Köşe Yazıları

Hoşçakal gazetecilerin kralı

Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Ölüm o kadar soğuk ki, yazarken içim titriyor. Uzun, soğuk, ışıksız bir an. Kelimeler adeta buz kesiyor.

Seni ne cümlelere ne de kitaplara sığdırmak mümkün. Lise çağlarımda tanıdım ilk kez. Sınıf arkadaşım Veli, statta fotoğraf çekerken göstermişti seni. Gururlu bir şekilde aynen şöyle demişti: ‘Bak Mehmet Ali o fotoğraf çeken adam benim dayım.’ O dönem çok bir şey anlamamıştım yaptığın işten, ta ki yıllar sonra yollarımız gazetecilik mesleğinde kesişene kadar.

İlk kez mesleğe başlamış, elimde fotoğraf makinasıyla gezerken bir programda tanıştık. ‘Hayırlı olsun gadeşim, bir şeye ihtiyacın olursa ara mutlaka’ demişti. Tabi o zamanlar Erhan abinin flaş yılları… Havada uçan karada kaçan misali… Şehirde kuş uçsa onun mutlaka haberi vardır.

2003 yılında başladığım bu meslekte bir çok şeyi kendisinden öğrendim, her zaman yol göstericim oldu. Birlikte gittiğimiz ve beraber yazdığımız haberleri sayamam bile. Her zaman bana omuz veren çok değerli bir şahsiyetti. Onurlu, gururlu, başarılı…

Bir keresinde birlikte arşivini karıştırırken 80 yıllarında tanık olduğu bir haberi anlatmıştı. “Mali çok büyük bir haber aldım. Keskin’de bir facia vardı. Yola çıktım, Danacı Obası yakınlarında arabadan indim. Hava çok soğuktu, her yer diz boyu kar. Olaydan kimsenin haberi yok. Olay yerine ulaşan tek kişi bendim. Fotoğraflarımı çektim ve hemen haberle birlikte Ankara’ya ulaştırdım. Haberim tüm Türkiye gündeminde ve ertesi gün tüm gazetelerin manşetlerindeydi.”diye anlatıyor. Çok etkilenmiştim. 1997’de meydana gelen patlamayı anlatmıyorum bile. Tüm haber ve fotoları yine manşetlerdeydi. Bu onun meslek hayatından sadece küçük bir kesit. Onu anlatmaya ne sayfalar nede kitaplar yeter.

‘Türkiye’nin neresine giderseniz gidin Kırıkkale’de gazeteciyim dediğiniz de kuşkusuz ki herkes size Erhan Göğem’i tanıyor musun? diye mutlaka sorar. Kaç kez bu soruya muhatap oldum bir bilseniz. Ve ne zaman bu soruyu sorsalar kendisiyle gurur duymuşumdur.

Erhan abi son bir kaç yıldır hastaydı. Her şeye rağmen bir an olsun bile fotoğraf makinasını elinden bırakmayı hiç düşünmedi. Erhan abi sabah Ankara’ya kemoterapiye gidiyor akşam Cumhuriyet Meydanı’ndaki bürosuna geliyordu, her şeye rağmen… Duyduğu ızdıraba karşılık meslek aşkıyla tutuştu her zaman…

Ama yorgundu üstat…

Gözlerindeki yorgunluk bunu anlamaya yetiyordu. Mesleğine olan aşkı sayesinde bir çok badire atlatmış ‘yola devam’ diyebiliyordu. Uzun süren hastane çilesinin ardından Erhan abi sağlığına hemen hemen kavuşmuştu. Sevgili dostum Fatih Gençer’in de katıldığı bir yemekte buluştuk. Hatta sosyal medyada ‘Baba devam dedi” şeklinde bir özçekim yapmıştık. Dün gibi…

Hiç beklemiyordum. Sabah işe gelmeye hazırlanırken çaldı telefonum. Meslek hayatımın mihenk taşlarından olan çok sevdiğim Erhan ağabeyimi ne yazık ki kaybetmiştik. “mali akşam maç izlemeye gel, akvaryumu düzenleyelim mali, durum vaziyet nasıl, aşk hayatın nasıl, yazdıysan şu haberi bi gönder terbiyesiz çocuk” sözlerin hala kulağımda yankılanıyor. Geçenler de “mali yılbaşına çocuklar çağırıyor”demiş, bende “git dinlen güzel zaman geçir abi çok yoruldun”demiştim. Ne yazık ki yıldızlar ülkesine taşınman çok ani oldu. Vedalaşamadık bile…

Kırıkkale’de ve Türkiye’de gazetecilik adına önemli izler bırakan usta gazeteci DHA Muhabiri Erhan Göğem rahatsızlığına rağmen fotoğraf makinasını bırakmadı. Son ana kadar ‘Ben Gazeteciyim! diyebilen bir üstadı yitirdik. Her zaman kalbimizde yaşayacaksın. Kırıkkale’nin tarihine ışık tutan bir değeri kaybettik. Mekanın cennet olsun gazetecilerin kralı…

“Aşkla, sevgiyle, onurla yapılan ve büyük başarılarla sürdürülen bir meslek hayatın ta kendisidir.” Erhan Göğem

Yazar: Mehmet Ali Soyer

Daha Fazlasını Göster

Benzer Haberler

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir

Bu Habere de Göz Atın!

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı