KırıkkaleManşetSiyaset

“Zarar verdiler”

Haber71.Net - Google News | Abone Ol

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay TBMM’de ‘İrancı’ iddiaları, El Kaide ve IŞİD gibi örgütlere destek verdiği iddiası ve çözüm süreci hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
“BEN BİR TÜRKMENİM”
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay TBMM’de ‘İrancı, İran yanlısı’ iddialarana cevap verdi. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 17 Aralık sonrası sosyal medyada gündeme gelen “Şia inancına mensup olduğu, İrancı olduğu, İran’a yakın durduğu” iddialarını Meclis’te yanıtladı. Atalay “Ciddiye alınacak şeyler değil. Bilen bilir, ben katı bir Hanefiyimdir. Ben bir Türkmenim ve Hanefiyim. Hanefilikte de katı olduğumu herkes bilir. Orada da gerekçelerim vardır. İnsanları suçlamak için ülkemizde moda bunlar; ya İran, ya Şia.” dedi.
KESİNLİKLE REDDEDİYORUM
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Türkiye’nin El Kaide ve IŞİD gibi örgütlere destek vermediğini söyledi. Meclis Genel Kurulu’nda konuyla ilgili açıklama yapan Atalay, şunları söyledi: “Suriye’ye silah gönderme, hele hele kimyasal ile ilgili suçlamaları reddediyorum. Bununla ilgili açıklamalarımız yapıldı. Gerek El Kaide gerek IŞİD gerekse biraz önce zikredilen kuruluş, bunların hiçbirisi Türkiye tarafından ne tanınır ne destek verilir. Bunlar hem Suriye’de hem genel İslam dünyasında terör örgütü olarak nitelenir. Yaptıkları faaliyetler İslam’a büyük zarar vermiştir. İslam’ın uluslararası alanda terörle irtibatlanmasına sebep olmuşlardır.
NE DESTEK VERDİK NE İLGİ DUYDUK
Biz hiçbir şekilde hükümet olarak kendi politikalarımız olarak bunlara ne destek verdik ne ilgi duyduk. Bu IŞİD özellikle orada adeta bir Esed rejiminin elinde bir anlamda enstrüman olarak kullanılıyorlar. Bunları biz biliyoruz. Bu tür açıklamaları uluslararası alanda bir tane yazarın yazmasıyla kendi Meclisimizde hükümete mal edilir şekilde dile getirmesini de tasvip etmemiz mümkün değil.”
AKTÜELLEME ÇALIŞMALARI
Hukukun içinde, ancak kuvvetli devlete yakışır kuvvetli istihbarat örgütü oluşturmayı arzuladıklarını vurgulayan Atalay, “Başbakan’ın istihbaratı, muhaberat devleti terimlerini kabul etmiyoruz. Neticede 1984’te çıkmış yasayı aktüellemeye çalışıyoruz” dedi. İletişimin dinlenmesinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nda farklık yapıldığını ve oybirliğiyle telefon dinlemeye karar verilebileceğini hatırladan Atalay, MİT Yasayı konusunda öneride de aynı tertip etmenin getirildiğini söyledi.
“YASASIZ BUYRUK OLMAZ”
Atalay, yasasız buyruk olmayacağını kaydederek, “Bir yerden ‘rastgele bilgi isteyeyim’ olmaz. Bunların dosyaları vardır, gerekçeleri vardır. Bir yerden bilgi istenecekse hukuk içinde olur, keyfilikle olmaz” dedi. MİT’i hukukun içine, yasal tabana çektiklerinin vurgulayan Atalay, “İşlerini yaparken garanti altında olmalarını istiyoruz. Bunların dışında bir şey aramamak lazım” ifadesini kullandı.
“TÜRKİYE’NİN HAYRINA…”
Çözüm sürecinin her evresinin bilindiğini anlatan Atalay, şöyle devam etti: “Türkiye’nin hayrına bir şey yürütüyoruz. Biz riziko alan hükümetiz. Birikmiş meseleleri, ‘risk almayalım’ diye orada tutmuyoruz. Fazla tenkit dahi alsak, siyaseten risk bile görsek köklü çözüm için risk alıyoruz. Bizim cesaretimiz fazla. Kamuda, devlet içinde bu tür müzakereleri yürütenlerin, görev alanların daha rahat etmesini sağlamak gerekli. Savcı müsteşarı sorguya çağırıyorsa, o müsteşar o görevi yapmaz. Oysa direktifi veren benim, hükümet direktifi veriyor, sorumluluğunu alıyor. Biz bu rizikoların sorumluluğunu alıyoruz. Kamu görevlisi işini daha iyi, kolay yapsın diye olanak tanımak gerekli. Bunlar, ciddi büyük devletin yapması şart olan tertip etmelerdir.”
ÇÖZÜM SÜRECİ MÜZAKERELERİ
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm sürecinde yapılan müzakerelere ait, “Kamuda, devlet içinde bu tür müzakereleri yürütenler, görev alanların daha rahat etmesini sağlamak gerekli. Savcı müsteşarı sorguya çağırıyorsa, o müsteşar o görevi yapmaz. Oysa direktifi veren benim, hükümet direktifi veriyor, sorumluluğunu alıyor” diye konuştu.

Daha Fazlasını Göster

Benzer Haberler

Bu Habere de Göz Atın!
Kapalı
Başa dön tuşu