Bir şehri büyük yapan sadece fabrikaları, sanayisi, bütçesi ya da ekonomik gücü değildir.
Bir şehri büyük yapan vizyonudur.
Kültürüdür, sanatıdır, tarihine sahip çıkmasıdır. Ve en önemlisi, elindeki imkânları doğru bir anlayışla geleceğe taşıyabilen yöneticileridir.
Geçtiğimiz günlerde Kırşehir’de düzenlenen 2. Neşet Ertaş Kültür ve Müzik Festivali işte tam da bunun en güzel örneklerinden biri oldu.
Üç gün boyunca Kırşehir sadece konserlerle değil; akademisyenleriyle, profesörleriyle, sanatçılarıyla, ozanlarıyla ve türkü sevdalılarıyla konuşuldu.
Bu festival sıradan bir etkinlik olmaktan çıktı.
Kırşehir’in kültürel kimliğini Türkiye’ye anlatan büyük bir organizasyona dönüştü.
Ve burada hakkını teslim etmemiz gereken bir isim var:
Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek.
24 Eylül 2024’te göreve başlayan Vali Demiryürek, kısa sayılabilecek bir sürede Kırşehir’e önemli bir kültür organizasyonu kazandırdı.
İşin en dikkat çekici tarafı ise festivalin sadece sahnedeki sanatçılardan ibaret olmamasıydı.
Misafirlerin karşılanmasından konaklamasına, yemeklerinden festival alanındaki organizasyona kadar birçok ayrıntı düşünülmüş, planlanmış ve sahada uygulanmıştı.
Devlet ciddiyetiyle yürütülen, kurumların koordineli çalıştığı ve hedefi belli olan bir organizasyon ortaya çıktı.
KIRŞEHİR’İN BAŞARISININ ARKASINDA BİR EKİP RUHU VAR
Kırşehir imkânlarıyla değil, vizyonuyla öne çıktı.
Vali Murat Sefa Demiryürek’in ortaya koyduğu yönetim anlayışı, kurumlar arasındaki koordinasyon ve kültüre verdiği önem, festivalin başarıya ulaşmasında önemli rol oynadı.
Ancak iyi bir organizasyonun arkasında sadece bir yönetici değil, sahada görevini yapan güçlü bir ekip vardı.
Festival boyunca vali yardımcılarından il müdürlerine, kurum yöneticilerinden görevli personele kadar herkes kendisine verilen görev alanında sahadaydı.
Kimse makamında oturup gelişmeleri uzaktan takip etmedi.
Herkesin bir görevi vardı ve herkes o görevinin başındaydı.
Bu tablo organizasyona ciddi bir disiplin ve devlet ciddiyeti kazandırdı.
Misafirlerin karşılanması, konaklaması, ulaşımı, yemek organizasyonu, festival alanındaki koordinasyon ve sanatçıların programlarına kadar birçok ayrıntı farklı kurumlar tarafından titizlikle takip edildi.
Özellikle Özel Kalem Müdürü Samet Tuncel, misafirlerle tek tek ilgilenmesi, organizasyonun her aşamasında çözüm odaklı yaklaşımı ve devlet terbiyesini yansıtan tutumuyla dikkat çekti.
Herhangi bir sorun olduğunda çözüm üretmek, misafirlerin kendilerini yalnız hissetmemesini sağlamak ve organizasyonun sorunsuz ilerlemesi için sahada olmak kolay bir iş değildir.
İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Yıldız Hanım da festival boyunca gösterdiği özveriyle organizasyona önemli katkı sağlayan isimlerden biri oldu.
Jandarma Sosyal Tesisleri’nde görev yapan Sami Başçavuş da misafirlerin memnuniyeti için büyük emek veren isimler arasındaydı.
Bunların her biri, büyük organizasyonların başarısını belirleyen ama çoğu zaman gözden kaçan ayrıntılar.
Çünkü misafir memnuniyeti sadece sahnedeki sanatçıyla sağlanmaz.
Karşılama vardır.
İlgi vardır.
Koordinasyon vardır.
Sorun çıktığında çözüm üretmek vardır.
Ve en önemlisi, “Bu şehire gelen herkes bizim misafirimizdir” anlayışı vardır.
Kırşehir’de bunu gördük.
Ama burada bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor:
Bu ekibi aynı hedef etrafında buluşturan, yönlendiren ve organizasyonun arkasında duran isim yine Vali Murat Sefa Demiryürek oldu.
Bir valinin başarısı sadece kendi yaptığı işlerle ölçülmez.
Doğru ekibi kurabilmesi, doğru insanlara sorumluluk verebilmesi ve o ekibi ortak bir hedefe yönlendirebilmesi de yöneticiliğin en önemli göstergelerinden biridir.
Kırşehir’de gördüğümüz tam olarak buydu.
KIRŞEHİR’DE NE VAR, KIRIKKALE’DE NE VAR?
Şimdi biraz da Kırıkkale ile kıyaslayalım.
Kırşehir’de Tüpraş yok.
MKE yok.
Roketsan yok.
Silah İhtisas OSB yok.
Kırıkkale ölçeğinde sanayi kuruluşları yok.
Ama Kırşehir, sahip olduğu en büyük kültürel değeri Neşet Ertaş’ı marka haline getirerek Türkiye’nin gündemine taşıyor.
Peki Kırıkkale’de ne var?
Tüpraş var.
MKE var.
Roketsan var.
Silah İhtisas OSB var.
Güçlü sanayi kuruluşlarımız var.
Organize sanayi bölgelerimiz var.
Ekonomik potansiyelimiz var.
Ve bunun yanında Kırıkkale’nin kültürel hafızasında Hacı Taşan var, Rahmi Pehlivanlı var.
Yani bizim de anlatacak çok güçlü hikâyelerimiz var.
Eksik olan ne?
Bence eksik olan, bu değerleri aynı çatı altında buluşturacak büyük vizyon ve organizasyon iradesi.
KIRŞEHİR BİZE BİR ŞEY GÖSTERDİ
Kırşehir’in yaptığı festival bize çok önemli bir mesaj verdi:
“İmkânın kadar değil, vizyonun kadar büyüksün.”
Kırşehir bunu yaptı.
Neşet Ertaş’ı sadece kendi şehrinde yaşatmakla kalmadı.
Onu akademisyenlerle, sanatçılarla, müzik insanlarıyla ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen türkü dostlarıyla buluşturdu.
Kültürü bir etkinlik olmaktan çıkarıp şehir markasına dönüştürdü.
Vali Murat Sefa Demiryürek’i bu noktada ayrıca tebrik etmek gerekiyor.
Çünkü bir valinin görevi sadece kamu kurumlarının rutin işleyişini takip etmek değildir.
Bazen şehrin önüne bir hedef koymaktır.
Bazen şehrin değerlerini keşfetmektir.
Bazen de “Biz bunu yapabiliriz” diyerek insanları aynı hedef etrafında toplamaktır.
Kırşehir’de gördüğümüz tam olarak buydu.
PEKİ KIRIKKALE?
Şimdi gelelim kendi şehrimize…
Kırıkkale Valimiz Hüseyin Engin Sarıibrahim görevinde henüz 8.ayını dolduruyor.
Ben Sayın Valimizin Kırıkkale’nin kültürel değerlerine bakışından ve şehrin insanları ile şehirle kurduğu iletişimden umutluyum.
Kırıkkale’nin sadece sanayi kimliğiyle anılan bir şehir olmaktan çıkıp kültür, sanat ve müzik şehri kimliğini de güçlendirebileceğine inanıyorum.
Üstelik elimizde bunun için çok güçlü değerler var.
Hacı Taşan…
Rahmi Pehlivanlı…
Keskin’in bozlak kültürü…
Türkülerimiz…
Ozanlarımız…
Sanatçılarımız…
Ve bu değerleri yaşatmaya çalışan hemşehrilerimiz…
Bunların hepsini bir araya getirecek büyük bir Kırıkkale Kültür, Müzik ve Sanat Festivali neden olmasın?
SAYIN VALİM, BU İŞİ SADECE MÜDÜRLÜKLERE BIRAKMAYIN!
Burada Sayın Valimiz Hüseyin Engin Sarıibrahim’e açık ve samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Sayın Valim, görevinizin ilk yılında Kırıkkale’ye büyük bir kültür ve sanat festivali kazandıracağınıza inancımız tam.
Ama lütfen…
Bu işi sadece il müdürlüklerinin rutin organizasyonlarına bırakmayın.
Çünkü Kırşehir örneği bize gösterdi ki böyle büyük organizasyonlar birkaç konser, birkaç stant ve protokol programından ibaret değil.
Başında güçlü bir irade olacak.
Kurumlar arasında koordinasyon olacak.
Vali yardımcıları sahada olacak.
İl müdürleri sahada olacak.
Kurum yöneticileri sahada olacak.
Görevli personel sahada olacak.
Herkesin görev alanı net olacak.
Ve bütün bu ekibi aynı hedefe yönlendirecek güçlü bir liderlik olacak.
Siz hedefi koyun, ekibi kurun, koordinasyonu sağlayın.
Kırıkkale’nin kültür ve sanat adına ortaya koyacağı büyük bir organizasyonun başarısında en önemli farkı bu oluşturacaktır.
BİZ DE BU İŞİN İÇİNDEYİZ
Beni takip edenler bilir.
Bir Bozlak Hikâyesi oluşumumuzla, İstanbul’da yaşayan Keskinli hemşehrimiz Serhat Ulaşkan’ın Allı Turnam (Nostalji Otobüs) projesiyle şehir şehir dolaşıyor, türkü dostlarını sanatçılarla buluşturuyoruz.
Allı Turnam da Kırşehir’deki festivale davet edildi ve konser verdi.
Bir Kırıkkalelinin projesinin Kırşehir’deki büyük bir kültür organizasyonunda yer alması elbette gurur verici.
Ama insan ister istemez şu soruyu da soruyor:
“Peki neden bunu kendi şehrimizde daha büyük bir organizasyonun parçası yapamıyoruz?”
Neden bir defa olsun Kırıkkale’ye Bir Bozlak Hikayesi Allı Turnam Otobüsü davet edilmedi.?
Bu insanlar ne yapıyor diyen olmadı ?
Neden Kırıkkale’de sanatçılar, akademisyenler, gençler, ozanlar ve türkü sevdalıları üç gün boyunca aynı atmosferi paylaşmasın?
Neden Hacı Taşan’ın memleketinde büyük bir bozlak gecesi yapılmasın?
Neden Rahmi Pehlivanlı’nın adı ulusal ve uluslararası bir sanat organizasyonuyla daha güçlü şekilde yaşatılmasın?
Neden Kırıkkale’nin kültür değerleri Türkiye’ye anlatılmasın?
KIRŞEHİR’İ KISKANMAK DEĞİL, ÖRNEK ALMAK GEREKİYOR
Kırşehir’in başarısını konuşurken amacımız Kırşehir’i kıskanmak değil.
Tam tersine…
Kırşehir bize yapılabileceğini gösterdi.
Vali Murat Sefa Demiryürek’in liderliğinde kurulan ekip, kurumlar arası koordinasyon ve sahadaki özverili çalışma ortaya güzel bir sonuç çıkardı.
Bu başarıyı takdir etmek gerekiyor.
Ama aynı zamanda bu başarıyı Kırıkkale için bir fırsata çevirmeliyiz.
Çünkü bizim de imkânımız var.
Bizim de değerlerimiz var.
Bizim de sanatçılarımız var.
Bizim de ozanlarımız var.
Bizim de anlatacak hikâyelerimiz var.
Eksik olan, bunları aynı hedefte buluşturmak.
Ben Sayın Valimiz Hüseyin Engin Sarıibrahim’in bunu başarabilecek vizyona ve enerjiye sahip olduğuna inanıyorum.
Kırıkkale’nin önümüzdeki dönemde sadece sanayisiyle değil, kültürüyle ve sanatıyla da konuşulan bir şehir olmasını istiyorum.
Ve inanıyorum ki Sayın Valimiz bu konuda güzel bir başlangıç yapabilir.
Yeter ki bu iş, sadece bir müdürlüğün rutin programına bırakılmasın.
Yeter ki şehrin bütün dinamikleri aynı masada buluşsun.
Yeter ki “bir festival yapalım” değil, “Kırıkkale’nin kültür markasını oluşturalım” anlayışıyla yola çıkılsın.
Cihat Mencet
Haber71 ve Kent Gazetesi İmtiyaz Sahibi











