Haber
17 Ekim 2016

“ÜstAkıl” Oyunları!

Son zamanların en çok kullanılan sözcüklerinden birisidir “Üst Akıl”!!!

İyi de anlamı ne bu sözcüğün?

Ben araştırdım, sözlüklerde, imla kılavuzlarında ve hatta google’da bile yazmıyor anlamı.

Herkesin bir “üst akıl” anlamı var.

Kimine göre maşayı tutan kişi, kimi zaman yönlendiren kişi, kimi zaman perdenin arkasında ki kişi “üst akıl”

Aslında bu anlamların hepsi bir yerde eş anlama geliyor. Çok anlamam kelimelerle oynamaktan. Ancak bende, “üst akıldan” kendimce bir anlam çıkartacağım.

Hayatı boyunca hiçbir yere kendi çabası ile gelemeyecek insanlar, kendilerine bir “abi” bulurlar. Bu abilerine kendilerini tamamen teslim ederler. Abiler önce yanlarında gezdirir, sonra başlarlar “alt akılı” övmeye. Şişirirler, büyütürler, efendi derler, vatan sevdalısı derler, namuslu derler, Müslüman derler, dürüst derler… Derler de Derler!

Sonra bu abiler geçerler perdenin arkasına. Başlatırlar gölge oyununu, kukla ekrandadır. Hepimiz izleriz, abisi yönlendirir onu. Vatandaşın sevdiği şeyleri yaptırırlar. Din derler, iman derler, mazlumun yanındayız derler. Severiz bu sözleri bilirsiniz. Hemen teslim oluruz, hele ki adam birazda yakışıklı ve sempatikse alır başımızın üstüne koruz.

Gün gelir bir yerlere getiririz… Getirdiğimiz yerlerde o kişi bizi yönetirken, onu ise hep abisi yönetir. Zengin olur ama daha çok abisi olur. Büyük adam olur ama en büyük abisi olur.

Mesela FETÖ’nün Amerika tarafından bu millete sevdirildiği gibi. Hoca, Din Adamı, Mazlum, Mağdur diye diye tepemize çıkarttığı gibi. Devlet içinde hepimizin gözüne soka soka yapılanırken, millete “Adam hep solcular yapılandı, bunlar Müslüman” dedirttiği gibi. Kimse de Yahu Dur demedi! Alınları secdedeydi ya Cuma harici Cami’de görmesek bile.

İşte benim lügatımda “üst akıl” “alt akıl” kavramları bunlar. Yüzünü gördüğümüz “alt akıl” görmediğimiz “üst akıl”

Peki, Kırıkkale’de var mı üst akıl?

Olmaz olur mu? Ömrümüzü yiyorlar, ömrümüzü…

İsim falan demeyeceğim de! De si var işte…

Nedir bu memleketin hali?

Sporundan, siyasetine, tarikatından, esnafına, yardımseverinden, sosyetesine girdik birbirimize. O onun adamı, bu şunun adamı, ekipler, ekipçilikler, abiler, hocalar. Cenazede yan yana saf tutamaz olduk. Aynı Cami’de namaz kılamaz olduk.

Kırıkkale’yi böle böle bitiremedik! Şu şehrin takımına bakar mısınız? Yeni Hoca getirdik o bile uydu hemen bize. Topraktan mıdır? Sudan mıdır? Bilmem ama kavgayı çok seviyoruz! Pazarlık yaptığı Başkan’dan başkasını tanımazken geldiği gün kadro dışı yaptı. Bahane hazır! Antrenmanlara çıkmıyor… Yahu Hoca; geldiğin gün hiçbir futbolcu çıkmadı antrenmana. Onları da bıraksaydın ya Kadro Dışı…

Kaptan o takımın ruhudur. Taraftarların sahada ki gururudur. Derdim kaptan da değil aslında! O nasıl bir açıklamadır öyle. Senin başına geçtiğin takım bu sezon ligde bir tek galibiyet almış. Hem de ligin en güçlü takımlarından birini deplasmanda yenmiş. Sen çıkıp tesadüf dersen, hocaları olarak futbolculara güvenmediğini gösterirsin. O futbolcular maça çıkarken, sen nasıl size güveniyorum diyeceksin? Nasıl bu maçı alacağız dersin? Futbolcu düşünmez mi? Hoca bize güvenmiyor, Hoca bize inanmıyor, Hoca bizim alın terimizi tesadüf olarak görüyor diye.

Sende futbolculuk yapmışsındır, hele söyle de dinleyelim, bu takımın bir futbolcusu olsan, Hocanda böyle bir açıklama yapsa, Erbaa maçına nasıl konsantre olurdun. Biz de hata! Bizde bekliyoruz ki, Hoca açıklama yapacak, Kırıkkalespor’u takip ediyordum, iyi bir oyuncu topluluğu var, genç ve tecrübelilerden bir harman yapacağız, saha dışı olaylar takımı etkilemiş, onları saha dışı olaylardan uzak tutacağız ve etkilenmemeleri için çaba harcayacağız falan diyecek. Ama nerdeee; Adam direk saha dışından başlıyor olaya! Sonrada hedeflerini söyleyecek, Bu sezon ligde kalmalıyız, orta sıralarda kendimize yer bulmalıyız, birkaç hafta seri galibiyetler alarak, özgüvenimizi artıracağız, seneye şampiyonluğa oynayacak bir takım çıkartacağız. Klasik laflardır ama hoşumuza gider. Saha dışı olaylar bizi bağlamaz, başkan Ahmet olmuş, Mehmet olmuş bilmeyiz, Kırıkkale köklü bir futbol şehri, alt yapıdan futbolcu çıkartmalıyız falan dese alıp başımızın üstüne koyacağız.

Dedik ya hata bizde… Çok zor şeyler istedik…

Şimdi merak ediyorum! Kaptanları kadro dışı bıraktın. Hocasın, olabilir ama bunun kararını ne ara aldın? Bu futbolcuları ne kadar tanıyorsun? Kaptanları toplayıp, hiç toplantı yaptın mı? Saha içerisinde armamızı taşıyan futbolcuları odana çağırıp, sorun ne? Ne istiyorsunuz? Nasıl bir kadro ile başarılı olabilirsiniz? Gibi sorular sorup, futbolcuların içlerinde büyüttükleri, içinden çıkamadıkları, şeyleri dökmesini denedin mi? Psikolojik olarak onları rahatlatmaya çalışmak yerine, eli sopalı görüntü vermenin anlamı ne? Biliyorum, gelir gelmez bunlarla bir sorun yaşamadın. Basın açıklamasında dile getirdiğin şeyleri kendin tespit etmedin. Birilerinden dinledin…

İşte biz ona “Üst Akıl” diyoruz…

Gel itiraf et. Çağır basını karşına.

Deki!

Ey basın mensupları, sizin aracılığınızla sevgili taraftarlar…

Ben bu takımı şu kadar zamandır takip ediyorum. Daha önceki yaptığım talihsiz açıklamaları şu şu şekilde tespit ettim. Gelir gelmez de sorunları çözmek için şu şu adımları attım…

Ya da;

Ey basın mensupları, sizin aracılığınızla kızgın taraftarlar…

Biliyorum bana öfkelisiniz. Ama sakin olun başarı er yada geç gelecektir. Daha önceki yaptığım açıklamalar talihsizdir, hatalarımı kabul ediyorum ve sizlerden özür diliyorum. Ben Kırıkkalespor’un sorunlarını analiz etmeye çalışırken şu şu kişileri dinledim. Onlar bana böyle böyle dediler. Bende şehre ve takıma hakim olduğumu sorunları bildiğimi göstermek adına o açıklamaları yaptım.

Yooook!

Cidden bu takımın Bodrum galibiyetini tesadüf sınırları içerisinde görüyorsan! Sen şuna inanıyorsun demektir: “Bu futbolcularla başarı falan hikâye” Olabilir, düşünebilirsin… Sosyalistmişsin! Seversin özgürlükleri… Ülkede de düşünce özgürlüğü var! Amaa Kırıkkalespor’un da bir hedefi var… Sen söylediklerine inanıyorsan, başarıya inanmıyorsundur. Başarı vadetmeyen hocanın da bu takımda yeri yoktur.

Kırıkkale’yi sevdiysen MKE’nin başına geç, kabul ederiz. Hüseyin Hoca’da senin yaka kartınla Türk Metal’i çalıştırsın. Hiç kimsenin başarı beklemediği, umutlanmadığı kulüpten aslanlar kadrosu çıkarttı. Bireysel olarak öyle ağam şahım değiller ama Allah için iyi gaz alıyorlar. Hoca sağlam gaz veriyor ki çocuklar 90 dakika koşuyorlar. Galibiyete inanıyor ve kovalıyorlar. Hoca çocuklara inanıyor, Çocuklar inancı boşa çıkartmamak için mücadele ediyorlar. Güçleri bir yere kadar belki galip gelemiyorlar ama en azından bizlere mücadele ettiklerini gösteriyorlar. Biz zaten sizden galip gelmenizi istemiyoruz ki! Tribünlerde ki ruhu sahaya yansıtmanızı bekliyoruz. Mesela geçen sezon ki Kırşehir maçı, hatırladınız mı? 90 dakika gol atamadık ama hiç kızmadık! O ruh bizi 90 + larda galibiyete taşıdı. Çünkü sahada 11 futbolcu değil bütün Kırıkkale vardı! Çünkü saha da Kırıkkale’nin ruhu vardı. Ne demişti Bekir, bu sene Kırıkkale’ye maça geldiğinde. “Yukarıda Allah var” evet Allah her yerde var. O günde vardı Allah… Oyunları bozdu, ruhumuzda ki isteği, yüreğimizde ki coşkuyu, kalbimizde ki duaları gördü ve karşılığını verdi. Ne olmuştu gol olunca, şampiyonluğun en tatlı fotoğrafı çıkmıştı ortaya, tel örgüler üzerinde şehir ve takım kucaklaşmıştı. Şimdi galip gelsek olacak mı? Olmaz! Hatta golü atan ıslıklanan bir futbolcuysa el kol hareketi yapar…

Gelelim başlığa…

Üst Akıl, Alt Akıl her kimseniz artık, kafamızı karıştırmayın kardeşim…

Bulun bir orta yol, memleketi daha fazla germeyin. Topçuları daha fazla ürkütmeyin. Şehrin çocuklarına daha fazla umut vermeyin. Bu çocukların umutlarını daha fazla suya düşürmeyin. Bir ortak akıl bulun! Bir araya gelin… Oturun karar alın, birlik olun. Mahkeme devam ediyorsa, etsin. Çatışmayı sadece Mahkeme salonunda yapın. Hukuk çatışması yaşayın! Kim haklı kim haksızsa çıksın ortaya, yargı haksız olanı yargılasın.

Sözüm bir cenaha değil tüm şehre!

Bir olun, birlik olun!

Birliği olmayanın Dirliği Olmaz!

Siz siz olun, yapamayacağınız şeyler için söz vermeyin… Kendi yalanlarınıza kendiniz inanmayın. Hatanız varsa şurada hata yaptık, bundan dolayı şu iş sıkıntılı deyin. Yahu kısacası bırakın kavgayı gürültüyü, siz birbirinize laf atıyorsunuz, şehrin çocukları istasyon kenarında bir birini dövüyor. İkisinin de derdi Kırıkkalespor ama ikisi de bir birine vuruyor. Bulalım bir Yozgat onlarla kavga edelim… Ama önce bir birimizle bir kucaklaşalım. Kucaklaşamıyorsanız yeni bir öneri getiriyorum! Tutacağını ve benimseneceğini de biliyorum.

Ya bir araya gelin, yada hepiniz ceketinizi alın gidin!

Sözün özü şu;

Üst akılları kenara bırakın,

Ortak akıl çıkartmak için bir araya gelin,

Kavga edin ama şehri arkanızdan sürüklemeyin,

Mahkemelik olun ama sadece mahkeme salonlarında çatışın,

Başkanlık için yarışın, ama ne olursa olsun Kırıkkalespor için çalışın…

 

Print Friendly

Bir Yorum Yap


*

Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.
Çağlar Atmaca
(caglar.atmaca@hotmail.com)
“ÜstAkıl” Oyunları!
17 Ekim 2016, Pazartesi

Son zamanların en çok kullanılan sözcüklerinden birisidir “Üst Akıl”!!!

İyi de anlamı ne bu sözcüğün?

Ben araştırdım, sözlüklerde, imla kılavuzlarında ve hatta google’da bile yazmıyor anlamı.

Herkesin bir “üst akıl” anlamı var.

Kimine göre maşayı tutan kişi, kimi zaman yönlendiren kişi, kimi zaman perdenin arkasında ki kişi “üst akıl”

Aslında bu anlamların hepsi bir yerde eş anlama geliyor. Çok anlamam kelimelerle oynamaktan. Ancak bende, “üst akıldan” kendimce bir anlam çıkartacağım.

Hayatı boyunca hiçbir yere kendi çabası ile gelemeyecek insanlar, kendilerine bir “abi” bulurlar. Bu abilerine kendilerini tamamen teslim ederler. Abiler önce yanlarında gezdirir, sonra başlarlar “alt akılı” övmeye. Şişirirler, büyütürler, efendi derler, vatan sevdalısı derler, namuslu derler, Müslüman derler, dürüst derler… Derler de Derler!

Sonra bu abiler geçerler perdenin arkasına. Başlatırlar gölge oyununu, kukla ekrandadır. Hepimiz izleriz, abisi yönlendirir onu. Vatandaşın sevdiği şeyleri yaptırırlar. Din derler, iman derler, mazlumun yanındayız derler. Severiz bu sözleri bilirsiniz. Hemen teslim oluruz, hele ki adam birazda yakışıklı ve sempatikse alır başımızın üstüne koruz.

Gün gelir bir yerlere getiririz… Getirdiğimiz yerlerde o kişi bizi yönetirken, onu ise hep abisi yönetir. Zengin olur ama daha çok abisi olur. Büyük adam olur ama en büyük abisi olur.

Mesela FETÖ’nün Amerika tarafından bu millete sevdirildiği gibi. Hoca, Din Adamı, Mazlum, Mağdur diye diye tepemize çıkarttığı gibi. Devlet içinde hepimizin gözüne soka soka yapılanırken, millete “Adam hep solcular yapılandı, bunlar Müslüman” dedirttiği gibi. Kimse de Yahu Dur demedi! Alınları secdedeydi ya Cuma harici Cami’de görmesek bile.

İşte benim lügatımda “üst akıl” “alt akıl” kavramları bunlar. Yüzünü gördüğümüz “alt akıl” görmediğimiz “üst akıl”

Peki, Kırıkkale’de var mı üst akıl?

Olmaz olur mu? Ömrümüzü yiyorlar, ömrümüzü…

İsim falan demeyeceğim de! De si var işte…

Nedir bu memleketin hali?

Sporundan, siyasetine, tarikatından, esnafına, yardımseverinden, sosyetesine girdik birbirimize. O onun adamı, bu şunun adamı, ekipler, ekipçilikler, abiler, hocalar. Cenazede yan yana saf tutamaz olduk. Aynı Cami’de namaz kılamaz olduk.

Kırıkkale’yi böle böle bitiremedik! Şu şehrin takımına bakar mısınız? Yeni Hoca getirdik o bile uydu hemen bize. Topraktan mıdır? Sudan mıdır? Bilmem ama kavgayı çok seviyoruz! Pazarlık yaptığı Başkan’dan başkasını tanımazken geldiği gün kadro dışı yaptı. Bahane hazır! Antrenmanlara çıkmıyor… Yahu Hoca; geldiğin gün hiçbir futbolcu çıkmadı antrenmana. Onları da bıraksaydın ya Kadro Dışı…

Kaptan o takımın ruhudur. Taraftarların sahada ki gururudur. Derdim kaptan da değil aslında! O nasıl bir açıklamadır öyle. Senin başına geçtiğin takım bu sezon ligde bir tek galibiyet almış. Hem de ligin en güçlü takımlarından birini deplasmanda yenmiş. Sen çıkıp tesadüf dersen, hocaları olarak futbolculara güvenmediğini gösterirsin. O futbolcular maça çıkarken, sen nasıl size güveniyorum diyeceksin? Nasıl bu maçı alacağız dersin? Futbolcu düşünmez mi? Hoca bize güvenmiyor, Hoca bize inanmıyor, Hoca bizim alın terimizi tesadüf olarak görüyor diye.

Sende futbolculuk yapmışsındır, hele söyle de dinleyelim, bu takımın bir futbolcusu olsan, Hocanda böyle bir açıklama yapsa, Erbaa maçına nasıl konsantre olurdun. Biz de hata! Bizde bekliyoruz ki, Hoca açıklama yapacak, Kırıkkalespor’u takip ediyordum, iyi bir oyuncu topluluğu var, genç ve tecrübelilerden bir harman yapacağız, saha dışı olaylar takımı etkilemiş, onları saha dışı olaylardan uzak tutacağız ve etkilenmemeleri için çaba harcayacağız falan diyecek. Ama nerdeee; Adam direk saha dışından başlıyor olaya! Sonrada hedeflerini söyleyecek, Bu sezon ligde kalmalıyız, orta sıralarda kendimize yer bulmalıyız, birkaç hafta seri galibiyetler alarak, özgüvenimizi artıracağız, seneye şampiyonluğa oynayacak bir takım çıkartacağız. Klasik laflardır ama hoşumuza gider. Saha dışı olaylar bizi bağlamaz, başkan Ahmet olmuş, Mehmet olmuş bilmeyiz, Kırıkkale köklü bir futbol şehri, alt yapıdan futbolcu çıkartmalıyız falan dese alıp başımızın üstüne koyacağız.

Dedik ya hata bizde… Çok zor şeyler istedik…

Şimdi merak ediyorum! Kaptanları kadro dışı bıraktın. Hocasın, olabilir ama bunun kararını ne ara aldın? Bu futbolcuları ne kadar tanıyorsun? Kaptanları toplayıp, hiç toplantı yaptın mı? Saha içerisinde armamızı taşıyan futbolcuları odana çağırıp, sorun ne? Ne istiyorsunuz? Nasıl bir kadro ile başarılı olabilirsiniz? Gibi sorular sorup, futbolcuların içlerinde büyüttükleri, içinden çıkamadıkları, şeyleri dökmesini denedin mi? Psikolojik olarak onları rahatlatmaya çalışmak yerine, eli sopalı görüntü vermenin anlamı ne? Biliyorum, gelir gelmez bunlarla bir sorun yaşamadın. Basın açıklamasında dile getirdiğin şeyleri kendin tespit etmedin. Birilerinden dinledin…

İşte biz ona “Üst Akıl” diyoruz…

Gel itiraf et. Çağır basını karşına.

Deki!

Ey basın mensupları, sizin aracılığınızla sevgili taraftarlar…

Ben bu takımı şu kadar zamandır takip ediyorum. Daha önceki yaptığım talihsiz açıklamaları şu şu şekilde tespit ettim. Gelir gelmez de sorunları çözmek için şu şu adımları attım…

Ya da;

Ey basın mensupları, sizin aracılığınızla kızgın taraftarlar…

Biliyorum bana öfkelisiniz. Ama sakin olun başarı er yada geç gelecektir. Daha önceki yaptığım açıklamalar talihsizdir, hatalarımı kabul ediyorum ve sizlerden özür diliyorum. Ben Kırıkkalespor’un sorunlarını analiz etmeye çalışırken şu şu kişileri dinledim. Onlar bana böyle böyle dediler. Bende şehre ve takıma hakim olduğumu sorunları bildiğimi göstermek adına o açıklamaları yaptım.

Yooook!

Cidden bu takımın Bodrum galibiyetini tesadüf sınırları içerisinde görüyorsan! Sen şuna inanıyorsun demektir: “Bu futbolcularla başarı falan hikâye” Olabilir, düşünebilirsin… Sosyalistmişsin! Seversin özgürlükleri… Ülkede de düşünce özgürlüğü var! Amaa Kırıkkalespor’un da bir hedefi var… Sen söylediklerine inanıyorsan, başarıya inanmıyorsundur. Başarı vadetmeyen hocanın da bu takımda yeri yoktur.

Kırıkkale’yi sevdiysen MKE’nin başına geç, kabul ederiz. Hüseyin Hoca’da senin yaka kartınla Türk Metal’i çalıştırsın. Hiç kimsenin başarı beklemediği, umutlanmadığı kulüpten aslanlar kadrosu çıkarttı. Bireysel olarak öyle ağam şahım değiller ama Allah için iyi gaz alıyorlar. Hoca sağlam gaz veriyor ki çocuklar 90 dakika koşuyorlar. Galibiyete inanıyor ve kovalıyorlar. Hoca çocuklara inanıyor, Çocuklar inancı boşa çıkartmamak için mücadele ediyorlar. Güçleri bir yere kadar belki galip gelemiyorlar ama en azından bizlere mücadele ettiklerini gösteriyorlar. Biz zaten sizden galip gelmenizi istemiyoruz ki! Tribünlerde ki ruhu sahaya yansıtmanızı bekliyoruz. Mesela geçen sezon ki Kırşehir maçı, hatırladınız mı? 90 dakika gol atamadık ama hiç kızmadık! O ruh bizi 90 + larda galibiyete taşıdı. Çünkü sahada 11 futbolcu değil bütün Kırıkkale vardı! Çünkü saha da Kırıkkale’nin ruhu vardı. Ne demişti Bekir, bu sene Kırıkkale’ye maça geldiğinde. “Yukarıda Allah var” evet Allah her yerde var. O günde vardı Allah… Oyunları bozdu, ruhumuzda ki isteği, yüreğimizde ki coşkuyu, kalbimizde ki duaları gördü ve karşılığını verdi. Ne olmuştu gol olunca, şampiyonluğun en tatlı fotoğrafı çıkmıştı ortaya, tel örgüler üzerinde şehir ve takım kucaklaşmıştı. Şimdi galip gelsek olacak mı? Olmaz! Hatta golü atan ıslıklanan bir futbolcuysa el kol hareketi yapar…

Gelelim başlığa…

Üst Akıl, Alt Akıl her kimseniz artık, kafamızı karıştırmayın kardeşim…

Bulun bir orta yol, memleketi daha fazla germeyin. Topçuları daha fazla ürkütmeyin. Şehrin çocuklarına daha fazla umut vermeyin. Bu çocukların umutlarını daha fazla suya düşürmeyin. Bir ortak akıl bulun! Bir araya gelin… Oturun karar alın, birlik olun. Mahkeme devam ediyorsa, etsin. Çatışmayı sadece Mahkeme salonunda yapın. Hukuk çatışması yaşayın! Kim haklı kim haksızsa çıksın ortaya, yargı haksız olanı yargılasın.

Sözüm bir cenaha değil tüm şehre!

Bir olun, birlik olun!

Birliği olmayanın Dirliği Olmaz!

Siz siz olun, yapamayacağınız şeyler için söz vermeyin… Kendi yalanlarınıza kendiniz inanmayın. Hatanız varsa şurada hata yaptık, bundan dolayı şu iş sıkıntılı deyin. Yahu kısacası bırakın kavgayı gürültüyü, siz birbirinize laf atıyorsunuz, şehrin çocukları istasyon kenarında bir birini dövüyor. İkisinin de derdi Kırıkkalespor ama ikisi de bir birine vuruyor. Bulalım bir Yozgat onlarla kavga edelim… Ama önce bir birimizle bir kucaklaşalım. Kucaklaşamıyorsanız yeni bir öneri getiriyorum! Tutacağını ve benimseneceğini de biliyorum.

Ya bir araya gelin, yada hepiniz ceketinizi alın gidin!

Sözün özü şu;

Üst akılları kenara bırakın,

Ortak akıl çıkartmak için bir araya gelin,

Kavga edin ama şehri arkanızdan sürüklemeyin,

Mahkemelik olun ama sadece mahkeme salonlarında çatışın,

Başkanlık için yarışın, ama ne olursa olsun Kırıkkalespor için çalışın…

 

Print Friendly
YORUMLAR



    Yukarı Çık