Takvim Gazetesi yazarlarından Mehmet Çetingüleç Kırıkkale eski milletvekillerinden ve TBMM faili meçhul cinayetleri araştırma komisyonu başkanı Sadık Avundukluoğlu ile yaptığı görüşmesini köşesinde ele alarak, 1980 ve sonrasındaki faili mechul cinayetleri tekrar gündeme getirdi.
"Halil Esendağ ve Selçuk Duracık.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra gözaltına alındılar.
İzmir'de 4 Haziran 1983'te idam edildikleri açıklandı.
Aslında idam edilmemişlerdi.
Emniyete götürülüp işkenceden geçirildikleri ve itirafa zorlandıkları öne sürüldü. İdamları ise, açıklanan tarihten 2 gün sonra gerçekleştirildi.
Asıldıklarında ikisi de 18 yaşından küçüktü...
Bu iki idam, ülkücü camianın yüreğinde hesabı sorulmamış kanayan bir yara olarak durmaktadır..."
***Açıklamayı yapan DYP eski milletvekili ve TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukluoğlu. "Bunlar, hafızamızı yokladığımızda akla gelen ilk isimler. 12 Eylül öncesi ve sonrasında asılan, öldürülen, o kadar çok ülkücü var ki, saymakla bitmez" diyor.
Avundukluoğlu, sadece sol kesimin değil, sağ kesimin de "faili meçhul"lerin hesabını sormasını istiyor. ...Ve "harekete geçme" sorumluluğu için MHP'yi adres gösteriyor.
***Oysa, geçen hafta Meclis'e başvuran suikast kurbanlarının yakınları diğer partilerin yöneticileri tarafından kabul edildiği halde MHP'den randevu verilmemişti.
Geçmişteki suikastlarla ülkücüler arasında bağ kurularak, "olayların ve gündemin saptırılacağı" endişesi yüzünden MHP'nin görüşmeye sıcak bakmadığı öne sürüldü.
Halbuki, örnekler de gösteriyor ki, "faili meçhul cinayetler" Türkiye'de sadece "solcuların" sorunu değil...
***Sadık Avundukluoğlu aynı zamanda MHP davasının avukatlarından.
12 Eylül öncesi ve sonrası ülkücü camiada yaşananları yakından biliyor.
Avundukluoğlu, 1993'teki komisyonun "yetki" sorunuyla karşılaştığını, oysa şimdi "geniş yetkilerle donatılmış" bir araştırma komisyonu kurulacağını söylüyor.
Bunun faili meçhulleri ortaya çıkarmak için büyük bir fırsat olduğuna dikkat çekiyor. ...Ve MHP'nin "geçmişine sahip çıktığını göstermek" adına hem Araştırma Komisyonu kurulmasına, hem de faili meçhullerin ortaya çıkarılmasına destek vermesini istiyor.
***Peki "geçmişine sahip çıkmak"la araştırma komisyonunu desteklemek arasında nasıl bir bağ var? "Çünkü" diyor Avundukluoğlu "12 Eylül öncesinde çok sayıda ülkücü faili meçhul cinayete kurban gitti. Örneğin, Gün Sazak'ın katili Almanya'da gözaltına alındıktan sonra emniyet binasının 5. katından atlayarak intihar etti. Ve olayın bağlantıları ortaya çıkarılamadı. Daha birçok ülkücünün katilleri bulunamamıştır. Bunları aydınlatmak MHP'nin görevidir."
***Gelelim "faili meçhul ülkücüler" listesine. İşte Sadık Avundukluoğlu'nun aktardığı olaylar ve isimler:
Temmuz 1980. İhtilal hazırlıklarının yoğunlaştırıldığı dönem.
MHP Genel Merkezi ve yanındaki Gençlik Kolları binası basılıyor. 50 metre ilerideki Bahçelievler polis karakolu ablukaya alınıyor.
Alper Demirci ve Ömer Yüce öldürülüyor.
Alparslan Türkeş açıklama yapıyor: "Basanlar 15 kişilik polis asker karışımı bir timdir."
MHP eski milletvekili Turan Koçak o askerlerin isimlerini tek tek açıklıyor.
Ama sonuç alınamıyor.
***Ağustos 1980.
Ziraat Mühendisleri Birliği basılıyor.
3 kişi öldürülüyor.
Bu olayın da "asker –polis timi" tarafından gerçekleştirildiği öne sürülüyor.
Failler hala belli değil.
***Mamak Sıkıyönetim Askeri Cezaevinde; Bekir Bağ, Hüseyin Kurumahmutoğlu ile Malatya Emniyetinde; Mehmet Tahmaz ve Aydın Demirkol isimli ülkücüler işkence sonucu öldürülüyor.
Failler yine meçhul.
***Malatya eski Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, yazar İlhan Darendelioğlu, MHP İstanbul İl Başkanı Recep Haşatlı ve oğlunun da failleri meçhul...
***Avundukluoğlu, aklına gelenleri böyle sıralıyor. "Kayıtlara inildiğinde daha çok isim ortaya çıkar" diyor. Şimdi söz ülkücü camianın en büyük siyasi çatısı olan MHP'de...







