Köşe Yazıları

İdris Kararkuş Yazdı ”CERİT BOZLAĞI”

Bir çok insanın severek dinlediği ama çoğumuzun hikayesini bilmediğimiz yaşanmış olan ''CERİT BOZLAĞI'' türküsünün hikayesini Dr. İdris Karakuş yazdı.

Haber71.Net - Google News | Abone Ol

Kaynaklar:
Galip Atakul, Hüseyin oğlu, 1917 doğumlu
Cemal Ulukaya, Arap Ali oğlu, 1922 doğumlu
Mükremin Karakuş, Mehmet oğlu, 1924 doğumlu
Gürbüz Gürbüztürk, Hüseyin oğlu, 1929 doğumlu
Uğur Silsüpür, Necati oğlu, 1952 doğumlu.
Avşar Bozlağı olarak bilinen bu bozlak Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş gibi bozlak ustaları tarafından plağa Hacı Taşan tarafından kaset ve CD’ye okunmuştur. Osmanlının uyguladığı iskan politikasına ve Devletin Türkmenlere bakış açısına bir isyanın, karşı duruşun ifadelendirilişidir bu bozlak.

CERİT BOZLAĞI
Cerid Rakka’dan sökün edince
Açılsın Urum’a yolu Cerid’in
Silsüpüroğlu Fettah Beyim ölünce
Kırıldı kanadı kolu Cerid’in
Sineği çoktur Nizip ovasına varmayın
Pusu vardır Şar Dağına girmeyin
Mürseloğlu kız istiyor vermeyin
Kokulatman gülün ele Cerid’in
Aslan yurdu garip vatan kal gayrı
Ali Beyin pek tatlıdır sözleri
Fettah Beyin fincan gibi gözleri
Burnu hızmalı Cerid kızları
Del’etti Kul Yusuf’u dili Cerid’in
Osmanlı Padişahı Üçüncü Süleyman döneminde (1687-1691) Suriye vilayetinde Araplar tarafından çıkartılan karışıklığı düzeltmek amacıyla oraya Türkmen aşiretlerinin gönderilmesi gerektiği düşüncesiyle Orta Anadolu’da ve Toroslarda yaşayan Beğdili, Cerit ve Avşar Türkmen aşiretleri Rakka’ya gönderilmek istenmiş ve bir de ferman yayınlanmıştır. Türkmen aşiretleri, bu fermana, “Bu bir tür sürgündür.” düşüncesiyle karşı çıkmışlar, Rakka’ya gitmek istememişlerdir. Bu defa Osmanlı, zor kullanarak asker gücüyle göndermek istemiştir ve öyle olmuştur. Bu uygulama 180 yıl sürmüş ve bu arada pek çok aşiret kavgaları da vuku bulmuştur.
Zorla gönderilen Türkmen aşiretleri tekrar Anadolu’ya bir yolunu bulup dönmüşlerdir.
Beğdili aşireti, ferman gereğince Rakka’ya göçtükten bir yıl sonra aşiretten iki kişi eski yerleşme bölgeleri Keskin’e ziyarete gelir. Keskin’de çok iyi ev sahipliği yapılır. Keskin’de ağırlanan iki kişiye “Korkulacak bir şey yok, geri dönün, hane sizin, bizden selâm söyleyin Reis’e, kötülük ettikse iyiliğe sayın…” derler. Elçilerin bu haberinden sonra Türkmen aşiretleri Keskin yöresine göç etmeye başlarlar. Derviş Ali olayı şöyle manzum olarak ifade eder:
“Bir çift ördek geldi Keskin elinden
Garip garip döner bizim ellerde
Dolanır çevrenir göle konmağa
Korkuyor ki öcü vardır göllerde
“Korkma sevdiğim Urum kışıdır
Yağar yağmur çığaların üşüdür
Konup göçmek ol hupların işidir
Konup göç ki söylenesin dillerde
“Gam yeme sevdiğim senindir hâne
Bizden selâm söyle bizi bilene
Hızır’dır önünde yoldaş olana
Kimse çıkıp dolaşmasın yollarda
“Derviş Ali’m, bizden Şah’a arzeyle
Kötülük gördünse iyilik söyle
Bu sene eyyamın geçirdik böyle
Sevdiceğim unutmasın dillerde…”
Orta Anadolu’dan Suriye’de Halep vilayetinin Rakka ilçesine sürgün edilen Türkmenler, çöl havasına dayanamayıp diyar-ı Rum’a geri dönmüşler, bir süre dağınık obalar hâlinde yaşamışlardır. 1691 yılında ferman çıkartılarak Rakka’da iskâna zorunlu tutulmuşlardır.
Dadaloğlu bu zorunlu göçü şöyle dile getirmiştir:
Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eyler ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın, dağlar bizimdir.
Dadaloğlu’m yarın kavga kurulur
Öter tüfek, davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.
Bir yolunu bulan Türkmenler yine Anadolu’ya kaçmışlardır.
1691’li yıllarda tekrar Rakka’ya sürgün edilen Türkmenler, Anadolu’ya yine kaçıp dönmüşlerdir. Bu dönüş üzerine Suriye Valiliğine yeni tayin edilen Yusuf Paşa Türkmenleri Rakka’ya göndermek/götürmek üzere harekete geçmiş, düzenli Osmanlı ordu birlikleriyle Türkmenlerin üzerine yürümüş, Türkmen aşiretlerini darmadağın etmiş, beğlerini kılıçtan geçirmiş, idam etmiş ve Beğdili Türkmen aşiretini tekrar Rakka’ya sürgün etmiştir.
Türkmen aşiretlerinden Firuz Beğe bağlı olan oymaklar Rakka’dan Anadolu’ya doğrudan kaçamayınca İran (Acem)’a geçmişlerdir:
Benden selâm söylen Keskin eline
Güzel Kırşehir’e Malya çölüne
Kırlangıç eteği Seyfe gölüne
Firuz Beğ Acem’e göçtü turnalar
Bu Türkmen oymakları bir yolunu bulup farklı yollardan daha sonra eski yurtlarına dönmüşlerdir.
Şu Denek Dağının baharı yazı
Ötüşür, çağrışır Seyfe’nin kazı
Ne yaman ağlattı Edna Bey bizi
Firuz Beğim nerde kaldı duy kuğu?
Cerit oymağı Suriye’den Anadolu’ya doğrudan Antep ve Hatay üzerinden geçiş yapmıştır. Geçiş esnasında pek çok olay vukua gelmiştir.
Rakka’da zorunlu iskana tabi tutulan Türkmenlerin Cerit oymağı beylerinden Fettah Beğin kızına Urban Araplarının beyi talip olmuş, Fettah Bey kızını vermemiş, aralarında aşiret kavgası çıkmış, Silsüpürlerin mensubu olduğu Ceritler, Urban araplarını yenerek yolarına devam etmişlerdir. Antakya üzerinden Anadolu’ya geçmek isteyen Ceritlerden bu defa Antakya’da meskun Türkmenlerin beği Mürseloğlu, “Yol geçit parası” istemiş, Fettah Bey başkanlığındaki Ceritler “Paramız yok” deyince mukabili olarak kız istemiş, kızı da vermek istemeyince aşiret kavgası başlamıştır. Bu olayı Kul Sadun şöyle dile getirmiştir:
Gel edek kavgayı etme bahane
Kuzgunun cırnağı değmez şahan’a
Mürseloğlu sığdırmazlar cihana
Kolu bantlı delilerim var iken
Döndün mü dönesi benden yüzünü
Fettah Beyim kara yazar yazını
Mürseloğlu ister Cerit kızını
Aslan gibi yiğitlerim var iken
Kul Sadun’un seçelim mi yozları
Dar edeyim şu konduğun düzleri
Sana yar olur mu Cerit Kızları
Gözü kanlı Ceritlerim var iken
İki Türkmen oymağının kavgasında Mürseloğlu’nun başında bulunduğu oymak yenilmiş, Fettah Bey de yaralanmış; sonra ölmüştür.
Nizip tarafından da Cerit oymağının yolunu Avşarlar kesmiştir. Çıkan kavgada Avşar Türkmenleri büyük kayıplar vermiştir. Dadaloğlu bu durumu şöyle anlatmaktadır:
Dadaloğlu bu iş böyle olmadı.
Akıllımız delimize uymadı
Bire Cerit burda yerin kalmadı
Urumeli Kırşehir’dir yolunuz
Orta Anadolu’ya gelip yerleşen Cerit oymağının bu macera dolu göçünü bir Cerit ozanı Kul Yusuf şöyle anlatmaktadır.
Cerid Rakka’dan sökün edince
Açılsın Urum’a yolu Cerid’in
Silsüpüroğlu Fettah Beyim ölünce
Kırıldı kanadı kolu Cerid’in
Toplansın aşiret birlik olalım
Biz bir zaman Elbeyli’de kalalım
Konuşalım bir karara varalım
Bozulmadan gitsin eli Cerid’in.
Yüz atlımız daim ileri gitsin
Sağına soluna çok dikkat etsin
Pılışka vermeden menzile yetsin
Ziyaret’ten aşsın yolu Cerid’in.
Çekin göçü de Urum’a dönün
Birecik altından Fırat’a inin
Azgındır suları keleğe binin
Bozaklı’da akar seli Cerid’in.
Sineği çoktur Nizip ovasına varmayın
Pusu vardır Şar dağına girmeyin
Mürseloğlu kız istiyor vermeyin
Koklatman yadlara gülü Cerid’in
Koç dağına çıktığımız duyarlar
Her tarafa çaşıt pusu koyarlar
Yüz atlımız bin atlıya sayarlar
Düşmana nasip olmaz malı Cerid’in
Berikanlı, Terikanlı semtimize gelemez
Kılıç çalıp önümüzde duramaz
Yolumuza çıkıp bacın alamaz
Onlardan sorulmaz halı Cerid’in
Seyfe’nin karşısı Koca Cebel’dir
Cebel’i aşınca seyfü seferdir
Yüz atlımız bin atlıya bedeldir
Dönerse silaha eli Cerid’in.
Pusuya düşmeyin düz edin yolu
Sıcağa vurmayın evlâd ayalı
Varıp konacağın Kırşehir eli
Keskin’de yayılır malı Cerid’in
Fettah Beyin fincan gibi gözleri
Ali Beyin pek tatlıdır sözleri
Burnu hızmalı da Cerid kızları
Del’etti Kul Yusuf’u dili Cerid’in
“Bozulus’un Orta Anadolu’ya gelmesinden sonra ikiye ayrılarak bir kısmının Yeni İl Türkmenlerinin içine karıştığı tespit olunan Ceritlerin diğer bir bölümü ise Keskin havalisindeki Bozulus içinde yer almakta idi.(…) Hükümetin Keskin havalisindeki Bozulus Türkmenlerini Rakka bölgesine yapılan iskana tabi tutmasının yanında, Beliç nehri boylarına yerleştirilen Cerit aşireti bir müddet sonra yavaş yavaş iskan mahallini terk ederek Çiçekdağı, Kırşehir ve Bozok (Yozgat) tarafına dağıldılar. Geride kalanlar ise ‘giden evlerimiz gelmedi’ diyerek üçer beşer kaçıp onlara katıldı.”
Bu göç ile ilgili olarak Kul Haydar’ın söylediği bir bozlağın sözleri şöyledir:
Irakka’dan beri gelen gaziler
Irakka’nın gonca gülü soldu mu
Yenilen bir haber doydum aradan
Öldü derler Cerit Bekir öldü mü
Cerit Bekir öldüyse açıldı kilit
Yolumuz bağladı bir kara bulut
Kürdülü Kerim’le Bayındır Halit
Kolu bağlı cellatlara vardı mı
Hükmümüz de geçerdi Kaf’tan Kaf’a
Şu yalan dünyada kalmamış vefa
Ulaşlıoğlu da Hacı Mustafa
Alayları bölük bölük böldü mü
Kul Haydar’ım der ki gönül sıralar
Yeniledi bu sinamda yaralar
Şimden sonra kılınç bizi aralar
İlbeyli Türkmeni bunu bildi mi

Haber71.Net Editor

Kırıkkale'nin Haber Portalı Haber71.Net'in editörü tarafından Kırıkkale haberlerinin son dakika ve hızlı bir şekilde ziyaretçilerine ulaştırmayı hedeflemektedir.
0 0 votes
Haber Değerlendirme
Subscribe
Bildir

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Başa dön tuşu
0
Would love your thoughts, please comment.x