Haber
27 Temmuz 2016

YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE

15 Temmuz Cuma gecesi Türk Tarihinin en karanlık gecelerinden birine tanıklık ettik. Bir yanda Milletin Ordusu, TSK nın içerisine sızmış, FETÖ’nin teröristleri, bir tarafta ay yıldızlı bayrağa sarılmış, abdestini almış, beyaz kefenini giymiş meydanlara inmiş Necip Türk Milleti.

Milletin güvenliği, Vatanın bölünmezliğini, Bayrağın Namusunu korumak için alınan zırhlı ve silahlı araçlarla, yine bunları korumakla mükellef asker kıyafeti giymiş, bu görevleri yapmak için milletin hazinesinden maaş  alan hainler, Türk Milletinin iradesi ile seçtiği, iktidarı devirmek, devletin tüm organlarına el koymak ve Türk Milletini bir kez daha sindirerek, zindanlara tıkmak için ortaya çıktılar. Ne mutlu ki, Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere milletin hiçbir ferdi bu hain odaklarının karşısında durmaktan geri kalmamışlardır.

Tarihin akışını değiştiren, yeniden yazılmasını sağlayan, tarihe geçen konuşmalar vardır. 29 Mayıs 1453 Sabahı, İstanbul Surlarında Fatih’in, 1071’de Malazgirt’te Alparslan’ın ve Çanakkale’de geri çekilen Türk Askerinin karşısına geçip, Ben size ölmeyi emrediyorum diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o tarih kitaplarına yazılan sözleri gibi. Bu sefer de tarihe sözleri altın harflerle yazılacak kişi, Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Darbe haberini alır almaz büyük bir cesaretle düşmanın zapt ettiği Atatürk Havaalanına giden ve gitmeden önce Milletine canlı yayında, direneceğiz, teslim olmayacağız, meydanları dolduracağız diyen Erdoğan, tarihin akışını değiştiren geceye başkomutan olarak yazıldı.

Tabi FETÖ terör örgütünün gerçekleştirmeye çalıştığı darbeye karşı, Aziz Türk Milletinin verdiği mücadele anlatmakla bitmez. Yıllar sonra dizilerde, filmlerde, belgesellerde, tarih kitaplarında, romanlarda yer alır. Bütün Dünya Türk’ün dirayetini, direnişini ve yeniden dirilişini övgü dolu sözlerle gelecek nesillere aktarır.

Bizim yapmamız gereken bu zamana kadar ki hatalardan ders almak ve Türkiye Cumhuriyetinin şanlı tarihine yakışmayan bu kara geceyi tarihe gömmektir. Evvela şunu milletçe görmüş olduk ki FETÖ silahlı terör örgütüdür ve PKKdan daha tehlikelidir. Tehlikelidir, çünkü PKK dağda 3-5 soytarının eylem yaptığı, askerimize, polisime hain pusu atıp vurabildiği kadar vurup kaçan aşağılık bir yapıdır. Ancak bu yapı yıllarca kendisini ve emellerini gizleyecek kadar profesyonel, devletimizin en önemli merkezlerini hissettirmeden işgal edecek kadar tehlikeli, devletten aldığı güçle Milletimizi öldürecek, devletimize zarar verecek kadar şeref yoksunu bir örgüttür. Bakın darbe gecesi darbeyi kınayan komutan görünümlü terörist bile FETÖ cü çıktı ve darbenin içerisinde yer aldığı ortaya çıktı. Darbenin tutmayacağını anlayınca yan çizdiği gözler önüne serildi.

Dikkat etmeliyiz, çünkü bunlar bitmedi. Bunlar yalnızca o gece ortaya çıkanlar değil. Himmet adı altında haraç toplayanlar, vermeyene vergi cezası kestirenler, basın yoluyla eleştirenleri, cezaevine gönderenlerin hepsi ortaya çıkmadılar. Daha çok eksiğimiz var. AGİAD çalışmaları, abi-abla evleri altında kurulan hücre evlerinin finansörleri ortaya çıkmadı. Siz sanıyor musunuz? Koca bir yapıyı sadece zaman gazetesi ile finans ediyorlar. Özel okullar, dershaneler, Bankalar bu finansla mı kuruldu? Tabi ki hayır!

Bu yapı, bu kadar büyümeyi küresel sermayeler aracılığı ile yaptı. Bakın ülke genelinde bu yapının elemanları önce ihale ile fabrika aldı, sonra aylık 10 geliri olan yere aylık 4 ile taksitle borcunu ödedi. Dünya da hangi insana tanınır bu şans? Kim bu ağı kurabilir? Bu finansörler milliyeti, hürriyeti ne olursa olsun hakim karşısına çıkıp, böcekli zindanlara girmedikçe bize rahat uyku yok!

O gece darbe tutsa 9.000 insan katledilecekti. Köylü Mehmet ağanın sarı çizmeli oğlu değil! Hakim, savcı, doktor, bürokrat, milletvekili, siyasetçi bir bir idama gönderilecekti. Hepsi okumuş, devletin en önemli kurumlarında, millete hizmet eden insanlar. Bir de asi gördükleri var ki onlar o gece tankın önüne çıkanlar! Onları muhakeme bile etmeden katledeceklerdi. Allah göstermesin, düşman kapıya dayansa, Bir Çanakkale Zaferi daha yazacak nesil yok edilecekti. Bu hain, gözü kara, acımasız, din, iman, ahlak bilmeyen zihniyete karşı dimdik durmalıyız. En ufak hizmetçisi bile cezaevine girene kadar mücadelemize devam etmeliyiz.

Ancak sapla samanı ayırarak yapmalıyız bunu. Helale, haram katmadan, delikanlıca, cesurca mücadele etmeliyiz. Düşman olarak gördüklerimize, siyasi çekişme yaşadıklarımıza, terfi etmek için önümüzde engel olarak gördüklerimize paralel, fetö, darbeci dersek ve günahsız insanların yanmasına sebep olursak, öbür dünya da cayır cayır yanarız. Allah korusun, 30 yıl sonrasının kitaplarına, kahraman bir millet olarak geçmişken, bu hatalara kapılıp, 30 sene sonra darbeye karşı darbe yapıldı gibi aşağılanarak yazılırız. İşte bunu millet olarak hiçbir zaman istemeyiz.

Helale haram katmaz isek, sapla samanı ayırır, gözünün üstünde kaş var diye fetöcü ilan etmezsek ve bu hain şerefsizlerin her birini fare deliklerine tıkarsak başarmış oluruz.

İşte o zaman tarihe “Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe” diyen atalarımız gibi şerefli yazılırız.

İşte o zaman Akif’in şiirlerinde;

“Asımın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek; İşte, çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek”

…diye hayat buluruz.

Print Friendly

Bir Yorum Yap


*

Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.
Çağlar Atmaca
(caglar.atmaca@hotmail.com)
YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
27 Temmuz 2016, Çarşamba

15 Temmuz Cuma gecesi Türk Tarihinin en karanlık gecelerinden birine tanıklık ettik. Bir yanda Milletin Ordusu, TSK nın içerisine sızmış, FETÖ’nin teröristleri, bir tarafta ay yıldızlı bayrağa sarılmış, abdestini almış, beyaz kefenini giymiş meydanlara inmiş Necip Türk Milleti.

Milletin güvenliği, Vatanın bölünmezliğini, Bayrağın Namusunu korumak için alınan zırhlı ve silahlı araçlarla, yine bunları korumakla mükellef asker kıyafeti giymiş, bu görevleri yapmak için milletin hazinesinden maaş  alan hainler, Türk Milletinin iradesi ile seçtiği, iktidarı devirmek, devletin tüm organlarına el koymak ve Türk Milletini bir kez daha sindirerek, zindanlara tıkmak için ortaya çıktılar. Ne mutlu ki, Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere milletin hiçbir ferdi bu hain odaklarının karşısında durmaktan geri kalmamışlardır.

Tarihin akışını değiştiren, yeniden yazılmasını sağlayan, tarihe geçen konuşmalar vardır. 29 Mayıs 1453 Sabahı, İstanbul Surlarında Fatih’in, 1071’de Malazgirt’te Alparslan’ın ve Çanakkale’de geri çekilen Türk Askerinin karşısına geçip, Ben size ölmeyi emrediyorum diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o tarih kitaplarına yazılan sözleri gibi. Bu sefer de tarihe sözleri altın harflerle yazılacak kişi, Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Darbe haberini alır almaz büyük bir cesaretle düşmanın zapt ettiği Atatürk Havaalanına giden ve gitmeden önce Milletine canlı yayında, direneceğiz, teslim olmayacağız, meydanları dolduracağız diyen Erdoğan, tarihin akışını değiştiren geceye başkomutan olarak yazıldı.

Tabi FETÖ terör örgütünün gerçekleştirmeye çalıştığı darbeye karşı, Aziz Türk Milletinin verdiği mücadele anlatmakla bitmez. Yıllar sonra dizilerde, filmlerde, belgesellerde, tarih kitaplarında, romanlarda yer alır. Bütün Dünya Türk’ün dirayetini, direnişini ve yeniden dirilişini övgü dolu sözlerle gelecek nesillere aktarır.

Bizim yapmamız gereken bu zamana kadar ki hatalardan ders almak ve Türkiye Cumhuriyetinin şanlı tarihine yakışmayan bu kara geceyi tarihe gömmektir. Evvela şunu milletçe görmüş olduk ki FETÖ silahlı terör örgütüdür ve PKKdan daha tehlikelidir. Tehlikelidir, çünkü PKK dağda 3-5 soytarının eylem yaptığı, askerimize, polisime hain pusu atıp vurabildiği kadar vurup kaçan aşağılık bir yapıdır. Ancak bu yapı yıllarca kendisini ve emellerini gizleyecek kadar profesyonel, devletimizin en önemli merkezlerini hissettirmeden işgal edecek kadar tehlikeli, devletten aldığı güçle Milletimizi öldürecek, devletimize zarar verecek kadar şeref yoksunu bir örgüttür. Bakın darbe gecesi darbeyi kınayan komutan görünümlü terörist bile FETÖ cü çıktı ve darbenin içerisinde yer aldığı ortaya çıktı. Darbenin tutmayacağını anlayınca yan çizdiği gözler önüne serildi.

Dikkat etmeliyiz, çünkü bunlar bitmedi. Bunlar yalnızca o gece ortaya çıkanlar değil. Himmet adı altında haraç toplayanlar, vermeyene vergi cezası kestirenler, basın yoluyla eleştirenleri, cezaevine gönderenlerin hepsi ortaya çıkmadılar. Daha çok eksiğimiz var. AGİAD çalışmaları, abi-abla evleri altında kurulan hücre evlerinin finansörleri ortaya çıkmadı. Siz sanıyor musunuz? Koca bir yapıyı sadece zaman gazetesi ile finans ediyorlar. Özel okullar, dershaneler, Bankalar bu finansla mı kuruldu? Tabi ki hayır!

Bu yapı, bu kadar büyümeyi küresel sermayeler aracılığı ile yaptı. Bakın ülke genelinde bu yapının elemanları önce ihale ile fabrika aldı, sonra aylık 10 geliri olan yere aylık 4 ile taksitle borcunu ödedi. Dünya da hangi insana tanınır bu şans? Kim bu ağı kurabilir? Bu finansörler milliyeti, hürriyeti ne olursa olsun hakim karşısına çıkıp, böcekli zindanlara girmedikçe bize rahat uyku yok!

O gece darbe tutsa 9.000 insan katledilecekti. Köylü Mehmet ağanın sarı çizmeli oğlu değil! Hakim, savcı, doktor, bürokrat, milletvekili, siyasetçi bir bir idama gönderilecekti. Hepsi okumuş, devletin en önemli kurumlarında, millete hizmet eden insanlar. Bir de asi gördükleri var ki onlar o gece tankın önüne çıkanlar! Onları muhakeme bile etmeden katledeceklerdi. Allah göstermesin, düşman kapıya dayansa, Bir Çanakkale Zaferi daha yazacak nesil yok edilecekti. Bu hain, gözü kara, acımasız, din, iman, ahlak bilmeyen zihniyete karşı dimdik durmalıyız. En ufak hizmetçisi bile cezaevine girene kadar mücadelemize devam etmeliyiz.

Ancak sapla samanı ayırarak yapmalıyız bunu. Helale, haram katmadan, delikanlıca, cesurca mücadele etmeliyiz. Düşman olarak gördüklerimize, siyasi çekişme yaşadıklarımıza, terfi etmek için önümüzde engel olarak gördüklerimize paralel, fetö, darbeci dersek ve günahsız insanların yanmasına sebep olursak, öbür dünya da cayır cayır yanarız. Allah korusun, 30 yıl sonrasının kitaplarına, kahraman bir millet olarak geçmişken, bu hatalara kapılıp, 30 sene sonra darbeye karşı darbe yapıldı gibi aşağılanarak yazılırız. İşte bunu millet olarak hiçbir zaman istemeyiz.

Helale haram katmaz isek, sapla samanı ayırır, gözünün üstünde kaş var diye fetöcü ilan etmezsek ve bu hain şerefsizlerin her birini fare deliklerine tıkarsak başarmış oluruz.

İşte o zaman tarihe “Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe” diyen atalarımız gibi şerefli yazılırız.

İşte o zaman Akif’in şiirlerinde;

“Asımın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek; İşte, çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek”

…diye hayat buluruz.

Print Friendly
YORUMLAR



    Yukarı Çık