Haber

MAKALE KURBAN İBADETİ

MAKALE KURBAN İBADETİ
7 Eylül 2016

BEKİR GEREK

İL MÜFTÜSÜ

           Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey anlamına gelen “kurban”  kelimesi; maddî ve manevî her türlü yakın olmayı ifade eder.  “Kurban” kelimesi, dini terim olarak ise; Allah rızasını kazanmak amacı ve ibadet niyetiyle belirli vakitte, belirli nitelikleri taşıyan hayvanı usulünce kesmek demektir. Yüce dinimiz insanı yaratıcısına yakınlaştırmak, O’na ulaştırmak veya Allah ile kulu arasındaki bağı sağlamlaştırmak ve benzeri maksatlarla çeşitli ibadetleri meşru kılmıştır ki; namaz, oruç, hac, zekât ve kurban ibadeti bunlardan bazılarıdır.

KURBAN İBADETİNİN TARİHİ

Bir ibadet olarak kurban, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün ilahi dinlerde kurban kesmek, insanı Allah’a manen yaklaştıran bir ibadet sayılmıştır. Kur’ân’ı-Kerim’de Hz. Âdem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettiklerinden haber verilmesi (Maide 5/27), bunun yanında bir başka ayette ilahi dinlerin hepsinde kurban hükmünün varlığına işaret edilmesi (Hac, 22/34)  bu ibadetin tarihi derinliğini göstermektedir.

 

          KURBAN İBADETİ İSLAM’IN BELİRGİN ALAMETLERİNDEN BİRİDİR

Kurban, Allah’ın dininin nişanelerinden biridir: Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “Kurbanlık deve ve sığırları da, sizin için Allah’ın (dininin)  nişanelerinden (alametlerinden) kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. O halde onları saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit (yani canları çıktığında) onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz (Hac, 22/36).

KURBAN VE İHLAS

Diğer bütün ibadetlerde olduğu gibi kurbanda da niyet ve ihlas şarttır. Kısaca hatırlatalım ki; “ihlas“, bir işi, bir ibadeti başka bir şey için değil, sırf Allah rızası için yapmaktır. Kur’an’ı-Kerimde;

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır’ (Hac,22/37)  ayeti bütün ibadetlerin temel şartı olan “ihlas”a vurgu yapmaktadır.

Sevgili peygamberimiz de, bu hususu şöyle ifade etmektedir:

Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise, eline geçecek olan ancak odur.” (Buhari, Bedu’l-vahy, 1.  I, 2).

 

KURBAN KESMENİN FAZİLETİ

Peygamberimiz (a.s.) kurban ibadetinin faziletini, sevabını ve önemini ümmetine bildirerek kurban kesmeyi teşvik etmiştir. Peygamberimiz bazı hadis-i şeriflerde şöyle buyurmaktadır;

  1. Âdemoğlu kurban bayramı günü Allah’a kurban ibadetinden daha sevimli bir ibadet işlemiş olmaz. Çünkü kurban, boynuzları, tüyleri ile birlikte getirilir. Kesilen kurbanın kanı yere düşmeden Allah katındaki yerine ulaşır. Nefsi kurban ile hoşnut edin” (Tirmizî, Edâhî, 1, IV, 83)
  2.          Sahabenin; “Kurban nedir?” sorusuna Peygamberimiz (a.s.);

“Babanız İbrahim’in sünnetidir”;

“Ey Allah’ın Elçisi! Kurban ibadetinden bize ne kadar sevap verilir?” sorusuna;

“Yünlerinin her bir kılına on hasene sevap verilir” buyurmuştur (İbn Mâce, Edâhî, 3, II, 1045)

 

  1. Peygamberimiz (a,s.); kızı Fatıma’ya; “Kalk kesilen kurbanın yanında hazır bulun, çünkü akan ilk kandamlası ile günahların bağışlanır” buyurmuştur. Hz. Fatıma, “Ey Allah’ın Elçisi! Bu biz Ehl-i Beyt’e mi mahsus bir şey yoksa hem bize hem bütün Müslümanlara mı mahsustur?” diye sormuş, bunun üzerine Peygamberimiz;

“Hem bizim hem de bütün Müslümanlar içindir” buyurmuştur” (İbn Hıbbân rivayet etmiştir, bk. el-Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, 154; Beyrut, 1968)

  1. “Kim gönül hoşluğu ile ve Allah’tan sevabını umarak kurban keserse, bu kurban onun için cehennem ateşine karşı kalkan olur” (Taberânî rivayet etmiştir, bk. el-Münzirî, II, 154)

 

KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜ OLANLAR

Kurban kesmekle akıllı, buluğa ermiş ve nisap miktarı para veya servete sahip olan mukim Müslümanlar yükümlüdür. İmam-Şâfiî, İmam Malik ve İmam Ahmed b. Hanbel’e göre dinen yolcu sayılan kimseler de kurban kesmekle yükümlüdürler.

Kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü; kişinin aslî ihtiyaçlarının ve borcunun dışında nisap miktarı malının veya parasının bulunmasıdır. Nisap miktarları; beş deve, 30 sığır, 40 koyun-keçi, 80.18 gram altın veya bu değerde para veya ticaret malı, 561 gram gümüş ve 650 kilogram toprak mahsulüdür.

Zekât ile yükümlü olmak için, nisap miktarı malın artıcı nitelikte olması ve üzerinde bir yıl geçmesi şart olmasına karşılık, kurban ibadeti ile yükümlü olmak için bu şartlar aranmaz

KURBAN KESMENİN DİNİ HÜKMÜ

Kurban kesmek İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre vacip, İmam Şafiî, İmam Malik ve İmam Ahmed b. Hanbel’e göre sünnet-i müekkededir.

Hükmümün vacip veya sünnet-i müekkede olması, uygulamaya bir etki yapmamaktadır. Her iki görüş sahipleri de gücü yeten kimsenin kurban kesmelerini öngörmektedir. İmkânı olanların kurban kesmeyi terk etmelerine ruhsat vermemişlerdir.   

“Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın (İbn Mace, Edahi,2. II,1044.) anlamındaki hadis, İmam-ı A’zam’ın bu konudaki görüşünün dayanaklarından biridir. Ebu Hanife’ye göre kurbanın vacip olduğunun diğer bir delili ise, Peygamberimizin kurban kesmeyi hiç terk etmemiş olmasıdır.

Ayrıca, Hz. Peygamberin Ebu Bürde’ye namazdan önce kestiği kurbanın yerine bir başkasını kesmesi gerektiğini söylemiş olması da, kurbanın vacip olduğunu gösteren bir delildir. Bu görüşü destekleyen diğer bir delil de Hz. Peygamberin; 

            “Kim (bayram) namazını kılmadan önce kurbanını kesmişse, yerine bir diğerini kessin. Kurbanını henüz kesmemiş olan da Bismillah diyerek kessin” şeklindeki sözüdür (Buhari, Iydeyn, 23. II,11)

KURBAN EDİLEBİLECEK HAYVANLAR

Dinen kurban edilebilecek hayvanlar; koyun, keçi, sığır, manda ve devedir. Bunların dışındaki hayvanlardan kurban edilebileceğine dair bir delil yoktur. Bu itibarla, tavuk, kaz, ördek, deve kuşu ve ceylan gibi hayvanların kurban olarak kesilmesi geçerli olmaz.

Kurbanın geçerliliği açısından kurban edilecek hayvanların erkek veya dişi olmaları arasında fark yoktur.

Kurbanlık hayvanlardan koyun veya keçi ancak bir kişi tarafından kurban edilir. Bunun yanında sığır, manda ve deve yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Ortakların tek veya çift olmalarında da bir sakınca yoktur.

Ortakların iştirakiyle kesilen kurbanlarda, ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılımda bulunmalıdırlar. Ortaklardan biri her hangi bir şekilde kurban niyetiyle değil de, et alma kastıyla kurban kesimine iştirak ederse, bu durumda diğerleri de niyet ettikleri kurbanları kesmiş sayılmazlar.

Koyun ve keçi cinsi hayvanlar, bir yaşını doldurduktan sonra kurban edilebilir. Koyunun, altı ayını tamamladığında, bir yaşını doldurmuş, diğer koyunlar gibi semiz ve gösterişli olanı da kurban edilebilir.

Sığır ve manda cinsinden olan hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını doldurduktan sonra kurban olarak kesilebilir.

Kurban edilecek hayvanların niteliklerine gelince; kurban bir ibadet olduğu için kurbanlık hayvanların, kurban olmaya mani kusurları taşımaması gerekir. Bu kusurlar Peygamberimizin hadislerinde;

 “Topallığı açıkça belli olan, körlüğü açıkça belli olan, hastalığı açıkça belli olan hasta ve iliği kurumuş derecede zayıf olan hayvanlar kurban edilmez”  şeklinde ifadesini bulmuştur(.Tirmizi, Edahi, 5. IV,86).

Diğer taraftan kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, azaları tamam ve besili olması, ibadetin gaye ve mahiyetiyle örtüştüğü gibi, sağlık kurallarına da uygun düşer. Bu hadisin ışığı altında, kurbanlık hayvanın kurban olmasına mani kusurları şöyle ifade edebiliriz:

  1. a) İki veya bir gözü kör,

b)Aşırı derecede zayıf,

  1. c) Yürüyemeyecek derecede kötürüm ve topal,
  2. d) Kulağının ve kuyruğunun üçte birden fazlası kopmuş
  3. e) Dişlerinin yarıdan fazlası dökülmüş
  4. f) Doğuştan kulağı olmayan,
  5. g) Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş,
  6. h) Ağır hasta olan hayvanları kurban etmek caiz olmaz.

Bu itibarla kurbanlık satın alırken, kusurlu olup olmadığına dikkat etmek gerekir.

Bununla birlikte, semiz olması için koyunların kuyruklarının usulünce düşürülmesi, boynuzlarının ilaçla düşürülmesi ve hayvan üretimini ve kökenini kontrol etmek için hayvanların kulaklarına delinerek küpe takılması, bu hayvanların kurban edilmelerine engel teşkil etmez. Çünkü zikredilen şeyler hayvanın değerini düşürmez.

KURBANIN KESİM ZAMANI

Kurban, bayram namazı kılınan yerlerde, kurban bayramının ilk üç günü bayram namazının kılınmasından sonra, üçüncü günü akşamına kadar olan süre zarfında kesilebilir. Bayram namazı kılınmayan yerlerde ise, aynı süre içinde sabah namazı vaktinden itibaren kurbanlar kesilebilir.

Arefe günü veya bayramın ilk üç gününden sonra kurban kesmek caiz olmaz. Nitekim bir hadiste Hz. Peygamber:

Bu günümüzde yapacağımız ilk şey bayram namazını kılmak, sonra (evlerimize) dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim böyle yaparsa sünnetimize uygun iş yapmış olur. Kim (namazdan) önce kurban keserse, o ancak ailesine bir et sunmuş olur. Bu kestiği kurban olmaz” (Buhari, Edahî,1. VI,234) buyurmuşlardır.

Kurbanın rüknü, kurban edilmesi caiz olan hayvanlardan birini kesmek olduğundan, kurbanın bedelinin yoksullara verilmesiyle kurban kesilmiş olmaz. Bu şekilde verilen para sadaka olur.

Dinimizde normal zamanlarda olduğu gibi, kurbanlık hayvanın kesiminde de gerekli şartlara uymak gerekir. Efdal olan, kişinin kurbanını bizzat kesmesidir. Peygamberimiz (a.s.), kurbanlarını bizzat kendisi kesmiştir (Müslim, Hac,19. I,892.). Bir kimse kurbanını bizzat kesemiyorsa, o zaman ehil birine vekâlet vererek kurbanını kestirir. Kendisi de mümkünse orada hazır bulunur.

Kurbanı kesen kimse, kurbanlık hayvana eziyet vermemelidir. Ehil olmayan kişiler kurban kesmemeli ve kesim esnasında hayvana eziyet edilmemelidir.

Kesim esnasında hayvan yere yatırılırken,

اِنّى وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذى فَطَرَ السَّموَاتِ وَالْاَرْضَ حَنيفًا وَمَا اَنَا مِنَ الْمُشْرِكينَ 

Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim, ben Allah’a ortak koşanlardan (müşriklerden) değilim” (En’am, 6/79).

 قُلْ اِنَّ صَلَاتى وَنُسُكى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتى لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمينَ  

Şüphesiz benim namazım, ibadetim (Kurbanım) hayatım ve ölümüm hep âlemlerin rabbi olan Allah içindir (En’am, 6/162) mealindeki ayetleri okur.

Kurban kesen kişi devamla, “Allahuekber Allahuekber, la ilahe illallahu vallahu ekber, Allahuekber velillahi’l-hamd” der, ara vermeden “Bismillahi Allahuekber” diyerek kesimi yapar.

Usulüne göre kesim işlemi, hayvanın yemek ve nefes boruları ile iki şah damarının kesilmesiyle gerçekleşir. Hayvan henüz ölmeden başını bedeninden ayırmak ve derisini yüzmeye başlamak, uygun bir davranış olmaz.

Kurban kesildikten sonra sahibinin iki rekât namaz kılarak şükürde bulunması güzel bir davranış olur.

ORTAKLAŞA KESİLEN KURBANIN ETİNİN TAKSİMİ

Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde, etleri ortaklar arasında tahmini olarak değil, tartılarak taksim edilir. Ancak, bir ailenin fertlerinin ortaklaşa kestiği kurbanın etinin bu şekilde taksimi gerekmez. Böyle bir kurban tamamen bir hayır kurumuna verilecekse etinin taksim edilmesi gerekmez.

KURBAN ETLERİ İLE KARDEŞLİKLER PEKİŞTİRİLMELİDİR;

Kurban, hayatımızda gerek fert, gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan mali ibadetlerimizden biridir. Kur’an-ı Kerim’de kurban eti hakkında; “…Ondan yeyiniz, yediriniz” buyurulmuştur (Hac,22/36)  Kurban kesmenin maksatlarından biri de, yoksulların evine et girmesini temin etmektir. Bu itibarla, kurban etinin hepsini yoksullara sadaka olarak dağıtmak veya aile efradı için alıkoymak caiz ise de, en uygun olanı kurban etini üçe taksim edip, birini kurban kesemeyen kimselere dağıtmak, bir bölümünü akraba tanıdık ve komşulara ikram etmek, birini de aile için alıkoymaktır. Şayet kurban kesen kimsenin aile fertleri kalabalık ve hali vakti de çok iyi değilse, kurban etini dağıtmadan tamamını çoluk çocuğu için alıkoyabilir.

Kurban toplumdaki kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar. Sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Zengine malını Allah rızasına uygun olarak ihtiyaç sahipleriyle paylaşma alışkanlığı kazandırır. Fakirin de bu yardımlaşma vesilesiyle, kendini içinde bulunduğu toplumun bir üyesi olma hissini yaşamasına vesile olur. Diğer taraftan kurban kesmekle sadece nisap miktarı mala sahip olan zenginlerin ve orta tabakanın mükellef oluşu, kesilen kurbanların hastalıklı, sakat, kör ve topal olmamasının istenmesi ve kurbanın etiyle ilgili sünnetteki tavsiyeler göstermektedir ki; dinimiz, kurban kesme emriyle ibadetlerde ihlas, sosyal sorumlulukların bilincinde olmak gibi bir takım manevi, ahlaki ve sosyal maksatlara ulaşmayı da hedeflemiştir.

Kurban kesmenin sosyal ve iktisadi açıdan da bir takım faydaları vardır. Kurban bayramı sebebiyle milyonlarca hayvanın kesildiğini ve geniş çapta mal varlığına kıyıldığını ileri sürüp, kurban kesmenin ekonomik bakımdan sakıncalı bir davranış olduğunu iddia edenler olabilir. Ancak kesilen kurbanların dinimizde ifadesini bulan manada değerlendirilmesi, israftan kaçınılması, ihtiyaç sahiplerinin ve çevremizdeki insanların bundan istifade ettirilmesi, sosyal bünyemizde insani ilişkiler bağlamında faydalı neticeler ortaya çıkarmaktadır. Kaldı ki bir sene boyunca zaten insanların gıda ihtiyacını karşılamak için belirli oranda kesim yapılmaktadır.

 

 

Print Friendly



Bir Yorum Yap


*





Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.

MAKALE KURBAN İBADETİ

Haber Giriş Tarihi: 7 Eylül 2016
MAKALE KURBAN İBADETİ

BEKİR GEREK

İL MÜFTÜSÜ

           Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey anlamına gelen “kurban”  kelimesi; maddî ve manevî her türlü yakın olmayı ifade eder.  “Kurban” kelimesi, dini terim olarak ise; Allah rızasını kazanmak amacı ve ibadet niyetiyle belirli vakitte, belirli nitelikleri taşıyan hayvanı usulünce kesmek demektir. Yüce dinimiz insanı yaratıcısına yakınlaştırmak, O’na ulaştırmak veya Allah ile kulu arasındaki bağı sağlamlaştırmak ve benzeri maksatlarla çeşitli ibadetleri meşru kılmıştır ki; namaz, oruç, hac, zekât ve kurban ibadeti bunlardan bazılarıdır.

KURBAN İBADETİNİN TARİHİ

Bir ibadet olarak kurban, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün ilahi dinlerde kurban kesmek, insanı Allah’a manen yaklaştıran bir ibadet sayılmıştır. Kur’ân’ı-Kerim’de Hz. Âdem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettiklerinden haber verilmesi (Maide 5/27), bunun yanında bir başka ayette ilahi dinlerin hepsinde kurban hükmünün varlığına işaret edilmesi (Hac, 22/34)  bu ibadetin tarihi derinliğini göstermektedir.

 

          KURBAN İBADETİ İSLAM’IN BELİRGİN ALAMETLERİNDEN BİRİDİR

Kurban, Allah’ın dininin nişanelerinden biridir: Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “Kurbanlık deve ve sığırları da, sizin için Allah’ın (dininin)  nişanelerinden (alametlerinden) kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. O halde onları saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit (yani canları çıktığında) onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz (Hac, 22/36).

KURBAN VE İHLAS

Diğer bütün ibadetlerde olduğu gibi kurbanda da niyet ve ihlas şarttır. Kısaca hatırlatalım ki; “ihlas“, bir işi, bir ibadeti başka bir şey için değil, sırf Allah rızası için yapmaktır. Kur’an’ı-Kerimde;

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır’ (Hac,22/37)  ayeti bütün ibadetlerin temel şartı olan “ihlas”a vurgu yapmaktadır.

Sevgili peygamberimiz de, bu hususu şöyle ifade etmektedir:

Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise, eline geçecek olan ancak odur.” (Buhari, Bedu’l-vahy, 1.  I, 2).

 

KURBAN KESMENİN FAZİLETİ

Peygamberimiz (a.s.) kurban ibadetinin faziletini, sevabını ve önemini ümmetine bildirerek kurban kesmeyi teşvik etmiştir. Peygamberimiz bazı hadis-i şeriflerde şöyle buyurmaktadır;

  1. Âdemoğlu kurban bayramı günü Allah’a kurban ibadetinden daha sevimli bir ibadet işlemiş olmaz. Çünkü kurban, boynuzları, tüyleri ile birlikte getirilir. Kesilen kurbanın kanı yere düşmeden Allah katındaki yerine ulaşır. Nefsi kurban ile hoşnut edin” (Tirmizî, Edâhî, 1, IV, 83)
  2.          Sahabenin; “Kurban nedir?” sorusuna Peygamberimiz (a.s.);

“Babanız İbrahim’in sünnetidir”;

“Ey Allah’ın Elçisi! Kurban ibadetinden bize ne kadar sevap verilir?” sorusuna;

“Yünlerinin her bir kılına on hasene sevap verilir” buyurmuştur (İbn Mâce, Edâhî, 3, II, 1045)

 

  1. Peygamberimiz (a,s.); kızı Fatıma’ya; “Kalk kesilen kurbanın yanında hazır bulun, çünkü akan ilk kandamlası ile günahların bağışlanır” buyurmuştur. Hz. Fatıma, “Ey Allah’ın Elçisi! Bu biz Ehl-i Beyt’e mi mahsus bir şey yoksa hem bize hem bütün Müslümanlara mı mahsustur?” diye sormuş, bunun üzerine Peygamberimiz;

“Hem bizim hem de bütün Müslümanlar içindir” buyurmuştur” (İbn Hıbbân rivayet etmiştir, bk. el-Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, 154; Beyrut, 1968)

  1. “Kim gönül hoşluğu ile ve Allah’tan sevabını umarak kurban keserse, bu kurban onun için cehennem ateşine karşı kalkan olur” (Taberânî rivayet etmiştir, bk. el-Münzirî, II, 154)

 

KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜ OLANLAR

Kurban kesmekle akıllı, buluğa ermiş ve nisap miktarı para veya servete sahip olan mukim Müslümanlar yükümlüdür. İmam-Şâfiî, İmam Malik ve İmam Ahmed b. Hanbel’e göre dinen yolcu sayılan kimseler de kurban kesmekle yükümlüdürler.

Kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü; kişinin aslî ihtiyaçlarının ve borcunun dışında nisap miktarı malının veya parasının bulunmasıdır. Nisap miktarları; beş deve, 30 sığır, 40 koyun-keçi, 80.18 gram altın veya bu değerde para veya ticaret malı, 561 gram gümüş ve 650 kilogram toprak mahsulüdür.

Zekât ile yükümlü olmak için, nisap miktarı malın artıcı nitelikte olması ve üzerinde bir yıl geçmesi şart olmasına karşılık, kurban ibadeti ile yükümlü olmak için bu şartlar aranmaz

KURBAN KESMENİN DİNİ HÜKMÜ

Kurban kesmek İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre vacip, İmam Şafiî, İmam Malik ve İmam Ahmed b. Hanbel’e göre sünnet-i müekkededir.

Hükmümün vacip veya sünnet-i müekkede olması, uygulamaya bir etki yapmamaktadır. Her iki görüş sahipleri de gücü yeten kimsenin kurban kesmelerini öngörmektedir. İmkânı olanların kurban kesmeyi terk etmelerine ruhsat vermemişlerdir.   

“Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın (İbn Mace, Edahi,2. II,1044.) anlamındaki hadis, İmam-ı A’zam’ın bu konudaki görüşünün dayanaklarından biridir. Ebu Hanife’ye göre kurbanın vacip olduğunun diğer bir delili ise, Peygamberimizin kurban kesmeyi hiç terk etmemiş olmasıdır.

Ayrıca, Hz. Peygamberin Ebu Bürde’ye namazdan önce kestiği kurbanın yerine bir başkasını kesmesi gerektiğini söylemiş olması da, kurbanın vacip olduğunu gösteren bir delildir. Bu görüşü destekleyen diğer bir delil de Hz. Peygamberin; 

            “Kim (bayram) namazını kılmadan önce kurbanını kesmişse, yerine bir diğerini kessin. Kurbanını henüz kesmemiş olan da Bismillah diyerek kessin” şeklindeki sözüdür (Buhari, Iydeyn, 23. II,11)

KURBAN EDİLEBİLECEK HAYVANLAR

Dinen kurban edilebilecek hayvanlar; koyun, keçi, sığır, manda ve devedir. Bunların dışındaki hayvanlardan kurban edilebileceğine dair bir delil yoktur. Bu itibarla, tavuk, kaz, ördek, deve kuşu ve ceylan gibi hayvanların kurban olarak kesilmesi geçerli olmaz.

Kurbanın geçerliliği açısından kurban edilecek hayvanların erkek veya dişi olmaları arasında fark yoktur.

Kurbanlık hayvanlardan koyun veya keçi ancak bir kişi tarafından kurban edilir. Bunun yanında sığır, manda ve deve yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Ortakların tek veya çift olmalarında da bir sakınca yoktur.

Ortakların iştirakiyle kesilen kurbanlarda, ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılımda bulunmalıdırlar. Ortaklardan biri her hangi bir şekilde kurban niyetiyle değil de, et alma kastıyla kurban kesimine iştirak ederse, bu durumda diğerleri de niyet ettikleri kurbanları kesmiş sayılmazlar.

Koyun ve keçi cinsi hayvanlar, bir yaşını doldurduktan sonra kurban edilebilir. Koyunun, altı ayını tamamladığında, bir yaşını doldurmuş, diğer koyunlar gibi semiz ve gösterişli olanı da kurban edilebilir.

Sığır ve manda cinsinden olan hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını doldurduktan sonra kurban olarak kesilebilir.

Kurban edilecek hayvanların niteliklerine gelince; kurban bir ibadet olduğu için kurbanlık hayvanların, kurban olmaya mani kusurları taşımaması gerekir. Bu kusurlar Peygamberimizin hadislerinde;

 “Topallığı açıkça belli olan, körlüğü açıkça belli olan, hastalığı açıkça belli olan hasta ve iliği kurumuş derecede zayıf olan hayvanlar kurban edilmez”  şeklinde ifadesini bulmuştur(.Tirmizi, Edahi, 5. IV,86).

Diğer taraftan kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, azaları tamam ve besili olması, ibadetin gaye ve mahiyetiyle örtüştüğü gibi, sağlık kurallarına da uygun düşer. Bu hadisin ışığı altında, kurbanlık hayvanın kurban olmasına mani kusurları şöyle ifade edebiliriz:

  1. a) İki veya bir gözü kör,

b)Aşırı derecede zayıf,

  1. c) Yürüyemeyecek derecede kötürüm ve topal,
  2. d) Kulağının ve kuyruğunun üçte birden fazlası kopmuş
  3. e) Dişlerinin yarıdan fazlası dökülmüş
  4. f) Doğuştan kulağı olmayan,
  5. g) Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş,
  6. h) Ağır hasta olan hayvanları kurban etmek caiz olmaz.

Bu itibarla kurbanlık satın alırken, kusurlu olup olmadığına dikkat etmek gerekir.

Bununla birlikte, semiz olması için koyunların kuyruklarının usulünce düşürülmesi, boynuzlarının ilaçla düşürülmesi ve hayvan üretimini ve kökenini kontrol etmek için hayvanların kulaklarına delinerek küpe takılması, bu hayvanların kurban edilmelerine engel teşkil etmez. Çünkü zikredilen şeyler hayvanın değerini düşürmez.

KURBANIN KESİM ZAMANI

Kurban, bayram namazı kılınan yerlerde, kurban bayramının ilk üç günü bayram namazının kılınmasından sonra, üçüncü günü akşamına kadar olan süre zarfında kesilebilir. Bayram namazı kılınmayan yerlerde ise, aynı süre içinde sabah namazı vaktinden itibaren kurbanlar kesilebilir.

Arefe günü veya bayramın ilk üç gününden sonra kurban kesmek caiz olmaz. Nitekim bir hadiste Hz. Peygamber:

Bu günümüzde yapacağımız ilk şey bayram namazını kılmak, sonra (evlerimize) dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim böyle yaparsa sünnetimize uygun iş yapmış olur. Kim (namazdan) önce kurban keserse, o ancak ailesine bir et sunmuş olur. Bu kestiği kurban olmaz” (Buhari, Edahî,1. VI,234) buyurmuşlardır.

Kurbanın rüknü, kurban edilmesi caiz olan hayvanlardan birini kesmek olduğundan, kurbanın bedelinin yoksullara verilmesiyle kurban kesilmiş olmaz. Bu şekilde verilen para sadaka olur.

Dinimizde normal zamanlarda olduğu gibi, kurbanlık hayvanın kesiminde de gerekli şartlara uymak gerekir. Efdal olan, kişinin kurbanını bizzat kesmesidir. Peygamberimiz (a.s.), kurbanlarını bizzat kendisi kesmiştir (Müslim, Hac,19. I,892.). Bir kimse kurbanını bizzat kesemiyorsa, o zaman ehil birine vekâlet vererek kurbanını kestirir. Kendisi de mümkünse orada hazır bulunur.

Kurbanı kesen kimse, kurbanlık hayvana eziyet vermemelidir. Ehil olmayan kişiler kurban kesmemeli ve kesim esnasında hayvana eziyet edilmemelidir.

Kesim esnasında hayvan yere yatırılırken,

اِنّى وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذى فَطَرَ السَّموَاتِ وَالْاَرْضَ حَنيفًا وَمَا اَنَا مِنَ الْمُشْرِكينَ 

Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim, ben Allah’a ortak koşanlardan (müşriklerden) değilim” (En’am, 6/79).

 قُلْ اِنَّ صَلَاتى وَنُسُكى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتى لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمينَ  

Şüphesiz benim namazım, ibadetim (Kurbanım) hayatım ve ölümüm hep âlemlerin rabbi olan Allah içindir (En’am, 6/162) mealindeki ayetleri okur.

Kurban kesen kişi devamla, “Allahuekber Allahuekber, la ilahe illallahu vallahu ekber, Allahuekber velillahi’l-hamd” der, ara vermeden “Bismillahi Allahuekber” diyerek kesimi yapar.

Usulüne göre kesim işlemi, hayvanın yemek ve nefes boruları ile iki şah damarının kesilmesiyle gerçekleşir. Hayvan henüz ölmeden başını bedeninden ayırmak ve derisini yüzmeye başlamak, uygun bir davranış olmaz.

Kurban kesildikten sonra sahibinin iki rekât namaz kılarak şükürde bulunması güzel bir davranış olur.

ORTAKLAŞA KESİLEN KURBANIN ETİNİN TAKSİMİ

Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde, etleri ortaklar arasında tahmini olarak değil, tartılarak taksim edilir. Ancak, bir ailenin fertlerinin ortaklaşa kestiği kurbanın etinin bu şekilde taksimi gerekmez. Böyle bir kurban tamamen bir hayır kurumuna verilecekse etinin taksim edilmesi gerekmez.

KURBAN ETLERİ İLE KARDEŞLİKLER PEKİŞTİRİLMELİDİR;

Kurban, hayatımızda gerek fert, gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan mali ibadetlerimizden biridir. Kur’an-ı Kerim’de kurban eti hakkında; “…Ondan yeyiniz, yediriniz” buyurulmuştur (Hac,22/36)  Kurban kesmenin maksatlarından biri de, yoksulların evine et girmesini temin etmektir. Bu itibarla, kurban etinin hepsini yoksullara sadaka olarak dağıtmak veya aile efradı için alıkoymak caiz ise de, en uygun olanı kurban etini üçe taksim edip, birini kurban kesemeyen kimselere dağıtmak, bir bölümünü akraba tanıdık ve komşulara ikram etmek, birini de aile için alıkoymaktır. Şayet kurban kesen kimsenin aile fertleri kalabalık ve hali vakti de çok iyi değilse, kurban etini dağıtmadan tamamını çoluk çocuğu için alıkoyabilir.

Kurban toplumdaki kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar. Sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Zengine malını Allah rızasına uygun olarak ihtiyaç sahipleriyle paylaşma alışkanlığı kazandırır. Fakirin de bu yardımlaşma vesilesiyle, kendini içinde bulunduğu toplumun bir üyesi olma hissini yaşamasına vesile olur. Diğer taraftan kurban kesmekle sadece nisap miktarı mala sahip olan zenginlerin ve orta tabakanın mükellef oluşu, kesilen kurbanların hastalıklı, sakat, kör ve topal olmamasının istenmesi ve kurbanın etiyle ilgili sünnetteki tavsiyeler göstermektedir ki; dinimiz, kurban kesme emriyle ibadetlerde ihlas, sosyal sorumlulukların bilincinde olmak gibi bir takım manevi, ahlaki ve sosyal maksatlara ulaşmayı da hedeflemiştir.

Kurban kesmenin sosyal ve iktisadi açıdan da bir takım faydaları vardır. Kurban bayramı sebebiyle milyonlarca hayvanın kesildiğini ve geniş çapta mal varlığına kıyıldığını ileri sürüp, kurban kesmenin ekonomik bakımdan sakıncalı bir davranış olduğunu iddia edenler olabilir. Ancak kesilen kurbanların dinimizde ifadesini bulan manada değerlendirilmesi, israftan kaçınılması, ihtiyaç sahiplerinin ve çevremizdeki insanların bundan istifade ettirilmesi, sosyal bünyemizde insani ilişkiler bağlamında faydalı neticeler ortaya çıkarmaktadır. Kaldı ki bir sene boyunca zaten insanların gıda ihtiyacını karşılamak için belirli oranda kesim yapılmaktadır.

 

 

Print Friendly

YORUMLAR



    Yukarı Çık