Haber

Kaderi Değişmeyen Eğitim

Kaderi Değişmeyen Eğitim
30 Ekim 2017

Kırıkkale Memur Sen ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Yaver Yalçın, Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemlerin, plansız ve istişare dayanmayan proje mantığının kısır tezahürü olduğunu savundu.

BAŞARILI OLAMAZ
Milli Eğitimde sistemli, planlı ve istişareye dayanmayan hiçbir projenin, başarılı olmayacağını savunan Memur Sen İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Yaver Yalçın, öğrencileri sürekli başka yönlere kanalize eden, velileri tedirgin eden ve sık sık değiştirilmek zorunda kalınan sınav sistemlerinin böyle bir anlayışın ürünü olduğunu kaydetti. Yalçın, “Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemler aynı mantığın kısır tezahürüdür.YKS tatminden TEOG tahminden uzak görünüyor” dedi.
BEN YAPTIM OLDU
Kaldırılacak sistemin eksikliklerinin ne olduğunu paylaşmadan, yerine getirilecek olanı kararlaştırıp olgunlaştırmadan, tüm bunları yaparken de paydaşlarla tartışıp istişare etmeden kurulan sınav sistemlerinin birçok sıkıntıyı da beraber getirdiğinin defalarca kez tecrübe edildiğini aktaran Yalçın, Eğitim Bir Sen’in Eğitime Bakış 2016 ve Yükseköğretime Bakış 2017 raporlarında bugün ortaya çıkan sorunlara dikkat çektiğini, yanlışı terk ederken gösterilen acemiliğin, ilerde ya geriye dönük tadilata sebep olduğunu ya da komple sistemi terk ettiren sonuçlar doğurduğunu belirtti.
TEOG TAHMİNDEN UZAK GÖRÜNÜYOR
Yalçın; Sendika olarak yaşanan gelişmelerden kaygı duyduklarını, eğitim sistemindeki değişikliklerin istişare edilmemesini eleştirdi. “Sistemli, planlı ve istişareye dayanmayan hiçbir proje, başarılı olmamıştır, olmaz da. Ülke olarak, yıllardır sancısını, sıkıntısını, stresini yaşadığımız nokta burasıdır. Yerel değerlere dayanan evrensel bir eğitim sistemini kuramayışımızın temel sebebi bundan kaynaklanmaktadır. Öğrencileri sürekli başka yönlere kanalize eden, velileri tedirgin eden ve sık sık değiştirilmek zorunda kalınan sınav sistemleri de böyle bir anlayışın ürünüdür. Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemler aynı mantığın kısır tezahürüdür.YKS tatminden TEOG tahminden uzak görünüyor” dedi.
DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ DUYULUYOR
Kaldırılacak sistemin eksikliklerinin ne olduğunu paylaşmadan, yerine getirilecek olanı kararlaştırıp olgunlaştırmadan, tüm bunları yaparken de paydaşlarla tartışıp istişare etmeden kurulan sınav sistemlerinin birçok sıkıntıyı da beraber getirdiğinin defalarca kez tecrübe edildiğini aktaran Yalçın, yanlışı terk ederken gösterilen acemiliğin, ilerde ya geriye dönük tadilatı ya da komple sistemi terk ettiren sonuçlar doğurduğunu belirtti. Eğitim Bir Sen’in Eğitime Bakış 2016 ve Yükseköğretime Bakış 2017 raporlarında bugün ortaya çıkan sorunlara dikkat çektiklerini söyleyen Yalçın, özellikle TEOG konusunda en büyük sıkıntının sınav boyutunda değil, aksine sınav puanına dayalı merkezi yerleştirme olduğunu, bu konuda bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu ifade ettiklerini kaydetti.Yalçın ; “Ortaöğretim sistemine yerleştirmedeki en büyük sorun, merkezi sınavın var olmasından ziyade, merkezi sınavın zorunlu olarak bütün öğrencilere uygulanması ve tüm öğrencilerin bu sınav sonuçlarına göre merkezi olarak yerleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı, 8. sınıftaki tüm öğrencilerin zorunlu olarak sınava girdiği, öğrencilerin hepsinin tüm okullara merkezi olarak puan üstünlüğüne göre yerleştirildiği TEOG’a benzer bir modelden kesinlikle kaçınmak gerekmektedir. Dahası, zaman zaman kamuoyuna yansıyan TEOG’a benzer merkezi bir yazılı sınav yapılması, tüm öğrencilerin bu sınava girmeye zorlanması ve bu sınav sonuçlarına göre tüm öğrencilerin merkezi olarak yerleştirilmesi, TEOG’un neden olduğu sorunları olduğu gibi devam ettirecektir
MODELLER ÜZERİNDE DURULMALIDIR
“Yeni sınav ve yerleştirme sistemi tasarlanırken, öğrencileri okul dışı kaynaklara mecbur bırakmayacak, öğrenci başarısının okullarda heterojen olarak dağılacağı, yani hem genel liselerin hem de meslek liselerinin başarılı öğrencilere sahip olabileceği bir sistem amaçlanmalıdır. Bu şekilde, değişik meslek liselerinden, İmam Hatip liselerinden ve muhtelif mahalle liselerinden başarılı olan öğrencilerin gelecek kaygısı çekmeyeceği, çalışan ve başarılı olan herkesin emeğinin karşılığını alabileceği engelsiz, geçişli esnek modeller üzerinde durulmalıdır”Yükseköğretime giriş sınav sisteminde ise ortaöğretim öğrencilerinin standart testlerde düşük başarı düzeyleri, öğrenci başarısını etkileyecek düzeyde sınav kaygısı, boş kalan kontenjanlar, sınavların lise eğitiminin bütününü kapsamaması gibi sorun alanlarının varlığını gözler önüne serdiğini işaret eden Eğitim Bir Sen Şube Başkanı YALÇIN, belli bir grubu seçen ve yerleştiren değil, tüm öğrencileri hayata hazırlayan bir sistem kurulması gerektiğini savundu.
SINAVIN GEÇERLİĞİNİ AZALTMIŞTIR
‘Tüm sosyal alan derslerinden de soru sorulmalı, eksiklikler giderilmelidir’ diyen Başkan Çoban, milyonlarca adayı, aileyi ve toplumun geleceğini ilgilendiren üniversiteye giriş sisteminde yapılacak değişikliklerin; eğitimin ilgili paydaşlarıyla görüş alışverişi yapılmadan, konunun hassas ve sıkıntılı noktaları tecrübeler ışığında değerlendirilmeden, dahası demokratik teamüller yerine getirilmeden Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından açıklanmasının üzüntü verici olduğunu vurguladı.  Çoban, “YGS’ye ve LYS’ye göre yeni sınavın fiilen tek aşamaya indirilmiş olması ve toplam soru sayının azaltılmış olması, ölçme ve değerlendirme ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, sınavın geçerliğini azaltmıştır. Soru sayısının azaltılması aynı sayıdaki nette çok fazla sayıda öğrenci istifleyecek, daha nitelikli bir sıralama yerine dar aralıklara yığma yapacaktır. Adayların girecekleri sınavların kapsamlarının daraltılarak bazı derslerden hiç soru sorulmayacak olması, ortaöğretimi olumsuz etkileyecektir” dedi.
SORU SORULMASI KAÇINILMAZDIR
Kapsamın daraltılmasının öğrencilerin tek yönlü bir şekilde yetişmesine, Sosyal ve Fen Bilimleri alanında verilen dersleri ihmal etmesine neden olacağının altını çizen YALÇIN, bu durumun lise eğitimini olumsuz etkileyeceğine temas etti.sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Sadece belirli dersleri merkeze alarak, diğer dersleri dışlayarak, öğrencinin ilgi alanının dışına iterek, belli dersleri tamamen ağırlıklı hale getirip diğer dersleri kötürümlüğe sürükleyecek anlayış doğru bir ölçme anlayışı değildir. Her ne kadar tarih dersiyle ilgili küçük bir adım atılmış olsa da, sosyal alan derslerini dışarıda bırakan mantık yanlış, din kültürü ve ahlak bilgisi ve felsefe derslerinden hiç soru dahi sormayan bir ölçme hatalı ve değerlendirme de haksızdır. Kapsam geçerliliğini artıracak, okulda alınan eğitimi ve öğrenilen dersleri kuşatacak bütün derslerin formülasyonda yerinin ve payının olduğu bir sistem daha adil bir sistem olacaktır. Bu kapsamda din kültürü ve felsefe derslerinden de soru sorulması kaçınılmazdır.“Bu haliyle yeni sistem, sosyal alan başarısını önemsiz hâle getirdiği için, imam hatip liselerinin ve meslek liselerinin yükseköğretime girişlerini daha da zorlaştıracaktır.
REVİZE EDİLMELİDİR
İki sınavın aynı gün yapılması ve ilk aşama sınavın sonuçları açıklanmadan ikinci aşama sınava girilmesi, aşamalı sınav mantığına aykırıdır. Yeni sistemde iki oturumun aynı günde yapılacak olması, fiilen aşamalı sistemin kaldırılması demektir. Farklı günlerdeki oturumlarda yapılan sınavlarda öğrenciler, herhangi bir oturumdaki dezavantajlarını diğer günlerdeki oturumlarda kapatmaya çalışmaktaydılar. Ancak yeni sistemde bunun yapılması mümkün görülmemektedir. Öğrencilerin sabah oturumundaki sınav sonuçları belli olmadan (belki de yeterli puanı almadan) ikinci sınava girmeleri usulen doğru gibi görünse de esasen yanlış bir uygulamadır. YÖK tarafından tasarlanan yeni yükseköğretime geçiş sistemi uygulamaya konulmadan evvel eleştirilerimiz ve tüm paydaşların da bu konudaki eleştiri ve önerileri dikkate alınarak revize edilmelidir. Toplumun yeni sisteme olan güven duygusu tesis edilmelidir. Aksi hâlde sorun çözmek için getirilen yeni sistem, yeni sorunların kaynağı olacaktır”
DÖNGÜ SÜRÜP GİDECEKTİR
Eğitim Bir Sen olarak eğitimdeki gelişmelerden kaygı duyduklarını belirten YALÇIN, milletin varlığı, dimağı, tasavvuru, idealleri, hayatı, hayalleri, istiklali ve istikbali ile doğrudan ilgili olan eğitimin sorunlarının, anlık etki ve tepkilerle düzenlenmesi yanlışından bir an evvel dönülmesi gerektiğini vurguladı. YALÇIN; “Nesnesi, öznesi, amacı, aracı insan olan eğitim meselelerini en insanî gerekçelerle bile olsa tartışmadan çözmeye çalışmak, yanlışın da ötesinde nesillerin yitirilmesine sebebiyet verecek vahim bir hatadır. Eğitim alanıyla ilgili çalışma yapılırken, bütün bu unsurlar göz önünde bulundurulmalı, örnek modellerden yararlanılmalı, çağın gerekleri dikkate alınmalı, mutlaka istişare edilerek farklı görüş ve önerilerden istifade edilmelidir. Aksi hâlde bu kısır döngü sürüp gidecektir” sözlerini noktaladı.




Bir Yorum Yap





Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.

Kaderi Değişmeyen Eğitim

Haber Giriş Tarihi: 30 Ekim 2017
Kaderi Değişmeyen Eğitim

Kırıkkale Memur Sen ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Yaver Yalçın, Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemlerin, plansız ve istişare dayanmayan proje mantığının kısır tezahürü olduğunu savundu.

BAŞARILI OLAMAZ
Milli Eğitimde sistemli, planlı ve istişareye dayanmayan hiçbir projenin, başarılı olmayacağını savunan Memur Sen İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Yaver Yalçın, öğrencileri sürekli başka yönlere kanalize eden, velileri tedirgin eden ve sık sık değiştirilmek zorunda kalınan sınav sistemlerinin böyle bir anlayışın ürünü olduğunu kaydetti. Yalçın, “Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemler aynı mantığın kısır tezahürüdür.YKS tatminden TEOG tahminden uzak görünüyor” dedi.
BEN YAPTIM OLDU
Kaldırılacak sistemin eksikliklerinin ne olduğunu paylaşmadan, yerine getirilecek olanı kararlaştırıp olgunlaştırmadan, tüm bunları yaparken de paydaşlarla tartışıp istişare etmeden kurulan sınav sistemlerinin birçok sıkıntıyı da beraber getirdiğinin defalarca kez tecrübe edildiğini aktaran Yalçın, Eğitim Bir Sen’in Eğitime Bakış 2016 ve Yükseköğretime Bakış 2017 raporlarında bugün ortaya çıkan sorunlara dikkat çektiğini, yanlışı terk ederken gösterilen acemiliğin, ilerde ya geriye dönük tadilata sebep olduğunu ya da komple sistemi terk ettiren sonuçlar doğurduğunu belirtti.
TEOG TAHMİNDEN UZAK GÖRÜNÜYOR
Yalçın; Sendika olarak yaşanan gelişmelerden kaygı duyduklarını, eğitim sistemindeki değişikliklerin istişare edilmemesini eleştirdi. “Sistemli, planlı ve istişareye dayanmayan hiçbir proje, başarılı olmamıştır, olmaz da. Ülke olarak, yıllardır sancısını, sıkıntısını, stresini yaşadığımız nokta burasıdır. Yerel değerlere dayanan evrensel bir eğitim sistemini kuramayışımızın temel sebebi bundan kaynaklanmaktadır. Öğrencileri sürekli başka yönlere kanalize eden, velileri tedirgin eden ve sık sık değiştirilmek zorunda kalınan sınav sistemleri de böyle bir anlayışın ürünüdür. Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemler aynı mantığın kısır tezahürüdür.YKS tatminden TEOG tahminden uzak görünüyor” dedi.
DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ DUYULUYOR
Kaldırılacak sistemin eksikliklerinin ne olduğunu paylaşmadan, yerine getirilecek olanı kararlaştırıp olgunlaştırmadan, tüm bunları yaparken de paydaşlarla tartışıp istişare etmeden kurulan sınav sistemlerinin birçok sıkıntıyı da beraber getirdiğinin defalarca kez tecrübe edildiğini aktaran Yalçın, yanlışı terk ederken gösterilen acemiliğin, ilerde ya geriye dönük tadilatı ya da komple sistemi terk ettiren sonuçlar doğurduğunu belirtti. Eğitim Bir Sen’in Eğitime Bakış 2016 ve Yükseköğretime Bakış 2017 raporlarında bugün ortaya çıkan sorunlara dikkat çektiklerini söyleyen Yalçın, özellikle TEOG konusunda en büyük sıkıntının sınav boyutunda değil, aksine sınav puanına dayalı merkezi yerleştirme olduğunu, bu konuda bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu ifade ettiklerini kaydetti.Yalçın ; “Ortaöğretim sistemine yerleştirmedeki en büyük sorun, merkezi sınavın var olmasından ziyade, merkezi sınavın zorunlu olarak bütün öğrencilere uygulanması ve tüm öğrencilerin bu sınav sonuçlarına göre merkezi olarak yerleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı, 8. sınıftaki tüm öğrencilerin zorunlu olarak sınava girdiği, öğrencilerin hepsinin tüm okullara merkezi olarak puan üstünlüğüne göre yerleştirildiği TEOG’a benzer bir modelden kesinlikle kaçınmak gerekmektedir. Dahası, zaman zaman kamuoyuna yansıyan TEOG’a benzer merkezi bir yazılı sınav yapılması, tüm öğrencilerin bu sınava girmeye zorlanması ve bu sınav sonuçlarına göre tüm öğrencilerin merkezi olarak yerleştirilmesi, TEOG’un neden olduğu sorunları olduğu gibi devam ettirecektir
MODELLER ÜZERİNDE DURULMALIDIR
“Yeni sınav ve yerleştirme sistemi tasarlanırken, öğrencileri okul dışı kaynaklara mecbur bırakmayacak, öğrenci başarısının okullarda heterojen olarak dağılacağı, yani hem genel liselerin hem de meslek liselerinin başarılı öğrencilere sahip olabileceği bir sistem amaçlanmalıdır. Bu şekilde, değişik meslek liselerinden, İmam Hatip liselerinden ve muhtelif mahalle liselerinden başarılı olan öğrencilerin gelecek kaygısı çekmeyeceği, çalışan ve başarılı olan herkesin emeğinin karşılığını alabileceği engelsiz, geçişli esnek modeller üzerinde durulmalıdır”Yükseköğretime giriş sınav sisteminde ise ortaöğretim öğrencilerinin standart testlerde düşük başarı düzeyleri, öğrenci başarısını etkileyecek düzeyde sınav kaygısı, boş kalan kontenjanlar, sınavların lise eğitiminin bütününü kapsamaması gibi sorun alanlarının varlığını gözler önüne serdiğini işaret eden Eğitim Bir Sen Şube Başkanı YALÇIN, belli bir grubu seçen ve yerleştiren değil, tüm öğrencileri hayata hazırlayan bir sistem kurulması gerektiğini savundu.
SINAVIN GEÇERLİĞİNİ AZALTMIŞTIR
‘Tüm sosyal alan derslerinden de soru sorulmalı, eksiklikler giderilmelidir’ diyen Başkan Çoban, milyonlarca adayı, aileyi ve toplumun geleceğini ilgilendiren üniversiteye giriş sisteminde yapılacak değişikliklerin; eğitimin ilgili paydaşlarıyla görüş alışverişi yapılmadan, konunun hassas ve sıkıntılı noktaları tecrübeler ışığında değerlendirilmeden, dahası demokratik teamüller yerine getirilmeden Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından açıklanmasının üzüntü verici olduğunu vurguladı.  Çoban, “YGS’ye ve LYS’ye göre yeni sınavın fiilen tek aşamaya indirilmiş olması ve toplam soru sayının azaltılmış olması, ölçme ve değerlendirme ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, sınavın geçerliğini azaltmıştır. Soru sayısının azaltılması aynı sayıdaki nette çok fazla sayıda öğrenci istifleyecek, daha nitelikli bir sıralama yerine dar aralıklara yığma yapacaktır. Adayların girecekleri sınavların kapsamlarının daraltılarak bazı derslerden hiç soru sorulmayacak olması, ortaöğretimi olumsuz etkileyecektir” dedi.
SORU SORULMASI KAÇINILMAZDIR
Kapsamın daraltılmasının öğrencilerin tek yönlü bir şekilde yetişmesine, Sosyal ve Fen Bilimleri alanında verilen dersleri ihmal etmesine neden olacağının altını çizen YALÇIN, bu durumun lise eğitimini olumsuz etkileyeceğine temas etti.sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Sadece belirli dersleri merkeze alarak, diğer dersleri dışlayarak, öğrencinin ilgi alanının dışına iterek, belli dersleri tamamen ağırlıklı hale getirip diğer dersleri kötürümlüğe sürükleyecek anlayış doğru bir ölçme anlayışı değildir. Her ne kadar tarih dersiyle ilgili küçük bir adım atılmış olsa da, sosyal alan derslerini dışarıda bırakan mantık yanlış, din kültürü ve ahlak bilgisi ve felsefe derslerinden hiç soru dahi sormayan bir ölçme hatalı ve değerlendirme de haksızdır. Kapsam geçerliliğini artıracak, okulda alınan eğitimi ve öğrenilen dersleri kuşatacak bütün derslerin formülasyonda yerinin ve payının olduğu bir sistem daha adil bir sistem olacaktır. Bu kapsamda din kültürü ve felsefe derslerinden de soru sorulması kaçınılmazdır.“Bu haliyle yeni sistem, sosyal alan başarısını önemsiz hâle getirdiği için, imam hatip liselerinin ve meslek liselerinin yükseköğretime girişlerini daha da zorlaştıracaktır.
REVİZE EDİLMELİDİR
İki sınavın aynı gün yapılması ve ilk aşama sınavın sonuçları açıklanmadan ikinci aşama sınava girilmesi, aşamalı sınav mantığına aykırıdır. Yeni sistemde iki oturumun aynı günde yapılacak olması, fiilen aşamalı sistemin kaldırılması demektir. Farklı günlerdeki oturumlarda yapılan sınavlarda öğrenciler, herhangi bir oturumdaki dezavantajlarını diğer günlerdeki oturumlarda kapatmaya çalışmaktaydılar. Ancak yeni sistemde bunun yapılması mümkün görülmemektedir. Öğrencilerin sabah oturumundaki sınav sonuçları belli olmadan (belki de yeterli puanı almadan) ikinci sınava girmeleri usulen doğru gibi görünse de esasen yanlış bir uygulamadır. YÖK tarafından tasarlanan yeni yükseköğretime geçiş sistemi uygulamaya konulmadan evvel eleştirilerimiz ve tüm paydaşların da bu konudaki eleştiri ve önerileri dikkate alınarak revize edilmelidir. Toplumun yeni sisteme olan güven duygusu tesis edilmelidir. Aksi hâlde sorun çözmek için getirilen yeni sistem, yeni sorunların kaynağı olacaktır”
DÖNGÜ SÜRÜP GİDECEKTİR
Eğitim Bir Sen olarak eğitimdeki gelişmelerden kaygı duyduklarını belirten YALÇIN, milletin varlığı, dimağı, tasavvuru, idealleri, hayatı, hayalleri, istiklali ve istikbali ile doğrudan ilgili olan eğitimin sorunlarının, anlık etki ve tepkilerle düzenlenmesi yanlışından bir an evvel dönülmesi gerektiğini vurguladı. YALÇIN; “Nesnesi, öznesi, amacı, aracı insan olan eğitim meselelerini en insanî gerekçelerle bile olsa tartışmadan çözmeye çalışmak, yanlışın da ötesinde nesillerin yitirilmesine sebebiyet verecek vahim bir hatadır. Eğitim alanıyla ilgili çalışma yapılırken, bütün bu unsurlar göz önünde bulundurulmalı, örnek modellerden yararlanılmalı, çağın gerekleri dikkate alınmalı, mutlaka istişare edilerek farklı görüş ve önerilerden istifade edilmelidir. Aksi hâlde bu kısır döngü sürüp gidecektir” sözlerini noktaladı.

YORUMLAR



    Yukarı Çık