Haber

Karne notları, buzdağının görünen yüzü

Karne notları, buzdağının görünen yüzü
14 Haziran 2017

Okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte karne notları bazı öğrenci ve veliler için mutluluk ve gurur kaynağı anlamı taşırken, bazıları için ise değersizlik ve mutsuzluk anlamı taşıyor.

 

NEGATİF DUYGULAR

Sadece karne notları üzerinden ‘başarılı’ veya ‘başarısız’ gibi tanımlamaların doğru olmadığını belirten Kırıkkale Üniversitesi Danışma Rehberlik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Kandemir bu süreçte ailelere düşen görevlere değindi. Okul hayatının iletişim, sosyal beceri, arkadaşlık, kendini tanıma, mesleki yönelim, yaşama hazırlanma gibi pek çok öğrenme alanlarını içerdiğini ifade eden Doç. Dr. Mehmet Kandemir, “Eğitim öğretimin paydaşları açısından okul, daha çok ders ve sınav geçme, yüksek not alma, başarı ile ilgili yaşantıların olduğu yaşam alanı olarak algılanmaktadır. Eğitim ve öğretim dönemlerinin sonunda elde edilen performans göstergeleri karnelerde okul, veli ve öğrenciye ilan edilir. Elde edilen bu notlar, bazı öğrencilerin pozitif duygular yaşamasına neden olurken; bazı öğrencilere, tembel, ezik, başarısız, ilgisiz, umut vaat etmeyen, işe yaramayan kimlikler yüklenmesine ve bu öğrencilerin yoğun değersizlik, umutsuzluk, utanç, suçluluk gibi negatif duygular yaşamasına neden olmaktadır”

 

PEK ÇOK FAKTÖRÜN DE YANSIMALARI

“Fakat, burada dikkat etmemiz gereken hususlardan birincisi, alınan karne notları sadece derslere ait sınav notlarıyla ilişkili değildir. Alınan notlar; okula, öğrenmeye, derslere ve öğretmenlere yönelik motivasyonun, sınıf içi katılımın, öğretmen ve diğer öğrencilerle ilişkilerin, algılanan veli ve öğretmen desteğinin, okul ya da aile yaşantılarının, travmalarının vb. pek çok faktörün de yansımalarıdır. Bu yüzden karne notlarını sadece sınavın notları olarak görüp, öğrencilere başarı ya da başarısızlık kimliği yüklememek gerekmektedir. Diğer önemli bir husus da; aile içi ilişkilerin, yaşantıların, algılanan aile ikliminin ve yüksek beklentinin, algılanan veli ve öğretmen desteğinin karne notlarının oluşmasına katkıları çoktur. Bu yüzden notların sorumluluğunu sadece öğrencide görmek doğru değildir. Elde edilen sonuçların sorumluluklarının paylaşılması gerekmektedir. Notların, sadece öğrencinin elde ettiği sonuçlarmış gibi görülmesi, öğrenciye duygusal bir baskı ve stres kaynağına dönüşmesine ve bunun sonucunda, aile ve okul ortamına yönelik duygusal bağların zayıflamasına ve kopuşuna neden olabilir” şeklinde konuştu

 

KARNE NOTLARI NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ?

Karne notlarının buzdağının görünen yüzü olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Kandemir, “Görünmeyen yüzü ise, yukarıda belirttiğimiz hususlardır. Karne notları istenildiği gibi olmayan bir öğrencinin velisi, sonuçları olabildiğince soğukkanlı karşılamalıdır. Kaygılı, panik ya da öfke ile çocuğuna yaklaşan veli, öğrencinin daha fazla değersizlik ve suçluluk duygularını yaşamalarına ve sonucunda çocuğunun bir travma yaşamasına neden olabilir. Özellikle yüksek beklentiler taşıyan, kaygı düzeyi yüksek ve mükemmeliyetçi bir veli ise notlar karşısında çocuğuna karşı tutumları oldukça abartılı olabilir.  Bazı çocuklar, velinin tepkileri ile yüzleşmemek için başka istenmeyen tutum ve davranışların içine de girebilir. Unutmamak gerekir ki, çocukların değeri not gibi değişen ve geliştirilebilen sayısal bir sonuç ile asla eşleştirilmemelidir. Karne notuyla ilgili ailede bir değerlendirme yapılabilir. Öğrenciyi başarıya ya da başarısızlığa götüren faktörleri çocuk ve aile birlikte tartışıp, gelecek dönemlerle ilgili sorumluluklar yeniden paylaşılabilir. Tabi bunlar yapılırken, oldukça özenle hazırlanmış bir ortamda (tv, bilgisayar, telefon, görültü vb. dikkat dağıtıcılardan uzak bir ortam) ve eleştirel olmayan bir ortamda bunlar yapılabilir. Bu anlarda çocuklar anlayışlı, içten ve duyarlı kişileri, özelliklede biyolojik kan bağı olan kişileri çevresinde görmek ister. Çocukların, bu ihtiyaçlarına velilerin duyarlı olması gerekmektedir” dedi.

 

ABARTILI ÖDÜL VE ÖVGÜLERDEN KAÇININ

Doç. Dr. Kandemir ödül ve övgü konusunda aşırıya kaçılmaması gerektiğini ifade ederek, “Başarılı olan öğrencilerin aileleri, çocuklarının başarısını ödüllendirmek için madde odaklı ya da abartılı ödül ve övgüler yapmaktan kaçınmalıdır. Öğrenci sorumluluklarını yerine getirdiği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Çok fazla ödül alan öğrencinin,  karne notlarını ödüle ve ailesinin övgüsüne giden bir araç olarak değerlendirme riski vardır. Oysa ki öğrencilerin, şu anı ve geleceği için öğrenme,  kendini geliştirme çabası taşımaları ve bu bilinçle hareket etmeleri gerekmektedir” dedi.

Print Friendly, PDF & Email



Bir Yorum Yap

4 × 1 =





Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.

Karne notları, buzdağının görünen yüzü

Haber Giriş Tarihi: 14 Haziran 2017
Karne notları, buzdağının görünen yüzü

Okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte karne notları bazı öğrenci ve veliler için mutluluk ve gurur kaynağı anlamı taşırken, bazıları için ise değersizlik ve mutsuzluk anlamı taşıyor.

 

NEGATİF DUYGULAR

Sadece karne notları üzerinden ‘başarılı’ veya ‘başarısız’ gibi tanımlamaların doğru olmadığını belirten Kırıkkale Üniversitesi Danışma Rehberlik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Kandemir bu süreçte ailelere düşen görevlere değindi. Okul hayatının iletişim, sosyal beceri, arkadaşlık, kendini tanıma, mesleki yönelim, yaşama hazırlanma gibi pek çok öğrenme alanlarını içerdiğini ifade eden Doç. Dr. Mehmet Kandemir, “Eğitim öğretimin paydaşları açısından okul, daha çok ders ve sınav geçme, yüksek not alma, başarı ile ilgili yaşantıların olduğu yaşam alanı olarak algılanmaktadır. Eğitim ve öğretim dönemlerinin sonunda elde edilen performans göstergeleri karnelerde okul, veli ve öğrenciye ilan edilir. Elde edilen bu notlar, bazı öğrencilerin pozitif duygular yaşamasına neden olurken; bazı öğrencilere, tembel, ezik, başarısız, ilgisiz, umut vaat etmeyen, işe yaramayan kimlikler yüklenmesine ve bu öğrencilerin yoğun değersizlik, umutsuzluk, utanç, suçluluk gibi negatif duygular yaşamasına neden olmaktadır”

 

PEK ÇOK FAKTÖRÜN DE YANSIMALARI

“Fakat, burada dikkat etmemiz gereken hususlardan birincisi, alınan karne notları sadece derslere ait sınav notlarıyla ilişkili değildir. Alınan notlar; okula, öğrenmeye, derslere ve öğretmenlere yönelik motivasyonun, sınıf içi katılımın, öğretmen ve diğer öğrencilerle ilişkilerin, algılanan veli ve öğretmen desteğinin, okul ya da aile yaşantılarının, travmalarının vb. pek çok faktörün de yansımalarıdır. Bu yüzden karne notlarını sadece sınavın notları olarak görüp, öğrencilere başarı ya da başarısızlık kimliği yüklememek gerekmektedir. Diğer önemli bir husus da; aile içi ilişkilerin, yaşantıların, algılanan aile ikliminin ve yüksek beklentinin, algılanan veli ve öğretmen desteğinin karne notlarının oluşmasına katkıları çoktur. Bu yüzden notların sorumluluğunu sadece öğrencide görmek doğru değildir. Elde edilen sonuçların sorumluluklarının paylaşılması gerekmektedir. Notların, sadece öğrencinin elde ettiği sonuçlarmış gibi görülmesi, öğrenciye duygusal bir baskı ve stres kaynağına dönüşmesine ve bunun sonucunda, aile ve okul ortamına yönelik duygusal bağların zayıflamasına ve kopuşuna neden olabilir” şeklinde konuştu

 

KARNE NOTLARI NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ?

Karne notlarının buzdağının görünen yüzü olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Kandemir, “Görünmeyen yüzü ise, yukarıda belirttiğimiz hususlardır. Karne notları istenildiği gibi olmayan bir öğrencinin velisi, sonuçları olabildiğince soğukkanlı karşılamalıdır. Kaygılı, panik ya da öfke ile çocuğuna yaklaşan veli, öğrencinin daha fazla değersizlik ve suçluluk duygularını yaşamalarına ve sonucunda çocuğunun bir travma yaşamasına neden olabilir. Özellikle yüksek beklentiler taşıyan, kaygı düzeyi yüksek ve mükemmeliyetçi bir veli ise notlar karşısında çocuğuna karşı tutumları oldukça abartılı olabilir.  Bazı çocuklar, velinin tepkileri ile yüzleşmemek için başka istenmeyen tutum ve davranışların içine de girebilir. Unutmamak gerekir ki, çocukların değeri not gibi değişen ve geliştirilebilen sayısal bir sonuç ile asla eşleştirilmemelidir. Karne notuyla ilgili ailede bir değerlendirme yapılabilir. Öğrenciyi başarıya ya da başarısızlığa götüren faktörleri çocuk ve aile birlikte tartışıp, gelecek dönemlerle ilgili sorumluluklar yeniden paylaşılabilir. Tabi bunlar yapılırken, oldukça özenle hazırlanmış bir ortamda (tv, bilgisayar, telefon, görültü vb. dikkat dağıtıcılardan uzak bir ortam) ve eleştirel olmayan bir ortamda bunlar yapılabilir. Bu anlarda çocuklar anlayışlı, içten ve duyarlı kişileri, özelliklede biyolojik kan bağı olan kişileri çevresinde görmek ister. Çocukların, bu ihtiyaçlarına velilerin duyarlı olması gerekmektedir” dedi.

 

ABARTILI ÖDÜL VE ÖVGÜLERDEN KAÇININ

Doç. Dr. Kandemir ödül ve övgü konusunda aşırıya kaçılmaması gerektiğini ifade ederek, “Başarılı olan öğrencilerin aileleri, çocuklarının başarısını ödüllendirmek için madde odaklı ya da abartılı ödül ve övgüler yapmaktan kaçınmalıdır. Öğrenci sorumluluklarını yerine getirdiği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Çok fazla ödül alan öğrencinin,  karne notlarını ödüle ve ailesinin övgüsüne giden bir araç olarak değerlendirme riski vardır. Oysa ki öğrencilerin, şu anı ve geleceği için öğrenme,  kendini geliştirme çabası taşımaları ve bu bilinçle hareket etmeleri gerekmektedir” dedi.

Print Friendly, PDF & Email

YORUMLAR



    Yukarı Çık