Haber
8 Mart 2016

Gücümüz Cesaretimizdir!

özlem saygılı köşe siteAnayasa Mahkemesi’nin 25 Şubat’ta verdiği “hak ihlali” kararının ardından Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül, tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi’nden tahliye edildi. Mahkeme tarafından yapılan kısa basın açıklamasında, hem kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlaline (Anayasa madde 19) hem de 26 ve 28. Maddelerde belirtilen ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine yer verildi.

Söz konusu kararın yankıları halen devam ediyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir yetkisinin olmadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu kararı tanımadığını söyledi.

Öncelikle, devletin kamu gücünün bir uygulamasından ya da uygulanmamasından kaynaklanan bir mağduriyet söz konusu ise, bu mağduriyet Anayasa’da teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden bir ya da birkaçının ihlal edilmesi ile ilgiliyse, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabilirsiniz. Özellikle, bir koruma tedbiri olması gereken tutukluluk kararının, ülkemizde ne yazık ki bir cezalandırma biçimi olarak uygulanması sebebiyle bizzat ve defalarca yapmışlığım vardır. Bu sebeple Anayasa Mahkemesi’nin tutukluluğun bir hak ihlali olduğu yönünde karar verme yönünde yetkisi vardır. Bunu geçtik.

Cumhurbaşkanı’nın söz konusu kararı tanımadığı yönünde ise şunu söyleyebilirim: One minute! Burası Türkiye Cumhuriyeti. Hiçbirimizin babasının çiftliği değil, işimize gelince Mahkemelere talimat verelim işimize gelmeyince ben küstüm oynamıyorum… Maalesef. Ta-nı-ya-cak-sın! Cumhurbaşkanı da olsan, sıradan vatandaş da olsan tanıyacaksın. Cumhuriyeti ve Anayasa’yı tanımıyorsan, o yasalarla oturduğun makamı da bir zahmet boşaltacaksın. Tutuklanan insanlar bir mahkeme kararıyla gidip paşa paşa cezaevine giriyorsa, sen de başka bir mahkeme kararı ile verilen hak ihlali kararını tanıyacaksın. Bitti. Bu kadar.

***

Yine gündemde olan diğer bir konu, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması. Terörü destekleyen açıklamaları, yürüyüş çağrıları nedeni ile HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekilleri Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü hakkında daha önceki terör örgütüne üyelik suçları için Adalet Bakanlığı tarafından dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin fezlekeler Başbakanlığa yollanmıştı. HDP Van milletvekili Tuğba Hezer hakkında da Ankara’da 29 kişinin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısını gerçekleştiren kişinin taziyesine gitmesi sebebiyle fezleke hazırlandı.

Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda Demirtaş, gördüğüm kadarıyla “tarafsızlığa aykırı” minvalinde bir açıklama yaptı, Cumhurbaşkanı ise “vatana ihanet söz konusu ise tarafsızlıktan bahsedilemez” tarzında bir cevap verdi. Cevabı alkışlıyorum.

Sen bu ülkenin meclisinde, bu ülkenin kanunları ile temsil edilme hakkını elde edeceksin, sonrasında her daim terör ve bölücülük propagandası yapacaksın, bigünah insanların ölümüne sebep olan bir kansızın taziyesine katılacaksın, sonrasında da tarafsızlık bekleyeceksin. Başından beri niyetleri belli olan bu terör yanlısı kitlenin mecliste olmasına karşıyım. Bunun demokrasi ile zerre ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Hukukçu kimliğim bir yana, ben bu ülkenin vatandaşıysam, birazcık onurum ve vicdanım varsa ekmek yediği çanağa pisleyen insanların benim vergimle, benim emeğimle söz sahibi olması ve yine bunca imtiyaza rağmen her gün yürekleri sızlatan şehit haberleri gelmesi elbette kanıma dokunur.

Özetle, vatana ihanet söz konusuysa tarafsızlık olmaz!

***

İpek medya grubundan sonra Zaman gazetesine de kayyum atandı. İçeriğine girmeden söylemem gerekir ki, Türkiye’de özgür basın diye bir kavram artık mevcut değildir. Unutulmuş ya da yanlış yorumlanıyor olabilir ama şunu bilin ki gazeteci yansız olacak diye bir kural yoktur. Özgür basın, hoşuna gitmediğinde kayyum atamak değil, herkesin özgürce her görüşü ifade edebildiği platform demektir. Gerçeğe aykırı haber yapılması dahi, unsurları söz konusu olmadığı müddetçe kimseyi suçlu kılmaz.

Basın güçlü olmak zorundadır. Bilin ki güçlü olmadıkça cesur olamazsınız.

Print Friendly

Bir Yorum Yap


*

Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.
Özlem Saygılı
(av.ozlemsaygili@hotmail.com)
Gücümüz Cesaretimizdir!
8 Mart 2016, Salı

özlem saygılı köşe siteAnayasa Mahkemesi’nin 25 Şubat’ta verdiği “hak ihlali” kararının ardından Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül, tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi’nden tahliye edildi. Mahkeme tarafından yapılan kısa basın açıklamasında, hem kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlaline (Anayasa madde 19) hem de 26 ve 28. Maddelerde belirtilen ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine yer verildi.

Söz konusu kararın yankıları halen devam ediyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir yetkisinin olmadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu kararı tanımadığını söyledi.

Öncelikle, devletin kamu gücünün bir uygulamasından ya da uygulanmamasından kaynaklanan bir mağduriyet söz konusu ise, bu mağduriyet Anayasa’da teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden bir ya da birkaçının ihlal edilmesi ile ilgiliyse, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabilirsiniz. Özellikle, bir koruma tedbiri olması gereken tutukluluk kararının, ülkemizde ne yazık ki bir cezalandırma biçimi olarak uygulanması sebebiyle bizzat ve defalarca yapmışlığım vardır. Bu sebeple Anayasa Mahkemesi’nin tutukluluğun bir hak ihlali olduğu yönünde karar verme yönünde yetkisi vardır. Bunu geçtik.

Cumhurbaşkanı’nın söz konusu kararı tanımadığı yönünde ise şunu söyleyebilirim: One minute! Burası Türkiye Cumhuriyeti. Hiçbirimizin babasının çiftliği değil, işimize gelince Mahkemelere talimat verelim işimize gelmeyince ben küstüm oynamıyorum… Maalesef. Ta-nı-ya-cak-sın! Cumhurbaşkanı da olsan, sıradan vatandaş da olsan tanıyacaksın. Cumhuriyeti ve Anayasa’yı tanımıyorsan, o yasalarla oturduğun makamı da bir zahmet boşaltacaksın. Tutuklanan insanlar bir mahkeme kararıyla gidip paşa paşa cezaevine giriyorsa, sen de başka bir mahkeme kararı ile verilen hak ihlali kararını tanıyacaksın. Bitti. Bu kadar.

***

Yine gündemde olan diğer bir konu, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması. Terörü destekleyen açıklamaları, yürüyüş çağrıları nedeni ile HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekilleri Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü hakkında daha önceki terör örgütüne üyelik suçları için Adalet Bakanlığı tarafından dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin fezlekeler Başbakanlığa yollanmıştı. HDP Van milletvekili Tuğba Hezer hakkında da Ankara’da 29 kişinin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısını gerçekleştiren kişinin taziyesine gitmesi sebebiyle fezleke hazırlandı.

Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda Demirtaş, gördüğüm kadarıyla “tarafsızlığa aykırı” minvalinde bir açıklama yaptı, Cumhurbaşkanı ise “vatana ihanet söz konusu ise tarafsızlıktan bahsedilemez” tarzında bir cevap verdi. Cevabı alkışlıyorum.

Sen bu ülkenin meclisinde, bu ülkenin kanunları ile temsil edilme hakkını elde edeceksin, sonrasında her daim terör ve bölücülük propagandası yapacaksın, bigünah insanların ölümüne sebep olan bir kansızın taziyesine katılacaksın, sonrasında da tarafsızlık bekleyeceksin. Başından beri niyetleri belli olan bu terör yanlısı kitlenin mecliste olmasına karşıyım. Bunun demokrasi ile zerre ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Hukukçu kimliğim bir yana, ben bu ülkenin vatandaşıysam, birazcık onurum ve vicdanım varsa ekmek yediği çanağa pisleyen insanların benim vergimle, benim emeğimle söz sahibi olması ve yine bunca imtiyaza rağmen her gün yürekleri sızlatan şehit haberleri gelmesi elbette kanıma dokunur.

Özetle, vatana ihanet söz konusuysa tarafsızlık olmaz!

***

İpek medya grubundan sonra Zaman gazetesine de kayyum atandı. İçeriğine girmeden söylemem gerekir ki, Türkiye’de özgür basın diye bir kavram artık mevcut değildir. Unutulmuş ya da yanlış yorumlanıyor olabilir ama şunu bilin ki gazeteci yansız olacak diye bir kural yoktur. Özgür basın, hoşuna gitmediğinde kayyum atamak değil, herkesin özgürce her görüşü ifade edebildiği platform demektir. Gerçeğe aykırı haber yapılması dahi, unsurları söz konusu olmadığı müddetçe kimseyi suçlu kılmaz.

Basın güçlü olmak zorundadır. Bilin ki güçlü olmadıkça cesur olamazsınız.

Print Friendly
YORUMLAR



    Yukarı Çık