Haber

VEFASIZSINIZ!

VEFASIZSINIZ!
25 Ağustos 2016

“KRALLARIN RESSAMINI” UNUTTUNUZ

Kırıkkale’nin yetiştirdiği ve dünyaca tanınan saygı duyulan Rahmi Pehlivanlı’ya yine vefasızlık yaptık. 24 Ağustos 1992’de vefat eden Dünyaca Ünlü Rahmi Pehlivanlı’yı unuttuk.

1926 yılında Kırıkkale’de doğan ve “Kralların Ressamı” olarak tüm dünyaya nam salan Rahmi Pehlivanlı vefatının 24. Yılında unutuldu. Eserleri Ortadoğu, Avrupa ve Türkiye dahil tam 17 farklı ülkelerde bulunan müzelerde sergilenen Kralların Ressamının Kırıkkale’nin hiçbir yerinde anılmaması tepkilerin doğmasına sebep oldu. Vatandaşlar “başka ülkeler bize Picasso’yu sevdiriyor, hepimizin evine resimlerini sokuyor. Gelin görün ki, bizim en büyük resim markamız, dünyanın saygı duyduğu Kralların Ressamı Rahmi Pehlivanlı’yı çocuklarımıza anlatmıyoruz. Gelecek nesillere o sanatçıyı aktarmıyoruz, ölüm yıldönümünde bir program yapıp bir Fatiha okumayı çok görüyoruz. Şehir olarak vefasız, herkese karşı vefasızız.” İfadelerini kullandılar.

RAHMİ PEHLİVANLI KİMDİR?

1926 Yılında Keskin’de doğdu Annesi Gülşen Hanım ve babası da Hacı Ömer Efendi’dir. İlkokulu Keskin‘de bitirdikten sonra Kırıkkale Askeri Ortaokulu’na devam eden Pehlivanlı bu yıllarda resimle ilgilenmeye başladı. Bu dönem hem Ankara hem de Kırıkkale‘de ticaret yaparak geçimini sağlayan ailesinin yanında yaşadı. Ankara Süvari Alayı’nda yaptığı askerliğinin ardından Ankara‘ya yerleşti ve bir yandan Bahçelievler Ortaokulu’nda öğretmenlik yaparken bir yandan da dönemin ünlü yöneticilerinin portlerini yaptı. Yine bu dönemde yaptığı Aziziye kahramanı Nene Hatun portresi Milli Savunma Bakanlığı’nın davetiyle Harbiye Askeri Müzesi’ne alındı. Kısa bir süre Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde de hizmet eden Pehlivanlı dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından görevlendirilerek Selanik‘e Atatürk‘ün doğduğu evin resmini yapması için gönderildi. Yurtdışına ikinci çıkışı ise elindeki rahatsızlığı tedavi ettirmek ve resim hayatını profesyonelce sürdürmek amacıyla İngiltere‘ye oldu. Buraya kısa zamanda uyum sağlayıp birçok Avrupa ülkesinde, müze ve stüdyolarda resim etüdleri yaptı. Zaman zaman KıbrısLübnanIrak, ve Libya gibi Ortadoğu ülkelerine de giderek sergiler açtı ve portreler yaptı. 1961 ve 1969 yılları arasında Avrupa‘nın ilgi odağı olan Afrika‘dan aldığı davetleri değerlendirerek bir çok lider ve ünlü kişinin portrelerini yapma fırsatı yakaladı. 1967 yılında en ünlü tablolarından biri olan Zina, Vatikan tarafından çok beğenildi ve dönemin Papası IV. Paul tarafından madalya ile ödüllendirildi. Bu tablo Vatikan tarafından Roma’daki Dal Vaticano Floransa Müzesi’ne alındı. Bu dönemde İtalya’da yakaladığı şöhreti değerlendirdi ve Castel Franco’da bir stüdyo kurarak çalışmalarına devam etti. Cote D’Azure’da düzenlenen uluslarası sanat sergisinde bir diğer ünlü tablosu Kel Mıstık ile portre dalında birincilik ödülünü kazandı. 1972 yılında, tam 17 yıl aradan sonra, Türkiye‘ye döndü. Kurtuluş Savaşı gemilerinden Yavuz Zırhlısı‘nın satılıp traş bıçağı yapılacağını duyunca vakit kaybetmeden bir resmini yaptı, bu resim halen İstanbul Deniz Müzesi’nde sergilenmektedir. 1978 yılında, uluslarası sanat dünyasındaki başarıları ve kendi ekolünü yaratmış olması nedeniyle Pan Haber Ajansı kendisini yılın adamı seçti. Yine aynı yıl Atatürk’ü ülkeyi ziyarete gelen devlet adamlarıyla resmeden bir dizi hazırladı. Bu dizi 11 Aralık’ta Anıtkabir’de sergilenmeye başladı. 1981 yılında İtalya‘daki Accademia Universale Roma tarafından Academico Benemerito diploması ve fahri hocalık ünvanı verildi, adına sürekli bir kürsü ayrıldı. Bir yıl sonra sanattaki otuzuncu yılını kutladığı 30. Sanat Yılı sergisi İstanbulAnkara ve İzmir‘de dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve Başbakanı Bülent Uluslu tarafından açıldı. Serginin hemen ardından Renk Renk Türkiyem koleksiyonu için uzun bir Türkiye seyahatine çıktı. 1984 yılında Nurhan isimli bir hanımla evlendi. 1988\’de SSCB Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Akademisi Başkanlığı tarafından üniversitelerde konferanslar vermek ve araştırmalar yapmak üzere davet edildi. Aynı yıl Ephesus tablosu ile Papa II. Jean Paul tarafından gümüş madalya ile ödüllendirildi. 1989 yılında başladığı Gazi Üniversitesi Resim Bölümü öğretim üyeliğine 24 Ağustos 1992\’de vefat edene kadar devam etti. Öldüğünde Renk Renk Türkiyem koleksiyonunu ancak tamamlayabilmişti. Tamamlayabildiği Atatürk ve Renk Renk Türkiyem projelerinin yanında yapmak istediği bir de Kurtuluş Savaşı projesi vardı. 66 yıllık hayatında 5’i Türkiye’de olmak üzere 60’dan fazla kişisel sergi açtı. Bu sergilerin büyük bölümünün açılışı devlet başkanları ve ileri gelen devlet adamları tarafından yapıldı. Pehlivanlı’ya birçok ödül, takdirname ve nişan kazandıran eserleri Avrupa, AfrikaOrtadoğu ve Türkiye’de toplam 17 müzede ve önemli koleksiyonda yer almakta.

Print Friendly



Bir Yorum Yap


*





Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.

VEFASIZSINIZ!

Haber Giriş Tarihi: 25 Ağustos 2016
VEFASIZSINIZ!

“KRALLARIN RESSAMINI” UNUTTUNUZ

Kırıkkale’nin yetiştirdiği ve dünyaca tanınan saygı duyulan Rahmi Pehlivanlı’ya yine vefasızlık yaptık. 24 Ağustos 1992’de vefat eden Dünyaca Ünlü Rahmi Pehlivanlı’yı unuttuk.

1926 yılında Kırıkkale’de doğan ve “Kralların Ressamı” olarak tüm dünyaya nam salan Rahmi Pehlivanlı vefatının 24. Yılında unutuldu. Eserleri Ortadoğu, Avrupa ve Türkiye dahil tam 17 farklı ülkelerde bulunan müzelerde sergilenen Kralların Ressamının Kırıkkale’nin hiçbir yerinde anılmaması tepkilerin doğmasına sebep oldu. Vatandaşlar “başka ülkeler bize Picasso’yu sevdiriyor, hepimizin evine resimlerini sokuyor. Gelin görün ki, bizim en büyük resim markamız, dünyanın saygı duyduğu Kralların Ressamı Rahmi Pehlivanlı’yı çocuklarımıza anlatmıyoruz. Gelecek nesillere o sanatçıyı aktarmıyoruz, ölüm yıldönümünde bir program yapıp bir Fatiha okumayı çok görüyoruz. Şehir olarak vefasız, herkese karşı vefasızız.” İfadelerini kullandılar.

RAHMİ PEHLİVANLI KİMDİR?

1926 Yılında Keskin’de doğdu Annesi Gülşen Hanım ve babası da Hacı Ömer Efendi’dir. İlkokulu Keskin‘de bitirdikten sonra Kırıkkale Askeri Ortaokulu’na devam eden Pehlivanlı bu yıllarda resimle ilgilenmeye başladı. Bu dönem hem Ankara hem de Kırıkkale‘de ticaret yaparak geçimini sağlayan ailesinin yanında yaşadı. Ankara Süvari Alayı’nda yaptığı askerliğinin ardından Ankara‘ya yerleşti ve bir yandan Bahçelievler Ortaokulu’nda öğretmenlik yaparken bir yandan da dönemin ünlü yöneticilerinin portlerini yaptı. Yine bu dönemde yaptığı Aziziye kahramanı Nene Hatun portresi Milli Savunma Bakanlığı’nın davetiyle Harbiye Askeri Müzesi’ne alındı. Kısa bir süre Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde de hizmet eden Pehlivanlı dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından görevlendirilerek Selanik‘e Atatürk‘ün doğduğu evin resmini yapması için gönderildi. Yurtdışına ikinci çıkışı ise elindeki rahatsızlığı tedavi ettirmek ve resim hayatını profesyonelce sürdürmek amacıyla İngiltere‘ye oldu. Buraya kısa zamanda uyum sağlayıp birçok Avrupa ülkesinde, müze ve stüdyolarda resim etüdleri yaptı. Zaman zaman KıbrısLübnanIrak, ve Libya gibi Ortadoğu ülkelerine de giderek sergiler açtı ve portreler yaptı. 1961 ve 1969 yılları arasında Avrupa‘nın ilgi odağı olan Afrika‘dan aldığı davetleri değerlendirerek bir çok lider ve ünlü kişinin portrelerini yapma fırsatı yakaladı. 1967 yılında en ünlü tablolarından biri olan Zina, Vatikan tarafından çok beğenildi ve dönemin Papası IV. Paul tarafından madalya ile ödüllendirildi. Bu tablo Vatikan tarafından Roma’daki Dal Vaticano Floransa Müzesi’ne alındı. Bu dönemde İtalya’da yakaladığı şöhreti değerlendirdi ve Castel Franco’da bir stüdyo kurarak çalışmalarına devam etti. Cote D’Azure’da düzenlenen uluslarası sanat sergisinde bir diğer ünlü tablosu Kel Mıstık ile portre dalında birincilik ödülünü kazandı. 1972 yılında, tam 17 yıl aradan sonra, Türkiye‘ye döndü. Kurtuluş Savaşı gemilerinden Yavuz Zırhlısı‘nın satılıp traş bıçağı yapılacağını duyunca vakit kaybetmeden bir resmini yaptı, bu resim halen İstanbul Deniz Müzesi’nde sergilenmektedir. 1978 yılında, uluslarası sanat dünyasındaki başarıları ve kendi ekolünü yaratmış olması nedeniyle Pan Haber Ajansı kendisini yılın adamı seçti. Yine aynı yıl Atatürk’ü ülkeyi ziyarete gelen devlet adamlarıyla resmeden bir dizi hazırladı. Bu dizi 11 Aralık’ta Anıtkabir’de sergilenmeye başladı. 1981 yılında İtalya‘daki Accademia Universale Roma tarafından Academico Benemerito diploması ve fahri hocalık ünvanı verildi, adına sürekli bir kürsü ayrıldı. Bir yıl sonra sanattaki otuzuncu yılını kutladığı 30. Sanat Yılı sergisi İstanbulAnkara ve İzmir‘de dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve Başbakanı Bülent Uluslu tarafından açıldı. Serginin hemen ardından Renk Renk Türkiyem koleksiyonu için uzun bir Türkiye seyahatine çıktı. 1984 yılında Nurhan isimli bir hanımla evlendi. 1988\’de SSCB Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Akademisi Başkanlığı tarafından üniversitelerde konferanslar vermek ve araştırmalar yapmak üzere davet edildi. Aynı yıl Ephesus tablosu ile Papa II. Jean Paul tarafından gümüş madalya ile ödüllendirildi. 1989 yılında başladığı Gazi Üniversitesi Resim Bölümü öğretim üyeliğine 24 Ağustos 1992\’de vefat edene kadar devam etti. Öldüğünde Renk Renk Türkiyem koleksiyonunu ancak tamamlayabilmişti. Tamamlayabildiği Atatürk ve Renk Renk Türkiyem projelerinin yanında yapmak istediği bir de Kurtuluş Savaşı projesi vardı. 66 yıllık hayatında 5’i Türkiye’de olmak üzere 60’dan fazla kişisel sergi açtı. Bu sergilerin büyük bölümünün açılışı devlet başkanları ve ileri gelen devlet adamları tarafından yapıldı. Pehlivanlı’ya birçok ödül, takdirname ve nişan kazandıran eserleri Avrupa, AfrikaOrtadoğu ve Türkiye’de toplam 17 müzede ve önemli koleksiyonda yer almakta.

Print Friendly

YORUMLAR



    Yukarı Çık