirimize düşeriz, ligden koparız. Kısacası amacı Kırıkkalespor olan herkes Kırıkkalespor’a zarar verir. İnşallah bu kara senaryo yaşanmaz, İnşallah her iki maçı da yener şehir olarak havaya gireriz. Ben inanıyorum, inanıyorum ki şehirde inanıyor. İnanıyorum ki hocada, takımda inanıyor. O zaman bu inancı sahaya, tribüne, şehre her yere yansıtmalıyız. Haydi Kırıkkale, haydi Kırıkkalespor hedef belli 2’de 2. Kendin için, arman için, sevdan için Allah için oynayın!

Print Friendly

Bir Yorum Yap


*

Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.
Çağlar Atmaca
(caglar.atmaca@hotmail.com)
BİZE BİR DÜŞMAN GEREK!
18 Eylül 2016, Pazar

Zordur sıfırdan takım kurmak. Birbirini tanımayan futbolculardan takım çıkartmak. Uzun zaman sonra çıktığın yeni bir ligde hiç alışkın olmadığın deplasmanlarda futbol oynamak.

Aslında iyi gidiyordu Şimşekler, sadece mağlup olmaya alışkın değiliz. Bize bu alışkanlığı takımı geçen sezon şampiyon yağan ve Kırıkkalespor’a yeniden hak ettiği değeri kazandıran Erkin Hoca kazandırdı. Geçen sezon BAL liginde tek bir mağlubiyetle sezonu bitirmek bize bu gurur verici alışkanlığı kazandırdı.

Aslında iyi gidiyor Şimşekler, sadece galip gelmeyi özledik. Serdar’ın olmadık bir anda gol yapmasını, bu gole çılgınlar gibi tepki vermeyi, Gooooolll derken futbolcularla tel örgülerin üzerinde buluşmayı özledik. Koca koca şehirleri, Kırıkkale karşısında birleştirmeyi, koskoca bir şehri hiçbir çıkarı yokken kendi evinde sırf 1 puan alabilmek için sahasında yerden kalkamadığı günleri özledik.

Aslında çok iyi gidiyordu Şimşekler… Yomra’dan deplasmanda alınan 1 puan, Ordu’yu deplasmanda kupa dışına itmek iyi gelmişti. Ancak Kırkhan maçı dengelerimizi bozdu. 3 puana o şartlanmıştık. O gün 3 puanı alsak kendi evimizde bugün Düzce mağlubiyeti çok sorun olmayacaktı. Yada düzce deplasmanından 1 Puan kopartsak bugün bu kadar endişeli olmayacaktık.

Ancak bir gerçek var! Sezon öncesi geç ve sıfırdan kurulmuş, bir biri ile oynamaya alışkın olmayan genç ve gelecek vaat eden bir takımla, alışkın olmadığımız bir ligde mücadele ediyoruz. Erkin Hoca sistem adamıdır. Her şeyi önceden hesaplar, rakiplerini iyi analiz eder, futbolcularını buna göre hazırlar. İlk önceliği gol yememek ve maç kaybetmemektir. Geçen sezonun puan durumuna bakınca bunu çok net görürüz. Simoeneye benzer Erkin Hoca yada Ersun Yanal’a! Önce Gol yeme der takımına. Bakın geçmişe, ilk defa 3 gol yedi Erkin Hocalı Şimşekler.

Bırakalım umudumuzu kaybetmeyi. Bakın Fenerbahçe’ye, Trabzonspor’a… Ligi böyle mi tamamlayacaklar? Elbette hayır. Toparlanacaklar, maç kazanacaklar, bir dönem seri yakalayacaklar, şampiyon olamayacaklar belki ama hedefleri Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi olacak. Bırakalım bir birimizi eleştirmeyi, toparlanalım ve zaman tanıyalım. Daha eskilerle yeniler harmanlanacak, tecrübeliler, gençleri geliştirecek, takım olacak Kırıkkalespor.

Öncelikle bir karar vermemiz gerekiyor. Biran önce gerçekçi doğrultularda ligdeki hedefimizi, takımdaki liderimizi belirlemeliyiz. Ancak her şeyden önce gerçekçi koymalıyız hedeflerimizi. BAL liginden çıkmış bir takımın hedefi yeni çıktığı ligde kalıcı olmaktır, küme düşmemektir. Ancak biz Kırıkkale’yiz, böyle bir hedef koyamayız. Böyle bir hedef, bu şehre ihanet olur. Bizim hedefimiz şampiyonlukta olamaz, gerçekçiliği unuturuz, haddimizi aşarız. Hz. Mevlana’ya sormuşlar, sen neyi iyi bilirsin demişler, Hz Mevlana’da “Ben her şeyden önce haddimi bilirim” demiş. Bizim de haddimizi bilmemiz gerekiyor. Bulutların üzerinde dolaşmayı bırakıp, ayağımızı yere basmamız ve gerçek bir hedef belirlemeliyiz. Hedeflerimiz yüksek olsun elbette ama başaramayacağımızı anladığımız an ne olacak pisikolojimiz bozulacak ve ulaşabileceğimiz seviyelerin bile altında kalacağız. Benim için önemli olan bir kupa değil, Kırıkkalespor’un, bu taraftarın, bu şehrin hak ettiği ligde en azından 1. Ligde mücadele etmesidir. Varsın bir kupa olmasın müzede, varsın kutlayamayacağımız bir şampiyonluk daha kazanmayalım, varsın 3-4 futbolcu ile coşkudan uzak bir kupa seranomisi yapmayalım ama lig atlayalım. Dolayısı ile bizim hedefimiz ligin ilk devresi için ilk 5’i tehdit etmek olmalıdır. İkinci yarıyı ise eksik bölgelere yapılan takviyelerle ilk 5’in içinde bitirelim ve play oflarda 2. Lige çıkalım. Bunun içinde deplasmanda mümkün olduğunca az maç kaybedelim, toplayabildiğimiz kadar puan toplayalım. Evimizde ise mümkün olduğunca çok maç kazanalım ve hedefimize yürüyelim. Hayalcilik olmasın ama deplasmanlarda alacağımız 2-3 galibiyet bizi ilk 5’in içerisine doğrudan çeker. Bu kapsamda ligin en kritik maçının önümüzde ki hafta oynayacağımız Dersim maçı olduğunu düşünüyorum. Dersim’i burada yenersek yeniden havaya gireriz, pisikolojimiz düzelir. Hele ki Çarşamba günü Pendik ile oynayacağımız kupa maçını kazanır da üstüne Dersim’i yenersek 3. Lige şimşek gibi çakarız. Zor değil, inanç gerek, azim gerek, mücadele gerek. Her şeyden önce Düzme maçından ders çıkartmamız gerek. Ben güveniyorum, hem tur atlayacağız hem de Dersim’i yeneceğiz.

Ancak saha içinde ki problemleri görmezden gelmekte olmaz. Yahu Serdar, Başbakan Serdar ne oldu sana? Nerde geçen sezon ki hırsın? Nerede o saha içerisinde ki liderliğin? Bak Kaptan Uğur sakat, senin o özelliklerine en çok ihtiyacımız olan zaman. Takımı ateşleyen, futbolcuları hırslandıran, topu kovalayan, gole koşan Serdar’ı özlüyoruz. Gol atmıyorsun diye söylemiyorum bunları. Gol bu atarsın atamazsın, o futbol şansı ile alakalı. Ancak toparlanman ve yaz döneminde ki sorunları unutman lazım. Her takım da böyle sorunlar olur. Seni bu taraftar hiç kırmadı, bağırına bastı, gittiğine çok üzüldü döndüğüne çok sevindi. Senden gol atmanı değil, takıma abilik yapmanı, o taraftarı mest eden konuşmalarını, genç futbolculara da yapmanı, gençleri sahada diri tutmanı, hırslandırmanı bekliyoruz. Düzce maçında ilk 11 değildin. O maç için söylemiyorum, hatta sadece saha içi içinde konuşmuyorum. Saha dışında, antrenmanda her yerde o abilik görevine ihtiyacımız var ve bu görevi Kaptan Uğur ile birlikte en iyi senin yapacağını düşünüyorum. Bir an önce yaz döneminde ki sıkıntılarını unut ve dümene geç. Bir diğer konuda Kaptan Uğur, maalesef sezona sakat başladı. Allah acil şifalar versin, her şeyden evvel sağlık. Ancak kaptanın abilik görevini fazlası ile artık üstüne alması gerekiyor. Erkin Hoca’ya yardımcı antrenör gibi yardım etmesi gerekiyor. Geçen sezon bunu çok iyi yaptı bu sezon yapmıyor demek haksızlık olur ancak belli ki daha fazla ihtiyacımız var.

Gelelim Kırıkkale’nin asıl sorununa. Bizim asıl sorunumuz rakiplerimiz. Rakiplerimizle aramızda geçmişten gelen bir rekabet ortamının olmamasıdır. Bizi geçen sezon Şampiyonluğa götüren Yozgat ile çekişmemizdir. Kırşehir ve Çankırı’nın, Yozgat’ın şampiyon olması için çabalarıdır. O gergin ortam bizi birbirimize kenetledi, birlik ortamı oluşturdu, tribünleri ateşlendirdi, futbolcuları ateşledi, Kırıkkale’de tek gündemi Kırıkkalespor yaptı. Tüm şehir olarak komşu 3 şehre karşı hırslandık, aslen Yozgatlı olanlar bile tribünlerde Yozgat aleyhine tezahüratlarda bulundu. O derece sahiplendik Kırıkkalespor’u. Ancak bu sezon bir rakibimiz, tabiri caizse düşmanımız yok. Yıllardır 3. Ligden uzak olmamız nedeni ile, ligdeki takımlara karşı nötrüz. Bazen içimden geçmiyor değil, Kocaeli veya Sakarya bizim guruba düşseydi diye. Onlarda ateşli taraftarı olan şehir takımları, Onlarla gireceğimiz mücadelede, çatışmada, atışmada onların arkasında kalsak bile ilk 5’te olurduk diyorum. en iyisi taraftarlarımız ortamı gersinler, rakip takımlarla sosyal medyada kavga etsinler, ortamı gerginleştirsinler, biz kavgadan beslenen bir şehiriz.

Yanlış anlamayın, taşlı sopalı kavgalardan bahsetmiyorum, futbolun içerisinde olan atışmalardan bahsediyorum. Mesela geçen sezon her maç Yozgat’a küfredildi ama aklımızda kalan bir küpün üzerine BAL kupası yazan ve Yozgat’a hediye edilen temsili kupa idi. Galatasaray-Fenerbahçe her sezon kavga ediyor, bazen insanlar ölüyor, nur içinde yatsınlar ama akıllarda kalan Manchini’nin kağıt olayına atıf yapan Şampiyon Fenerbahçe yazılı kağıt ve karşılık olarak İnter Maçında Galatasaraylı futbolcuların İnter teknik direktörü Manchini’ye ulaştırdıkları 4 yıldızlı kağıt. Bizim bu tür rekabetlere ve atışmalara ihtiyacımız var. böyle bir rekabet ortamının olması tribünleri ateşler. Tribünlerimiz elbette kötü değil hatta ligin en iyisi ama geçen sezonki ateşli tribünlerin olmadığı da bir gerçek.

Eleştirirken de insaflı olmamız gerekiyor. Rakiplerimiz zaten kurulu takımlarına transfer yaparken biz başkan kim olacak mahkeme ne kadar verecek diye düşünüyorduk. Rakipler kamp yaparken bizim antrenörümüz bile belli değildi. Rakiplerimiz hazırlık maçı yaparken bizim takımımızın bir tane sözleşmeli futbolcusu yoktu. Bütçemiz belli değildi. Rakiplerimiz ilk kamplarını bitirip ikinci kamplarına toplandıklarında biz daha yeni kampa giriyorduk. Rakipler, ligi analiz ederken biz futbolcuların ödemeleri ile ilgili sorunları çözmeye çalışıyorduk.

Her şeye geç başladık, ligdede başarıyı geç yakalayacağız. Dönüm noktamız ve en stratejik maçlarımız bu hafta. Futbol şansına, futbolcuların hırsına ve hocamızın doğru kararlarına ihtiyacımız var. Belki de her zamankinden daha çok taraftarın o ateşli görüntüsüne ihtiyacımız var. Pendik’i yener, Dersim’i yenemezsek kupa morali ile lige asılırız. Dersim’i yener, Pendik’i yenemezsek lige odaklanırız. Her ikisini de kazanırsak değmeyin keyfimize. Ancak her ikisini de yenilirsek işimiz zor. Yeniden kavga çıkar, küfürler başlar, kalp kırarız, birbirimize düşeriz, ligden koparız. Kısacası amacı Kırıkkalespor olan herkes Kırıkkalespor’a zarar verir. İnşallah bu kara senaryo yaşanmaz, İnşallah her iki maçı da yener şehir olarak havaya gireriz. Ben inanıyorum, inanıyorum ki şehirde inanıyor. İnanıyorum ki hocada, takımda inanıyor. O zaman bu inancı sahaya, tribüne, şehre her yere yansıtmalıyız. Haydi Kırıkkale, haydi Kırıkkalespor hedef belli 2’de 2. Kendin için, arman için, sevdan için Allah için oynayın!

Print Friendly
YORUMLAR



    Yukarı Çık