Haber

Zina-Uyuşturucu-Çocuk

Zina-Uyuşturucu-Çocuk
2 Mayıs 2016

ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİSİNE TECAVÜZ ETTİĞİ, UYUŞTURUCU YAŞININ ORTAOKUL ÇAĞLARINA KADAR DÜŞTÜĞÜ VE MAALESEF AİLE YAPISININ BOZULDUĞU TÜRKİYE’DE, GENÇLİĞİN NE KADAR BETER BİR HALDE OLDUĞUNU GÖZLEMLEYEBİLİYORUZ. ARTIK ÖNLEM ALIN!

 

  • Dikkat! Bu haber toplumsal yapının bozulması ve gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak adına -caydırıcı olarak yazılmıştır.
  • Kitle iletişim araçlarının sunduğu sözde değerler ile genç dimağlar, karşı konulmaz bir tsunami ile karşı karşıyadır.
  • İçkiden ‘kafa bulan’, kumara ‘şans oyunları’ diyen, zinayı ‘aşkla’ yoğuran bir nesil yetişiyor.
  • Bu haberde okuyacağınız S.G. isimli genç kızın sonu, geçtiğimiz yıl bir AVM de intihar eden Dilan Adlin gibi olabilir.

 

Çocuk yaşta sözde ‘aşk’ yaşadığını ve bu yolla aile ortamından uzaklaşarak kötü alışkanlıklar edinen gençlere her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Kırıkkale’de, 16 yaşındaki kızının bir grup çete tarafından farklı erkeklere pazarlandığını iddia eden baba Oktay G., şüpheli şahısların biran önce adalete teslim edilmesi için adeta feryat ediyor; “Kızım için adalet istiyorum”

 

“HAP İÇİRİP ZİNAYA TEŞVİK EDİYORLAR”

Kırıkkale’de yaşayan 41 yaşındaki Oktay G., 17 yıl önce evlendiği eşi Nazan Y.’den geçtiğimiz yıl mayıs ayında boşandı. Bu süreçte çocuklardan büyük olan S.G.’nin velayeti anneye verilirken, diğer çocuk B.G. ise baba Oktay G’nin velayetinde kalmak istedi. Bu süreçte küçük kızına en iyi şekilde bakmaya çalışan baba Oktay G., ablası S.G. gibi kötü alışkanlıklar edinmemesi için elinden geleni yapıyor. Eşi ile evli olduğu dönemlerde kızı S.G.’nin devamlı evden kaçtığını öne süren baba Oktay G., bir grup uyuşturucu çetesi tarafından kızının tuzağa düşürüldüğünü iddia etti. Kızının zinaya da zorlandığını iddia eden baba Oktay G., şüpheli şahısların emniyet tarafından bilinmesine rağmen hiçbir uygulama yapılmadığını öne sürdü ve ekledi: “Yazıklar olsun. Kızıma hap içirip zinaya teşvik ediyorlar. Her şey ortada. Ancak kimse bir şey yapmıyor.”

 

“KIZIMI SATMAYA KALKTILAR”

Kızı S.G.’nin uyuşturucuya, zinaya ve sigara-alkol gibi kötü alışkanlıklara itildiğini öne süren baba Oktay G., kayınvalide ve kayınbabasının da kızını satmaya kalktığını iddia etti. Elinde bununla alakalı ses kayıtlarının olduğunu ifade eden Oktay G., Facebook üzerinde bir araştırma yapıldığı takdirde söylediklerinin rahatlıkla ispatlanabileceğini söyledi. Namusunun ulu orta sokaklarda kol gezdiğini ve çocuğunu kapıda bulamadığını acılı bir şekilde anlatan baba Oktay G., “Allah kimsenin başına vermesin. 2 yıldır neler çektiğimi Allah bilir. Psikolojik tedavi görüyorum. Namusumun peşine düştüm ancak ne o annesi olacak kadın, ne de kızım bunun farkında. Eşim Nazan’ın da bir erkekle görüştüğünü öğrendim. Bana akrabası olduğunu söylüyordu. Meğerse akrabası değil, görüştüğü kişiymiş. Artık kendimi yakacağım. Emniyete gidiyorum, bana kızımın ölüsünü ancak görebileceğimi söylüyorlar.”

 

“ALIŞTIRILARAK, ÇEŞİTLİ ERKEKLERE PAZARLANIYOR”

“Kimse sahip çıkmıyor.” diyen baba Oktay G., “Bu ülkede adalet ve insana saygı bu kadar mı? Yetkililerden yardım bekliyorum. Küçük kızım benim yanımda, o her şeyi görüyor ve biliyor. Annesini istemiyor ve ablası gibi olmak istemiyor. İnsanlar bu kadar duyarsız olamaz. Kızım S.G. aşk adı altında alıştırılarak, çeşitli erkeklere pazarlanıyor. Kızım bunun farkında değil.” şeklinde kızının düştüğü bataklığı anlattı. Özellikle sosyal medyada Büşra M. adında sahte hesap kullanan H.K. isimli şahıstan şikayetçi olduğunu ve bu kızı tüm emniyet birimlerinin tanıdığını öne süren baba Oktay G., yetkili mercilerin H.K. hakkında herhangi bir işlem yapmadığını iddia etti. Kızının H.K. tarafından Y.C. isimli bir erkeğe pazarlandığını iddia eden Oktay G., bu ilişki sonunda da eşi tarafından K.V. isimli bir erkekle çocuk yaşta evlendirilmeye çalışıldığını öne sürdü. Hakimin eşine 150 TL tedbir ve yoksulluk nafakası bağladığını, kızı S.G. için ise 100 TL tedbir ve iştirak nafakası ödeyeceğini dile getiren Oktay G., babasından kalan evini ve diğer mal varlığını eşine kaptırmadığı için, eşi tarafından tartaklandığını da söyledi.

 

“BENİ TEHDİT ETTİ, ARACI ÜSTÜME SÜRDÜ”

Kızının 2000 doğumlu olup henüz 15 buçuk yaşında olduğunu ifade eden baba Oktay G., iddia ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben eşimden boşanmadan bir süredir kızımdan şüpheleniyordum. Eve geç geliyordu ya da gelmiyordu. Kollarına faça attığını ve sigara içtiğini gördüm. Artık aile ortamımız kalmamıştı. Eşimle sürekli tartışıyorduk. Benden kızımın yaptığı kötü alışkanlıkları gizlemiş. Komşular bile biliyormuş. En son ben öğrendim. Resmen yıkıldım. Sonra boşanma süreci başladı. Tek celsede boşandık. Sonrasında namusumun peşine düştüm. Kızımı bu bataklıktan kurtarmak istiyorum. Ama bir aşama bile kat edemedim. Araştırarak birçok delil elde ettim. O erkeklere ulaştığımda gerçeği anladım. Kızım her gün birinin kolunda. En son ismi K.V. olan şahıs kızımla evlenmek istediğini söyleyerek, beni tehdit etti. Evimin önüne tanımadığım bir araçla gelerek, arabayı üzerime sürdü. Bir kaç gün sonra özür dilemek için babaannesine beni arattırdı. Resmen kızımı kullanıyorlar. Benim gönül rızam olmadan annesi olacak kadın ‘tamam’ demiş. Bu kadar kolay mı? Çocuk yaşında kızımı evlenmeye itiyorlar. Hatta kayınbabam ve kayınvalidem de bu işin içinde. Kızımı K.V.’ye verip, ‘Hayırlı olsun’ demişler. Tüm bunlardan eşimin haberi varmış. Ben bütün bu yaşadıklarımdan sonra artık kendimi yakacağım. Devlet bana elini uzatsın. Ne yapacağımı şaşırdım.”

 

 

 

 

 

HABER71 YORUM

Müslüman Türk aile yapısı ve ahlakına ters düşen şeyler acilen yasaklanmalıdır. Medyanın bu kadar rahatça ahlaksız ve özenti haber yapmasına izin verilmemeli. Bar, meyhane, balo gibi yerler milli ahlakın mezbaha nesidir. Güzellik yarışmaları gibi yarışmalar rezalet ötesidir. Bu tür rezillikler yasaklanmalıdır. Bunlar medeniyet, çağdaşlık ya da modernlik değildir. Bunlar medeniyetin kanalizasyonlarıdır.

Milletimiz, özellikle gençliğimiz her geçen gün Müslüman Türk ahlakından uzak yetişiyor. Kendi kültüründen, değerlerinden uzak yaşıyor. Batının kültür empozesine maruz kalan milletimiz, bilimi yerine batının yani Hristiyan inançlarının, yaşam tarzının taklitçiliğini yapıyor. Hristiyanların kutsal kabul ettikleri günleri aynı coşku ve çılgınlık içerisinde kutluyoruz. Diyanet İşleri ve Aile Bakanlığı bu konuda daha aktif olmalıdır. Müslüman Türk aile yapısını ve ahlakını korumalıdır.

Sokaklarda yaşanan zina, fuhuş rezaleti, alkolün nerdeyse ortaokul yaşlarına kadar inmesi, sigaranın ise daha beter ilkokul seviyelerinde olması gençliğin ne beter halde olduğunun göstergesidir. Tabi bu konuda her şeyi devletten beklemekte doğru değildir. Ailelerinde çocuklarına sahip çıkması ve başıboş bırakmaması gerekir. Çocuğun eğitimi ilk olarak aile içerisinde başlar. Temelleri o küçük yaşlarda atılır. “Çocuktur zaten boş ver, yapsın…” gibi aldırmaz tavırlar çok tehlikelidir. Herkesçe bilindiği gibi küçük yaştaki çocukların beyinleri her şeyi kolayca almakta ve saklamaktadır. Onun için küçük yaşta çocuklar İslam ahlakına yavaş yavaş ısındırılmalıdır. O yaşta bale yapabiliyor da dinini mi öğrenemeyecek? Hele bu devir çocuklarının zekâsı ve algılama gücü bir hayli yüksek. Küçük yaşta çevrimiçi oyunları kavrayan çocuklar edep ve adabı, kendi dinini ve tarihini mi öğrenemeyecek? Hiç olmadı bu düşünceler bilinçaltına yerleşmiş olur ve ilerleyen yaşlarında bunlar sayesinde eğitimini ve yaşantısı bu yönde devam ettirebilir. O yüzden ailelere çok büyük görev düşüyor. Sonra eğitmenlere.

Çocuk aileden sonra okuldaki öğretmenlerini örnek alır. Onların yaşantılarını ve davranışlarını gözlemler. Onun için ilk başta öğretmenlerimiz Müslüman Türk aile yapısı ve ahlakı ile yaşamalıdır. Öğretmen sadece bilimsel öğretimler yapan insanlar değildir. Bu amaçta olan kişiler öğretmen yapılmamalıdır. Özellikle okul öncesi eğitim ve sonrası ilk 5 yıldaki eğitmenler çocukların gelişiminde önemli yere sahiptir. Bunun bilincinde olan insanlar o göreve gelmelidir.

Genç neslin iyi yetişmesi, bilimde ülkesini yüksek yerlere taşıması ve bununla birlikte kendi örf ve ananelerine, dinine tam bağlı birer birey olarak yetiştirme endişesi taşımalıdır. Gençlerin tarihinden, ecdadından kopmaması için çalışmalıdır. Zamanında ecdadımızın kudretinin ulaştığı yere batılıların hayalleri ulaşamadığını genç nesiller bilmeli ve şanlı tarihimizin kahraman ve asil şahsiyetlerini kendine misal teşkil etmelidir.

En başta örnek alması gereken insanın Fahri Kâinat efendimiz, âlemlere rahmet olarak gelen Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(SAV) ve onun ashabı olduğunu bilmelidir. Bugünkü batının inanç ve kültüründen değil, teknik ve biliminden faydalanmalıdır. Sözün özü; her milletin medeniyeti, kültürü ve değerleri ayrıdır. Biz Türk milleti olarak öz değerlerimizi ve kültürümüzü asla kaybetmemeliyiz. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızı inandığımız değerlerle yetiştirmeliyiz.

Print Friendly



Bir Yorum Yap


*





Haber
Bu Web Sitesi ÜN Ajans Tarafından Tasarlanmıştır.

Zina-Uyuşturucu-Çocuk

Haber Giriş Tarihi: 2 Mayıs 2016
Zina-Uyuşturucu-Çocuk

ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİSİNE TECAVÜZ ETTİĞİ, UYUŞTURUCU YAŞININ ORTAOKUL ÇAĞLARINA KADAR DÜŞTÜĞÜ VE MAALESEF AİLE YAPISININ BOZULDUĞU TÜRKİYE’DE, GENÇLİĞİN NE KADAR BETER BİR HALDE OLDUĞUNU GÖZLEMLEYEBİLİYORUZ. ARTIK ÖNLEM ALIN!

 

  • Dikkat! Bu haber toplumsal yapının bozulması ve gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak adına -caydırıcı olarak yazılmıştır.
  • Kitle iletişim araçlarının sunduğu sözde değerler ile genç dimağlar, karşı konulmaz bir tsunami ile karşı karşıyadır.
  • İçkiden ‘kafa bulan’, kumara ‘şans oyunları’ diyen, zinayı ‘aşkla’ yoğuran bir nesil yetişiyor.
  • Bu haberde okuyacağınız S.G. isimli genç kızın sonu, geçtiğimiz yıl bir AVM de intihar eden Dilan Adlin gibi olabilir.

 

Çocuk yaşta sözde ‘aşk’ yaşadığını ve bu yolla aile ortamından uzaklaşarak kötü alışkanlıklar edinen gençlere her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Kırıkkale’de, 16 yaşındaki kızının bir grup çete tarafından farklı erkeklere pazarlandığını iddia eden baba Oktay G., şüpheli şahısların biran önce adalete teslim edilmesi için adeta feryat ediyor; “Kızım için adalet istiyorum”

 

“HAP İÇİRİP ZİNAYA TEŞVİK EDİYORLAR”

Kırıkkale’de yaşayan 41 yaşındaki Oktay G., 17 yıl önce evlendiği eşi Nazan Y.’den geçtiğimiz yıl mayıs ayında boşandı. Bu süreçte çocuklardan büyük olan S.G.’nin velayeti anneye verilirken, diğer çocuk B.G. ise baba Oktay G’nin velayetinde kalmak istedi. Bu süreçte küçük kızına en iyi şekilde bakmaya çalışan baba Oktay G., ablası S.G. gibi kötü alışkanlıklar edinmemesi için elinden geleni yapıyor. Eşi ile evli olduğu dönemlerde kızı S.G.’nin devamlı evden kaçtığını öne süren baba Oktay G., bir grup uyuşturucu çetesi tarafından kızının tuzağa düşürüldüğünü iddia etti. Kızının zinaya da zorlandığını iddia eden baba Oktay G., şüpheli şahısların emniyet tarafından bilinmesine rağmen hiçbir uygulama yapılmadığını öne sürdü ve ekledi: “Yazıklar olsun. Kızıma hap içirip zinaya teşvik ediyorlar. Her şey ortada. Ancak kimse bir şey yapmıyor.”

 

“KIZIMI SATMAYA KALKTILAR”

Kızı S.G.’nin uyuşturucuya, zinaya ve sigara-alkol gibi kötü alışkanlıklara itildiğini öne süren baba Oktay G., kayınvalide ve kayınbabasının da kızını satmaya kalktığını iddia etti. Elinde bununla alakalı ses kayıtlarının olduğunu ifade eden Oktay G., Facebook üzerinde bir araştırma yapıldığı takdirde söylediklerinin rahatlıkla ispatlanabileceğini söyledi. Namusunun ulu orta sokaklarda kol gezdiğini ve çocuğunu kapıda bulamadığını acılı bir şekilde anlatan baba Oktay G., “Allah kimsenin başına vermesin. 2 yıldır neler çektiğimi Allah bilir. Psikolojik tedavi görüyorum. Namusumun peşine düştüm ancak ne o annesi olacak kadın, ne de kızım bunun farkında. Eşim Nazan’ın da bir erkekle görüştüğünü öğrendim. Bana akrabası olduğunu söylüyordu. Meğerse akrabası değil, görüştüğü kişiymiş. Artık kendimi yakacağım. Emniyete gidiyorum, bana kızımın ölüsünü ancak görebileceğimi söylüyorlar.”

 

“ALIŞTIRILARAK, ÇEŞİTLİ ERKEKLERE PAZARLANIYOR”

“Kimse sahip çıkmıyor.” diyen baba Oktay G., “Bu ülkede adalet ve insana saygı bu kadar mı? Yetkililerden yardım bekliyorum. Küçük kızım benim yanımda, o her şeyi görüyor ve biliyor. Annesini istemiyor ve ablası gibi olmak istemiyor. İnsanlar bu kadar duyarsız olamaz. Kızım S.G. aşk adı altında alıştırılarak, çeşitli erkeklere pazarlanıyor. Kızım bunun farkında değil.” şeklinde kızının düştüğü bataklığı anlattı. Özellikle sosyal medyada Büşra M. adında sahte hesap kullanan H.K. isimli şahıstan şikayetçi olduğunu ve bu kızı tüm emniyet birimlerinin tanıdığını öne süren baba Oktay G., yetkili mercilerin H.K. hakkında herhangi bir işlem yapmadığını iddia etti. Kızının H.K. tarafından Y.C. isimli bir erkeğe pazarlandığını iddia eden Oktay G., bu ilişki sonunda da eşi tarafından K.V. isimli bir erkekle çocuk yaşta evlendirilmeye çalışıldığını öne sürdü. Hakimin eşine 150 TL tedbir ve yoksulluk nafakası bağladığını, kızı S.G. için ise 100 TL tedbir ve iştirak nafakası ödeyeceğini dile getiren Oktay G., babasından kalan evini ve diğer mal varlığını eşine kaptırmadığı için, eşi tarafından tartaklandığını da söyledi.

 

“BENİ TEHDİT ETTİ, ARACI ÜSTÜME SÜRDÜ”

Kızının 2000 doğumlu olup henüz 15 buçuk yaşında olduğunu ifade eden baba Oktay G., iddia ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben eşimden boşanmadan bir süredir kızımdan şüpheleniyordum. Eve geç geliyordu ya da gelmiyordu. Kollarına faça attığını ve sigara içtiğini gördüm. Artık aile ortamımız kalmamıştı. Eşimle sürekli tartışıyorduk. Benden kızımın yaptığı kötü alışkanlıkları gizlemiş. Komşular bile biliyormuş. En son ben öğrendim. Resmen yıkıldım. Sonra boşanma süreci başladı. Tek celsede boşandık. Sonrasında namusumun peşine düştüm. Kızımı bu bataklıktan kurtarmak istiyorum. Ama bir aşama bile kat edemedim. Araştırarak birçok delil elde ettim. O erkeklere ulaştığımda gerçeği anladım. Kızım her gün birinin kolunda. En son ismi K.V. olan şahıs kızımla evlenmek istediğini söyleyerek, beni tehdit etti. Evimin önüne tanımadığım bir araçla gelerek, arabayı üzerime sürdü. Bir kaç gün sonra özür dilemek için babaannesine beni arattırdı. Resmen kızımı kullanıyorlar. Benim gönül rızam olmadan annesi olacak kadın ‘tamam’ demiş. Bu kadar kolay mı? Çocuk yaşında kızımı evlenmeye itiyorlar. Hatta kayınbabam ve kayınvalidem de bu işin içinde. Kızımı K.V.’ye verip, ‘Hayırlı olsun’ demişler. Tüm bunlardan eşimin haberi varmış. Ben bütün bu yaşadıklarımdan sonra artık kendimi yakacağım. Devlet bana elini uzatsın. Ne yapacağımı şaşırdım.”

 

 

 

 

 

HABER71 YORUM

Müslüman Türk aile yapısı ve ahlakına ters düşen şeyler acilen yasaklanmalıdır. Medyanın bu kadar rahatça ahlaksız ve özenti haber yapmasına izin verilmemeli. Bar, meyhane, balo gibi yerler milli ahlakın mezbaha nesidir. Güzellik yarışmaları gibi yarışmalar rezalet ötesidir. Bu tür rezillikler yasaklanmalıdır. Bunlar medeniyet, çağdaşlık ya da modernlik değildir. Bunlar medeniyetin kanalizasyonlarıdır.

Milletimiz, özellikle gençliğimiz her geçen gün Müslüman Türk ahlakından uzak yetişiyor. Kendi kültüründen, değerlerinden uzak yaşıyor. Batının kültür empozesine maruz kalan milletimiz, bilimi yerine batının yani Hristiyan inançlarının, yaşam tarzının taklitçiliğini yapıyor. Hristiyanların kutsal kabul ettikleri günleri aynı coşku ve çılgınlık içerisinde kutluyoruz. Diyanet İşleri ve Aile Bakanlığı bu konuda daha aktif olmalıdır. Müslüman Türk aile yapısını ve ahlakını korumalıdır.

Sokaklarda yaşanan zina, fuhuş rezaleti, alkolün nerdeyse ortaokul yaşlarına kadar inmesi, sigaranın ise daha beter ilkokul seviyelerinde olması gençliğin ne beter halde olduğunun göstergesidir. Tabi bu konuda her şeyi devletten beklemekte doğru değildir. Ailelerinde çocuklarına sahip çıkması ve başıboş bırakmaması gerekir. Çocuğun eğitimi ilk olarak aile içerisinde başlar. Temelleri o küçük yaşlarda atılır. “Çocuktur zaten boş ver, yapsın…” gibi aldırmaz tavırlar çok tehlikelidir. Herkesçe bilindiği gibi küçük yaştaki çocukların beyinleri her şeyi kolayca almakta ve saklamaktadır. Onun için küçük yaşta çocuklar İslam ahlakına yavaş yavaş ısındırılmalıdır. O yaşta bale yapabiliyor da dinini mi öğrenemeyecek? Hele bu devir çocuklarının zekâsı ve algılama gücü bir hayli yüksek. Küçük yaşta çevrimiçi oyunları kavrayan çocuklar edep ve adabı, kendi dinini ve tarihini mi öğrenemeyecek? Hiç olmadı bu düşünceler bilinçaltına yerleşmiş olur ve ilerleyen yaşlarında bunlar sayesinde eğitimini ve yaşantısı bu yönde devam ettirebilir. O yüzden ailelere çok büyük görev düşüyor. Sonra eğitmenlere.

Çocuk aileden sonra okuldaki öğretmenlerini örnek alır. Onların yaşantılarını ve davranışlarını gözlemler. Onun için ilk başta öğretmenlerimiz Müslüman Türk aile yapısı ve ahlakı ile yaşamalıdır. Öğretmen sadece bilimsel öğretimler yapan insanlar değildir. Bu amaçta olan kişiler öğretmen yapılmamalıdır. Özellikle okul öncesi eğitim ve sonrası ilk 5 yıldaki eğitmenler çocukların gelişiminde önemli yere sahiptir. Bunun bilincinde olan insanlar o göreve gelmelidir.

Genç neslin iyi yetişmesi, bilimde ülkesini yüksek yerlere taşıması ve bununla birlikte kendi örf ve ananelerine, dinine tam bağlı birer birey olarak yetiştirme endişesi taşımalıdır. Gençlerin tarihinden, ecdadından kopmaması için çalışmalıdır. Zamanında ecdadımızın kudretinin ulaştığı yere batılıların hayalleri ulaşamadığını genç nesiller bilmeli ve şanlı tarihimizin kahraman ve asil şahsiyetlerini kendine misal teşkil etmelidir.

En başta örnek alması gereken insanın Fahri Kâinat efendimiz, âlemlere rahmet olarak gelen Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(SAV) ve onun ashabı olduğunu bilmelidir. Bugünkü batının inanç ve kültüründen değil, teknik ve biliminden faydalanmalıdır. Sözün özü; her milletin medeniyeti, kültürü ve değerleri ayrıdır. Biz Türk milleti olarak öz değerlerimizi ve kültürümüzü asla kaybetmemeliyiz. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızı inandığımız değerlerle yetiştirmeliyiz.

Print Friendly

YORUMLAR



    Yukarı Çık