Haber

Siyasette hizipçilik tutmuyor artık

Siyasette hizipçilik tutmuyor artık
5 Şubat 2018

Kent’ten

Mehmet Erkoç yazdı.

  Siyasette hizipçilik tutmuyor artık

Bir öncesi seçimlerde şöyle bir yazı kaleme almıştım “Çantacı siyasetçi istemiyoruz” diye. Bu çantacı siyaset dememizdeki kasıt, partilerin genel merkezlerinin Kırıkkale’yi tanımayan, Kırıkkale’nin sorunlarını bilmeyen siyasetçiyi milletin vekil adayı yapmamasını istemeyişimizdi.

Akabinde Partilerin genel merkezleri 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan seçimler için bu yönde adımlar attı.

Ak Parti, Kırıkkale’nin çok iyi tanıdığı Ramazan Can’ı, Abdullah Öztürk’ü ve Mehmet Demir’i aday gösterdi.

Ana Muhalefet partisi CHP, Hasan Biçer, Mustafa Demiral, Adem Şahin’i,

Kırıkkale’de oy potansiyeli yüksek olan MHP, Seyit Ahmet Göçer, Tacettin Silsüpür, Abdullah Pekgöz’ü aday gösterdi.  Şöyle isimlere bir bakıldığında isimlerin tamamına yakını siyaset dışındaki zamanını da Kırıkkale’de geçiren, havasını soluyan, sorunları birebir yaşayan isimler. Seçimler sonrasında da seçmen yetkiyi Ak Parti’nin 3 ismine verdi ve TBMM’ye gönderdi.

Seçimlerin ardından biraz zaman geçtikten sonra, Kırıkkale siyaseti yeni simalar görmeye başladı. Siyasette yeni simalar olması, özellikle gençlerin siyaset sahnesinde yer alması zaten benim de savunduğum tezlerden birisi.

Siyasete yeni girmeye çalışanlardan bir tanesi de 22. Dönem AK Parti Kırıkkale Milletvekilli (merhum) Murat Yılmazer’in oğlu Mehmet Yılmazer. Kendisi Avukat olan ve Ankara’da yaşayan Yılmazer geçtiğimiz yıl Kırıkkale’de bir otel’de basın toplantısı düzenleyerek aktif siyasette var olduğunu açıklamıştı. Yılmazer bu toplantıda bazı konulara dikkat çekmişti. Yılmazer toplantısında  “İsimlerini ilk defa seçimlerde duyduğumuz insanlar geldiler vekil oldular, bana kalırsa geride isimleri de kalmadı, bir eserleri de” ifadelerine yer vermişti. Burada kimi yada kimleri kast ettiği de ayrı bir soru işareti. Kendi babasının da görev yaptığı zamandan mı bahsetti? Yada babasının görev yaptığı dönemde Milletvekili olan Ramazan Can ve Vahit Erdem’i mi kast etti bilmiyoruz.

Aradan zaman geçti ne hikmetse Yılmazer’i Kırıkkale’de pek göremedik. Sadece sosyal medya hesabından sürekli kavgacı bir üslupla eleştirilerine, serzenişlerine şahit olduk ve oluyoruz. Milletvekillerini, belediye başkanlarını ve siyasilere eleştirilerde bulunduğunu gördük. Bir el atmadığı rektörlük seçimleri kalmıştı sonunda ona da el attı. Kırıkkale Üniversitesinden kaç Profesör tanıyor bilmiyorum ama, bir cümlesi dikkat çekici cinsten. Yılmazer açıklamasında diyor ki “Beşir Atalay Kampüsü Rektörü gidecek, yerine Kırıkkale Üniversitesi Rektörü gelecek”. Neden bu isme çok takıldı bir anlam veremedim. Her ne kadar Kırıkkale’yi pek bilmediğini ortaya koysa da, siyasette var olduğunu söyleyen birisi olarak, hal bu ki Beşir Atalay’ın Kırıkkale Üniversitesinin kurucu rektörü olduğunu, hükümette bakanlığı döneminde Kırıkkale Üniversitesi kampüsünün gerçek manada bir kampüs olmasına çıkarttığı ödeneklerle katkı sağladığını biliyor olması gerek. Eğer ki kendisinin ifade ettiği gibi siyasetçi eser bırakmalı diyorsa, eee o da var bu isimde, sorun ne o zaman?

Yılmazer’in çıkışlarından ortaya çıkan görüntü, Kırıkkale siyasetinde biten, kavgacılığı, hizipçiliği yeniden getirmek. Eğer ki kasıt buysa Kırıkkaleliler bunu asla kabul etmez, çünkü geçmişte bunun acısını çok çekti. Siyasette kavgacı zihniyet şehrimize bir şey kazandırmıyor. Birlik ve beraberlik içerisinde şehrimize ne yapabiliriz onun istişaresini yapmalıyız.




Bir Yorum Yap





Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.

Siyasette hizipçilik tutmuyor artık

Haber Giriş Tarihi: 5 Şubat 2018
Siyasette hizipçilik tutmuyor artık

Kent’ten

Mehmet Erkoç yazdı.

  Siyasette hizipçilik tutmuyor artık

Bir öncesi seçimlerde şöyle bir yazı kaleme almıştım “Çantacı siyasetçi istemiyoruz” diye. Bu çantacı siyaset dememizdeki kasıt, partilerin genel merkezlerinin Kırıkkale’yi tanımayan, Kırıkkale’nin sorunlarını bilmeyen siyasetçiyi milletin vekil adayı yapmamasını istemeyişimizdi.

Akabinde Partilerin genel merkezleri 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan seçimler için bu yönde adımlar attı.

Ak Parti, Kırıkkale’nin çok iyi tanıdığı Ramazan Can’ı, Abdullah Öztürk’ü ve Mehmet Demir’i aday gösterdi.

Ana Muhalefet partisi CHP, Hasan Biçer, Mustafa Demiral, Adem Şahin’i,

Kırıkkale’de oy potansiyeli yüksek olan MHP, Seyit Ahmet Göçer, Tacettin Silsüpür, Abdullah Pekgöz’ü aday gösterdi.  Şöyle isimlere bir bakıldığında isimlerin tamamına yakını siyaset dışındaki zamanını da Kırıkkale’de geçiren, havasını soluyan, sorunları birebir yaşayan isimler. Seçimler sonrasında da seçmen yetkiyi Ak Parti’nin 3 ismine verdi ve TBMM’ye gönderdi.

Seçimlerin ardından biraz zaman geçtikten sonra, Kırıkkale siyaseti yeni simalar görmeye başladı. Siyasette yeni simalar olması, özellikle gençlerin siyaset sahnesinde yer alması zaten benim de savunduğum tezlerden birisi.

Siyasete yeni girmeye çalışanlardan bir tanesi de 22. Dönem AK Parti Kırıkkale Milletvekilli (merhum) Murat Yılmazer’in oğlu Mehmet Yılmazer. Kendisi Avukat olan ve Ankara’da yaşayan Yılmazer geçtiğimiz yıl Kırıkkale’de bir otel’de basın toplantısı düzenleyerek aktif siyasette var olduğunu açıklamıştı. Yılmazer bu toplantıda bazı konulara dikkat çekmişti. Yılmazer toplantısında  “İsimlerini ilk defa seçimlerde duyduğumuz insanlar geldiler vekil oldular, bana kalırsa geride isimleri de kalmadı, bir eserleri de” ifadelerine yer vermişti. Burada kimi yada kimleri kast ettiği de ayrı bir soru işareti. Kendi babasının da görev yaptığı zamandan mı bahsetti? Yada babasının görev yaptığı dönemde Milletvekili olan Ramazan Can ve Vahit Erdem’i mi kast etti bilmiyoruz.

Aradan zaman geçti ne hikmetse Yılmazer’i Kırıkkale’de pek göremedik. Sadece sosyal medya hesabından sürekli kavgacı bir üslupla eleştirilerine, serzenişlerine şahit olduk ve oluyoruz. Milletvekillerini, belediye başkanlarını ve siyasilere eleştirilerde bulunduğunu gördük. Bir el atmadığı rektörlük seçimleri kalmıştı sonunda ona da el attı. Kırıkkale Üniversitesinden kaç Profesör tanıyor bilmiyorum ama, bir cümlesi dikkat çekici cinsten. Yılmazer açıklamasında diyor ki “Beşir Atalay Kampüsü Rektörü gidecek, yerine Kırıkkale Üniversitesi Rektörü gelecek”. Neden bu isme çok takıldı bir anlam veremedim. Her ne kadar Kırıkkale’yi pek bilmediğini ortaya koysa da, siyasette var olduğunu söyleyen birisi olarak, hal bu ki Beşir Atalay’ın Kırıkkale Üniversitesinin kurucu rektörü olduğunu, hükümette bakanlığı döneminde Kırıkkale Üniversitesi kampüsünün gerçek manada bir kampüs olmasına çıkarttığı ödeneklerle katkı sağladığını biliyor olması gerek. Eğer ki kendisinin ifade ettiği gibi siyasetçi eser bırakmalı diyorsa, eee o da var bu isimde, sorun ne o zaman?

Yılmazer’in çıkışlarından ortaya çıkan görüntü, Kırıkkale siyasetinde biten, kavgacılığı, hizipçiliği yeniden getirmek. Eğer ki kasıt buysa Kırıkkaleliler bunu asla kabul etmez, çünkü geçmişte bunun acısını çok çekti. Siyasette kavgacı zihniyet şehrimize bir şey kazandırmıyor. Birlik ve beraberlik içerisinde şehrimize ne yapabiliriz onun istişaresini yapmalıyız.

YORUMLAR



    Yukarı Çık