Haber
9 Ağustos 2016

ŞIRACI VE BOZACI!..

Ben dedim ki;

Gitmeli kemal Kılıçdaroğlu yapılacak mitinge;

Çavuş, gitmemeli…

Giderse yüzüne vurur ayıp sahibinin ayıbını, kalmaz içinde sıkıntısı;

Gitmezse sıkıntı kalır içinde hep büyür sancısı…

Kime ne faydası var bu sancının, bilirim insan odaklı-canlı odaklı vatan aşığı vicdan sahibisin;

İnsansa-canlıysa içim titrer dayanamam, hele mevzubahis birde vatansa, gönlüm kırılsa da gitme kal diyemem…

Lakin;

At’a mı ait şu yerdeki iz, İt’e mi belli değil.

Yalancı kim, doğru belli değil,

Kim kanmış-kandırılmış, sahtekar belli değil,

Islak semer ortada, göbeği saran kolon belli değil… dedi.

Darbu mesel:

Türkiye’nin her yerinde 5.25 tl ye satılırken bira,  farkında olmadan dört şişe malt’a 30 tl ödemişim iki günlüğüne gittiğim İskenderun’da bir büfeye.

İyi niyetle yanlışlık olduğunu, sabah bu işin tatlıya bağlanacağını düşünürken içime oturan “kandırılma” duygusunu yenemedim ve çok istememe rağmen içmedim o biraları…

Öğlene yakın,

Elimde poşet, içinde biralarla girdim dükkana…

Büfe kalabalık, birkaç arkadaş sohbet ediyor patron ile.

Selam sabahtan sonra, dün akşam on birde aldığım biraları hatırladı, yanlışlık olmadığını birayı 7.50 tl ye sattığını, zorla vermediğini, pahalıysa almamayaydımı falan anlatmaya çalıştı, haklı!..

Ama

içten içe “nasılda kandırdım kerizi sevincini” gözlerinden okuyordum.

Kandırılmak!.. insanı kötü hissettiren bir duygu!..

İyi o zaman dedim!..

Anlaşılan sen bu biraları iade almayacaksın?

Evet!..

Farkını vermeyi düşünür müsün?

Hayır!..

Satış fişimi ver o zaman?

Verdim ya onu akşam!..

Evet zorla kandırmadı beni, zorla satmadı biraları, gafletteydim rızamla aldı parayı benden. Ama fiş konusunda yalan söyledi, vermemişti… Sonradan kalabalığa dahil olan karısı ve kızının yanında  bu yalana devam etti; keyfliydi!..

Dedim;

Arkadaşlar kandırılırken rızamın olduğu doğru, mazeret üretmeyeceğim. Lakin fiş verdim demesi külliyen yalan ve bunu benden iyi biliyor, ki “Z” raporunda doğrusu ortaya çıkar… güzel ve keyfli olan nedir biliyor musunuz?

Maddiyat için yalan söyleyen insanın yüzünün aldığı şekil!..

Elimle işaret ederek, bu yüze iyi bakın,çekin fotoğrafını bu sıfatın,  inanın her zaman göremezsiniz böylesi pişkinliği, arkadaşınızın adamlık tarihine şahitlik ediyorsunuz şu an,  dedim…

Mosmor!!!!

(o gün öğleden sonra dönmem gerekirken Kırıkkale’ye, önce vergi dairesine gittim şikayete. Akşam  saat on birden sonra bira satışı yaptığı için emniyet ve ilgili birime ikinci kez şikayet ettim, en sonunda da bakkallar ve bayiler odasına bir dilekçe ile üçüncü kez şikayet ettim. Cevizin kırkı kırk para der atalar; rakam toplam sekiz lira idi ama kandırılmak acıtıyordu insanın içini… ve sırf bu nedenle bir tam günü heba ettim ömrümden. )

Sonuç;

Kemal Kılıçdaroğlu o mitinge katıldı!..

Daha önce uyarılarına kulak asmayan siyasilerin yüzlerinin fotoğrafını çekti ve oraya toplanan kalabalığa gösterdi.

Sonrada kalabalığın fotoğrafını çekip, siyasilere gösterdi.

Kim kandırdı, kim kandırıldı…

Kimin rızası vardı, kim razı etti, herkesi birbirine şahit ve tarihe tanık etti yani!..

Şıracı ile bozacı misali…

 

 

Print Friendly

Bir Yorum Yap


*

Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.
Ahmet YEŞİL
(hititsanat@gmail.com)
ŞIRACI VE BOZACI!..
9 Ağustos 2016, Salı

Ben dedim ki;

Gitmeli kemal Kılıçdaroğlu yapılacak mitinge;

Çavuş, gitmemeli…

Giderse yüzüne vurur ayıp sahibinin ayıbını, kalmaz içinde sıkıntısı;

Gitmezse sıkıntı kalır içinde hep büyür sancısı…

Kime ne faydası var bu sancının, bilirim insan odaklı-canlı odaklı vatan aşığı vicdan sahibisin;

İnsansa-canlıysa içim titrer dayanamam, hele mevzubahis birde vatansa, gönlüm kırılsa da gitme kal diyemem…

Lakin;

At’a mı ait şu yerdeki iz, İt’e mi belli değil.

Yalancı kim, doğru belli değil,

Kim kanmış-kandırılmış, sahtekar belli değil,

Islak semer ortada, göbeği saran kolon belli değil… dedi.

Darbu mesel:

Türkiye’nin her yerinde 5.25 tl ye satılırken bira,  farkında olmadan dört şişe malt’a 30 tl ödemişim iki günlüğüne gittiğim İskenderun’da bir büfeye.

İyi niyetle yanlışlık olduğunu, sabah bu işin tatlıya bağlanacağını düşünürken içime oturan “kandırılma” duygusunu yenemedim ve çok istememe rağmen içmedim o biraları…

Öğlene yakın,

Elimde poşet, içinde biralarla girdim dükkana…

Büfe kalabalık, birkaç arkadaş sohbet ediyor patron ile.

Selam sabahtan sonra, dün akşam on birde aldığım biraları hatırladı, yanlışlık olmadığını birayı 7.50 tl ye sattığını, zorla vermediğini, pahalıysa almamayaydımı falan anlatmaya çalıştı, haklı!..

Ama

içten içe “nasılda kandırdım kerizi sevincini” gözlerinden okuyordum.

Kandırılmak!.. insanı kötü hissettiren bir duygu!..

İyi o zaman dedim!..

Anlaşılan sen bu biraları iade almayacaksın?

Evet!..

Farkını vermeyi düşünür müsün?

Hayır!..

Satış fişimi ver o zaman?

Verdim ya onu akşam!..

Evet zorla kandırmadı beni, zorla satmadı biraları, gafletteydim rızamla aldı parayı benden. Ama fiş konusunda yalan söyledi, vermemişti… Sonradan kalabalığa dahil olan karısı ve kızının yanında  bu yalana devam etti; keyfliydi!..

Dedim;

Arkadaşlar kandırılırken rızamın olduğu doğru, mazeret üretmeyeceğim. Lakin fiş verdim demesi külliyen yalan ve bunu benden iyi biliyor, ki “Z” raporunda doğrusu ortaya çıkar… güzel ve keyfli olan nedir biliyor musunuz?

Maddiyat için yalan söyleyen insanın yüzünün aldığı şekil!..

Elimle işaret ederek, bu yüze iyi bakın,çekin fotoğrafını bu sıfatın,  inanın her zaman göremezsiniz böylesi pişkinliği, arkadaşınızın adamlık tarihine şahitlik ediyorsunuz şu an,  dedim…

Mosmor!!!!

(o gün öğleden sonra dönmem gerekirken Kırıkkale’ye, önce vergi dairesine gittim şikayete. Akşam  saat on birden sonra bira satışı yaptığı için emniyet ve ilgili birime ikinci kez şikayet ettim, en sonunda da bakkallar ve bayiler odasına bir dilekçe ile üçüncü kez şikayet ettim. Cevizin kırkı kırk para der atalar; rakam toplam sekiz lira idi ama kandırılmak acıtıyordu insanın içini… ve sırf bu nedenle bir tam günü heba ettim ömrümden. )

Sonuç;

Kemal Kılıçdaroğlu o mitinge katıldı!..

Daha önce uyarılarına kulak asmayan siyasilerin yüzlerinin fotoğrafını çekti ve oraya toplanan kalabalığa gösterdi.

Sonrada kalabalığın fotoğrafını çekip, siyasilere gösterdi.

Kim kandırdı, kim kandırıldı…

Kimin rızası vardı, kim razı etti, herkesi birbirine şahit ve tarihe tanık etti yani!..

Şıracı ile bozacı misali…

 

 

Print Friendly
YORUMLAR



    Yukarı Çık