Haber
11 Ekim 2016

Kültür Turizmine Yönelmeliyiz!

Kırıkkale genç bir şehir olduğundan henüz oturamamış ve neye yöneleceğine bir türlü karar verememiş bir şehir. MKE nin güçlü olduğu dönemde TÜRAŞ’ında kurulması ile birlikte İşçi Şehri haline gelmiş ve hızla artan nüfusu ile tüm ülkenin dikkatini çekmiş ancak MKE’nin küçülmesi, TÜPRAŞ’ında özelleşmesi ile birlikte “İşçi Şehri” sıfatını hızla kaybetmiş bir şehir. Bu etkilerle işsizlik oranlarının hızla artması ve dışarıya göçle birlikte “Emekli Şehri” sıfatıyla buluşmuş. Kırıkkale Üniversitesinin hızla büyümesi ile birlikte ucundan azıcık “Öğrenci Şehri” sıfatı ile tanışmış bir şehir, Kırıkkale.

HİÇBİR ŞEY TAM DEĞİL

Peki, ne olur bu Kırıkkale’den? Esasen her şeyden biraz Kırıkkale’de ama hiçbir şeyden tam yok. Hiçbir şeyden tam olmadığı için oturmamış, ne olduğunu anlayamamış bir şehir konumundayız. Haber 71 Gazetesinin başlatmış olduğu “Kırıkkale’ye Askeri Birlik İstiyoruz” kampanyası, şehirden de iyi bir destek almıştı. Bu Kırıkkale için önemli fırsatlardan bir tanesiydi. Ancak gerekli her yere başvuru yapılmasına karşın karşılığını alamadık. Destek çoktu ama bunu eyleme dökemedik. Top yekûn bir isteği daha sert ve daha sesli duyuramadık. Sağlık olsun, olmadı diye bırakacak değiliz.

RETÖR KABAHATLİ

Her şeyden biraz var derken kastım, Sanayi Bölgesi var ama sanayici yok. Esnafımız var ama 3 göbektir esnaflık yapan bir geçmişimiz yok. Üniversitemiz var, Ancak Yenişehir’den başka bundan faydalanan bir bölgemiz yok. Bunda en büyük kabahatlerden birisi rektöründür. Zira bu rektör, sırf akademisyenleri ek iş olarak Özel Üniversite’de çalışsınlar diye blok ders uygulaması yapan bir rektör. Bunu ayrıca kaleme alacağım ancak kısaca izah edeyim. Falanca hoca Ankara’da falanca özel üniversite ile anlaşıyor. Haftanın 3 günü o üniversitede ders veriyor. Kalan 2 günüde Kırıkkale’de yani asli işinde. Durum böyle olunca hocanın dersleri iki güne sıkışsın diye öğrencilerin dersleri de 2 güne sıkışıyor. Üniversitenin %60’ı Ankara’dan olduğundan 2 gün için Kırıkkale’ye yerleşmiyor, git gel yapmayı tercih ediyor. Biliyorsunuz, Kırıkkale Merkezi görmeyen üniversiteli öğrenci var. Neyse konuyu dağıtmayalım, bu konu ayrıca ele alınacak bir konu.

ÜNİVERSİTE ŞEHRE ÇEKİLEBİLİR

Gelelim saadete, şehirde tek bir şeyin olmasına gerek yok. Bir şehirde hem sanayi, hem öğrenci, hem askeri birlik, hem de turizm olabilir. Bizde hepsinden biraz var. Ne yapmalıyız geliştirmeliyiz. Mesela öğrenci mi var? Sorun ne? Şehre çekememek! Kolayı var, iki fakülte merkeze taşınır, Merkezde kullanılmayan 2 bina (Eski Valilik, Adliyenin taşınması ile birlikte boşalacak Emniyet) KYK ya verilir, öğrenci mecbur şehre girer. 2.000 öğrencinin şehre girmesi demek, lokantasından, kırtasiyesine şehrin uçuşa geçmesi demek.

SANAYİ BÖLEGESİ VAR SANAYİ YOK

Sanayi bölgemiz mi var? OSB, Keskin OSB, yeni yapılan Silah OSB. Ama içerisinde bir iki tane hariç harbi fabrika diyebileceğimiz bir Sanayi atılımı yok. Peki, ne çözer sorunu? Destek Programlarından daha çok faydalanmak! Siyasetçisinden, bürokratına, sanayi odalarından, vatandaşına top yekûn Kırıkkale’yi kalkınma projelerinde en çok destek alan bölgelere sokmalıyız. Bu sayede yatırımcılar daha bir istekle gelir ve yatırım yaparlar. Ancak ne hikmettir, Kırıkkale OSB lerde İç Anadolu’nun Ankara’dan sonra en pahalı arsaları var. Adam yatırım yapmak için şehre geliyor, 2 yere bakıyor metrekare fiyatlarını karşılaştırıyor vazgeçip gidiyor. Böyle kalkınma modeli olmaz! Hemen şehir olarak Valisi, Milletvekili, Belediye Başkanı, Odaları bir araya gelip şehir için bir kalkınma modeli belirlenmeli. Bu model plana dökülmeli ve plan dâhilinde çalışılmalı. Arsa fiyatları düşürülsün, 1.000 kişi çalıştıracak adama 50 yıllığına arsa hibe edilsin. 1.000 kişi çalıştıran sanayiciye belediye suyu yarı fiyatından versin. Belki bir arsa, su gelirinin yarısı gider ama bu memlekete hava, su, yol, elektrik olarak geri döner.

ANADOLU’NUN KÜLTÜRÜNE SAHİBİZ

8

Asıl konumuza dönelim. Ne kültürümüz var kardeşim, kültür turizmine yöneleceğiz demeyin. Anadolu’nun Kültürüne sahibiz. Roma’ya, Hititlere, Şeyh Edebali’ye, Şeyh Şami’ye, Hasandede’ye ev sahipliği yapmış bir coğrafyayız. Bakın! Delice Elmalı ile Balışeyh Karalı Köylerinin arazisinden çıkan Mozaiklere. Bir şehir var orada, ortaya çıkartılmayı bekleyen. Define aranılan her yerde tarih vardır. En çok define aranan memleketlerden biri de Kırıkkale’dir. Hatta gömü buldu zengin oldu denilen birçok kişi vardır.

TARİHİMİZİ BİLMİYORUZ

Abdal kültürüne hâkim, Hacı Taşanları bağrından çıkartmış, Neşet Ertaş gibi dünyaya mal olmuş ozanları bağrında büyütmüş bir şehirdir Kırıkkale. Ama nedense Kültürsüz şehir diye anılır bu şehir! Neden mi? Çünkü biz elimizdekinin değerini bilmiyoruz. Neye sahip olduğumuzun farkında değiliz. Kültür Merkezinin adının önüne Hacı Taşan ismini koyup Hacı Taşan Kültür Merkezi olmasını sağlayacak kadar bilince sahip değiliz. Güzel Sanatlar Lisesinin adının önüne Rahmi Pehlivanlı veya Neşet Ertaş koyacak kadar düşünmüyoruz. Japon Parkı deyip geri artan Şehitlerden dolayı Şehitler Parkı adında park yapıyoruz, Bulvar Park yapıyoruz, kültür park yapıyoruz. Ama bunların isminin önüne yöreyle ilgili hiçbir şey koymuyoruz.

6

Bir kavram geliştirdik, “Yol Akıyor, Irmak Akıyor, Kırıkkale Bakıyor” sadece yol ve ırmak mı? Soralım Balışeyhlilere, cevap versinler; Balışeyh’in Şeyh Edebali olduğunu bilirler mi? Eskişehir, Bilecik Osmanlı’nın ruhani lideri olan Edebali’yi her platformda tanıtırken, biz tanımıyoruz bile. İlçemize ismini verenin o olduğunu, Osmanlının kurucusu Osman Gazi’nin kayınbabası olduğunu bilmiyoruz bile. Bir heykel, onunla alakalı bir kitabe, onun için restore edilmiş bir mekân açamıyoruz bile. Karakeçili Kayı boyundan gelir. Osmanlının boyudur, Kayı boyu, derin tarihi izleri vardır Karakeçili’nin ama Diriliş çekilmese onu bile bilmezdik, düşünmezdik, sormazdık Kayı nedir diye!

MÜZE AÇMALIYIZ

5

Mozaiklerin Ankara’ya taşınacağı konuşuyor. Kırıkkale’de müze olmadığı içinmiş. Hoş olan Silah Müzesini de kaybettik. Bir müze açmak bu kadar zor mu? Vali Bey, Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanları kanımca yatmasın, yemesin, içmesin bir müze açsınlar. Bu Müze Kırıkkale’ye kimlik olur, bu müze Kırıkkale’nin varlığının ispatı, yani tapusu olur. Eski silahları, MKE’de yapılan, projeleri satılan silahlarımızı, Nüfus ortalamasına göre en çok Şehit veren şehrimizin, Şehitlerinin özel eşyalarını, mektuplarını, yer altından çıkartılan arkeolojik kalıntıları, Kırıkkale ile özdeşen, özdeşmesi gereken her şeyi sergileyelim. Kırıkkale’yi yok hükmünde görenleri oraya davet edelim.

ORTAYA ÇIKMAYI BEKLEYEN BİR KÜLTÜR VAR

sulu-magara

Kırıkkale’nin kültürü yok demek, bu topraklarda yaşayan atalarımıza, dedelerimize ihanettir. Kırıkkale’de kültür vardır, ortaya çıkartılmayı bekleyen bir kültür. Bakın Keskin Sulu Mağara’ya ne kadar misafir ağırlıyor. Ne kadar ilgi çekiyor. Çoğalttıkça diğer şehirlerden ilgi çeker. İlgi arttıkça, turist çeker. Turist geldikçe esnaf güler. Tanıtım çok mu zor? Kolay! Ama önem veren yok…

BEYPAZARI, ÖRNEK MODEL ALINSIN

Beypazarı örneğine hiç bakmadık. Beypazarı, Ankara için bizim Sulakyurt gibi sapa bir yerleşim yeriydi. Kuş uçmaz, kervan geçmez dedikleri. Ancak bir atılım yaptılar, tarihi Ankara Evleri diye sıfırdan bir imar uygulaması başlattılar. İki katın üstüne ruhsat vermediler. Yer altı su kaynaklarını kullandılar. Sonra turist çekmeye başladılar. İnsanlar hafta sonunu geçirmek için Beypazarı’nı tercih ettiler. Sonra oteller yapıldı, küçük çaplı tatil köyleri, tabi restoranlar lokantalar birbirini kovaladı. Şimdi Beypazarı kültür turizmi yapıyor, 15 yıl önce bizim Keskin’den daha az turisti olan ilçe bugün Türkiye’de tanınıyor. Keskin için uygulanamaz mı bu? Alası uygulanır, çünkü Keskin ayakaltı bir yerleşim yeri. Şehirlerarası ana yol hatlarının üzerinde bir şehir. İstanbul’dan, Kayseri’ye giden bir yolcu dinlenme molasını neden Keskin’de vermesin? Şuan için vermez ama Keskin’i, Beypazarı modelini önümüze koyup geliştirirsek, yolcu yemeğini Keskin’de tarihi Keskin Evlerinde yer. Birkaç tur atar, orada hatıra anlamında bir hediye görür alır, yoluna öyle devam eder. Gittiği yerde anlatır, Keskin Tava diye bir yemek var, Keskin’den geçerken uğra. Yemeğini oraya ye, müze falan var, oraları gez. Böyle böyle 20 yıl sonra Kırıkkale Kültür Turizmi yapan bir il haline gelir.

ŞEHİR MECLİSİ KURULSUN

İşin özü, Silah Sanayi Bölgesi kuruluyor diye heyecan yapmayın. Beklentileri büyütmeyin. Kırıkkale’nin daha yapacak çok şeyi var. Şehrin gelişmesi için bir akil topluluk oluşturulsun. Valisi, Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanları, İl Genel Meclisi Başkanı ve Üyeleri, Parti Temsilcileri, Oda Başkanları. Kısacası Kırıkkale içinde ileri gelenlerin oluşturduğu gönüllü bir meclis kuralım. Bu meclis kararlar alsın, modeller oluştursun, projeler üretsin, hayata geçirmek için görev dağılımları yapsın, projelerin tanıtımları yapılsın, atılan adımlar duyurulsun. Her seçim meydana gelen liderler MKE’yi geliştireceğiz demesin. Projelerimiz hakkında bilgi sahibi olsun, bu projeleri hayata geçirmek için sözler versin, sonra seçtiğimiz vekillerden hesap soralım hani genel başkan söz verdiydi diyelim. Zor mu? Aslında basit ama Kırıkkale için zor! Neden mi? Bir araya gelemeyecek kadar ayrıştık ta ondan, bakın Kırıkkalespor’a, Kırıkkalespor bu şehrin özetidir… Ama istemeyelim mi? Biz isteyelim, arzulayalım. Allah’a bırakalım. Bir gün belki olur!

Print Friendly

Bir Yorum Yap


*

Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.
Çağlar Atmaca
(caglar.atmaca@hotmail.com)
Kültür Turizmine Yönelmeliyiz!
11 Ekim 2016, Salı

Kırıkkale genç bir şehir olduğundan henüz oturamamış ve neye yöneleceğine bir türlü karar verememiş bir şehir. MKE nin güçlü olduğu dönemde TÜRAŞ’ında kurulması ile birlikte İşçi Şehri haline gelmiş ve hızla artan nüfusu ile tüm ülkenin dikkatini çekmiş ancak MKE’nin küçülmesi, TÜPRAŞ’ında özelleşmesi ile birlikte “İşçi Şehri” sıfatını hızla kaybetmiş bir şehir. Bu etkilerle işsizlik oranlarının hızla artması ve dışarıya göçle birlikte “Emekli Şehri” sıfatıyla buluşmuş. Kırıkkale Üniversitesinin hızla büyümesi ile birlikte ucundan azıcık “Öğrenci Şehri” sıfatı ile tanışmış bir şehir, Kırıkkale.

HİÇBİR ŞEY TAM DEĞİL

Peki, ne olur bu Kırıkkale’den? Esasen her şeyden biraz Kırıkkale’de ama hiçbir şeyden tam yok. Hiçbir şeyden tam olmadığı için oturmamış, ne olduğunu anlayamamış bir şehir konumundayız. Haber 71 Gazetesinin başlatmış olduğu “Kırıkkale’ye Askeri Birlik İstiyoruz” kampanyası, şehirden de iyi bir destek almıştı. Bu Kırıkkale için önemli fırsatlardan bir tanesiydi. Ancak gerekli her yere başvuru yapılmasına karşın karşılığını alamadık. Destek çoktu ama bunu eyleme dökemedik. Top yekûn bir isteği daha sert ve daha sesli duyuramadık. Sağlık olsun, olmadı diye bırakacak değiliz.

RETÖR KABAHATLİ

Her şeyden biraz var derken kastım, Sanayi Bölgesi var ama sanayici yok. Esnafımız var ama 3 göbektir esnaflık yapan bir geçmişimiz yok. Üniversitemiz var, Ancak Yenişehir’den başka bundan faydalanan bir bölgemiz yok. Bunda en büyük kabahatlerden birisi rektöründür. Zira bu rektör, sırf akademisyenleri ek iş olarak Özel Üniversite’de çalışsınlar diye blok ders uygulaması yapan bir rektör. Bunu ayrıca kaleme alacağım ancak kısaca izah edeyim. Falanca hoca Ankara’da falanca özel üniversite ile anlaşıyor. Haftanın 3 günü o üniversitede ders veriyor. Kalan 2 günüde Kırıkkale’de yani asli işinde. Durum böyle olunca hocanın dersleri iki güne sıkışsın diye öğrencilerin dersleri de 2 güne sıkışıyor. Üniversitenin %60’ı Ankara’dan olduğundan 2 gün için Kırıkkale’ye yerleşmiyor, git gel yapmayı tercih ediyor. Biliyorsunuz, Kırıkkale Merkezi görmeyen üniversiteli öğrenci var. Neyse konuyu dağıtmayalım, bu konu ayrıca ele alınacak bir konu.

ÜNİVERSİTE ŞEHRE ÇEKİLEBİLİR

Gelelim saadete, şehirde tek bir şeyin olmasına gerek yok. Bir şehirde hem sanayi, hem öğrenci, hem askeri birlik, hem de turizm olabilir. Bizde hepsinden biraz var. Ne yapmalıyız geliştirmeliyiz. Mesela öğrenci mi var? Sorun ne? Şehre çekememek! Kolayı var, iki fakülte merkeze taşınır, Merkezde kullanılmayan 2 bina (Eski Valilik, Adliyenin taşınması ile birlikte boşalacak Emniyet) KYK ya verilir, öğrenci mecbur şehre girer. 2.000 öğrencinin şehre girmesi demek, lokantasından, kırtasiyesine şehrin uçuşa geçmesi demek.

SANAYİ BÖLEGESİ VAR SANAYİ YOK

Sanayi bölgemiz mi var? OSB, Keskin OSB, yeni yapılan Silah OSB. Ama içerisinde bir iki tane hariç harbi fabrika diyebileceğimiz bir Sanayi atılımı yok. Peki, ne çözer sorunu? Destek Programlarından daha çok faydalanmak! Siyasetçisinden, bürokratına, sanayi odalarından, vatandaşına top yekûn Kırıkkale’yi kalkınma projelerinde en çok destek alan bölgelere sokmalıyız. Bu sayede yatırımcılar daha bir istekle gelir ve yatırım yaparlar. Ancak ne hikmettir, Kırıkkale OSB lerde İç Anadolu’nun Ankara’dan sonra en pahalı arsaları var. Adam yatırım yapmak için şehre geliyor, 2 yere bakıyor metrekare fiyatlarını karşılaştırıyor vazgeçip gidiyor. Böyle kalkınma modeli olmaz! Hemen şehir olarak Valisi, Milletvekili, Belediye Başkanı, Odaları bir araya gelip şehir için bir kalkınma modeli belirlenmeli. Bu model plana dökülmeli ve plan dâhilinde çalışılmalı. Arsa fiyatları düşürülsün, 1.000 kişi çalıştıracak adama 50 yıllığına arsa hibe edilsin. 1.000 kişi çalıştıran sanayiciye belediye suyu yarı fiyatından versin. Belki bir arsa, su gelirinin yarısı gider ama bu memlekete hava, su, yol, elektrik olarak geri döner.

ANADOLU’NUN KÜLTÜRÜNE SAHİBİZ

8

Asıl konumuza dönelim. Ne kültürümüz var kardeşim, kültür turizmine yöneleceğiz demeyin. Anadolu’nun Kültürüne sahibiz. Roma’ya, Hititlere, Şeyh Edebali’ye, Şeyh Şami’ye, Hasandede’ye ev sahipliği yapmış bir coğrafyayız. Bakın! Delice Elmalı ile Balışeyh Karalı Köylerinin arazisinden çıkan Mozaiklere. Bir şehir var orada, ortaya çıkartılmayı bekleyen. Define aranılan her yerde tarih vardır. En çok define aranan memleketlerden biri de Kırıkkale’dir. Hatta gömü buldu zengin oldu denilen birçok kişi vardır.

TARİHİMİZİ BİLMİYORUZ

Abdal kültürüne hâkim, Hacı Taşanları bağrından çıkartmış, Neşet Ertaş gibi dünyaya mal olmuş ozanları bağrında büyütmüş bir şehirdir Kırıkkale. Ama nedense Kültürsüz şehir diye anılır bu şehir! Neden mi? Çünkü biz elimizdekinin değerini bilmiyoruz. Neye sahip olduğumuzun farkında değiliz. Kültür Merkezinin adının önüne Hacı Taşan ismini koyup Hacı Taşan Kültür Merkezi olmasını sağlayacak kadar bilince sahip değiliz. Güzel Sanatlar Lisesinin adının önüne Rahmi Pehlivanlı veya Neşet Ertaş koyacak kadar düşünmüyoruz. Japon Parkı deyip geri artan Şehitlerden dolayı Şehitler Parkı adında park yapıyoruz, Bulvar Park yapıyoruz, kültür park yapıyoruz. Ama bunların isminin önüne yöreyle ilgili hiçbir şey koymuyoruz.

6

Bir kavram geliştirdik, “Yol Akıyor, Irmak Akıyor, Kırıkkale Bakıyor” sadece yol ve ırmak mı? Soralım Balışeyhlilere, cevap versinler; Balışeyh’in Şeyh Edebali olduğunu bilirler mi? Eskişehir, Bilecik Osmanlı’nın ruhani lideri olan Edebali’yi her platformda tanıtırken, biz tanımıyoruz bile. İlçemize ismini verenin o olduğunu, Osmanlının kurucusu Osman Gazi’nin kayınbabası olduğunu bilmiyoruz bile. Bir heykel, onunla alakalı bir kitabe, onun için restore edilmiş bir mekân açamıyoruz bile. Karakeçili Kayı boyundan gelir. Osmanlının boyudur, Kayı boyu, derin tarihi izleri vardır Karakeçili’nin ama Diriliş çekilmese onu bile bilmezdik, düşünmezdik, sormazdık Kayı nedir diye!

MÜZE AÇMALIYIZ

5

Mozaiklerin Ankara’ya taşınacağı konuşuyor. Kırıkkale’de müze olmadığı içinmiş. Hoş olan Silah Müzesini de kaybettik. Bir müze açmak bu kadar zor mu? Vali Bey, Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanları kanımca yatmasın, yemesin, içmesin bir müze açsınlar. Bu Müze Kırıkkale’ye kimlik olur, bu müze Kırıkkale’nin varlığının ispatı, yani tapusu olur. Eski silahları, MKE’de yapılan, projeleri satılan silahlarımızı, Nüfus ortalamasına göre en çok Şehit veren şehrimizin, Şehitlerinin özel eşyalarını, mektuplarını, yer altından çıkartılan arkeolojik kalıntıları, Kırıkkale ile özdeşen, özdeşmesi gereken her şeyi sergileyelim. Kırıkkale’yi yok hükmünde görenleri oraya davet edelim.

ORTAYA ÇIKMAYI BEKLEYEN BİR KÜLTÜR VAR

sulu-magara

Kırıkkale’nin kültürü yok demek, bu topraklarda yaşayan atalarımıza, dedelerimize ihanettir. Kırıkkale’de kültür vardır, ortaya çıkartılmayı bekleyen bir kültür. Bakın Keskin Sulu Mağara’ya ne kadar misafir ağırlıyor. Ne kadar ilgi çekiyor. Çoğalttıkça diğer şehirlerden ilgi çeker. İlgi arttıkça, turist çeker. Turist geldikçe esnaf güler. Tanıtım çok mu zor? Kolay! Ama önem veren yok…

BEYPAZARI, ÖRNEK MODEL ALINSIN

Beypazarı örneğine hiç bakmadık. Beypazarı, Ankara için bizim Sulakyurt gibi sapa bir yerleşim yeriydi. Kuş uçmaz, kervan geçmez dedikleri. Ancak bir atılım yaptılar, tarihi Ankara Evleri diye sıfırdan bir imar uygulaması başlattılar. İki katın üstüne ruhsat vermediler. Yer altı su kaynaklarını kullandılar. Sonra turist çekmeye başladılar. İnsanlar hafta sonunu geçirmek için Beypazarı’nı tercih ettiler. Sonra oteller yapıldı, küçük çaplı tatil köyleri, tabi restoranlar lokantalar birbirini kovaladı. Şimdi Beypazarı kültür turizmi yapıyor, 15 yıl önce bizim Keskin’den daha az turisti olan ilçe bugün Türkiye’de tanınıyor. Keskin için uygulanamaz mı bu? Alası uygulanır, çünkü Keskin ayakaltı bir yerleşim yeri. Şehirlerarası ana yol hatlarının üzerinde bir şehir. İstanbul’dan, Kayseri’ye giden bir yolcu dinlenme molasını neden Keskin’de vermesin? Şuan için vermez ama Keskin’i, Beypazarı modelini önümüze koyup geliştirirsek, yolcu yemeğini Keskin’de tarihi Keskin Evlerinde yer. Birkaç tur atar, orada hatıra anlamında bir hediye görür alır, yoluna öyle devam eder. Gittiği yerde anlatır, Keskin Tava diye bir yemek var, Keskin’den geçerken uğra. Yemeğini oraya ye, müze falan var, oraları gez. Böyle böyle 20 yıl sonra Kırıkkale Kültür Turizmi yapan bir il haline gelir.

ŞEHİR MECLİSİ KURULSUN

İşin özü, Silah Sanayi Bölgesi kuruluyor diye heyecan yapmayın. Beklentileri büyütmeyin. Kırıkkale’nin daha yapacak çok şeyi var. Şehrin gelişmesi için bir akil topluluk oluşturulsun. Valisi, Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanları, İl Genel Meclisi Başkanı ve Üyeleri, Parti Temsilcileri, Oda Başkanları. Kısacası Kırıkkale içinde ileri gelenlerin oluşturduğu gönüllü bir meclis kuralım. Bu meclis kararlar alsın, modeller oluştursun, projeler üretsin, hayata geçirmek için görev dağılımları yapsın, projelerin tanıtımları yapılsın, atılan adımlar duyurulsun. Her seçim meydana gelen liderler MKE’yi geliştireceğiz demesin. Projelerimiz hakkında bilgi sahibi olsun, bu projeleri hayata geçirmek için sözler versin, sonra seçtiğimiz vekillerden hesap soralım hani genel başkan söz verdiydi diyelim. Zor mu? Aslında basit ama Kırıkkale için zor! Neden mi? Bir araya gelemeyecek kadar ayrıştık ta ondan, bakın Kırıkkalespor’a, Kırıkkalespor bu şehrin özetidir… Ama istemeyelim mi? Biz isteyelim, arzulayalım. Allah’a bırakalım. Bir gün belki olur!

Print Friendly
YORUMLAR
Yukarı Çık