
Bir şehrin hafızasında, kendisine emek veren insanların ayrı bir yeri vardır. Yıllar geçer, görevler sona erer, siyasetin gündemi değişir. Fakat bir hastanenin kapısı açıldığında, bir hasta kendi şehrinde tedavi imkânına kavuştuğunda, bir köye sağlık hizmeti ulaştığında o emeğin karşılığı yaşamaya devam eder.
26 Ekim 2020’de kaybettiğimiz Prof. Dr. Osman Durmuş’u vefatının altıncı yılında anarken, Kırıkkale adına hatırlamamız gereken de bu hizmetlerdir.
İlk ve orta öğrenimini Kırıkkale’de tamamlayan Durmuş’un hayatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden hekimliğe, uzmanlık eğitiminden Gazi Üniversitesindeki akademik çalışmalarına uzandı. Ardından Kırıkkale’yi 21. ve 23. dönemlerde Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil etti; 57. Hükûmette Sağlık Bakanlığı görevini üstlendi. Bu şehrin okullarında yetişmiş bir insanın ülkenin sağlık yönetiminde sorumluluk alması, Kırıkkale için başlı başına anlamlıydı.
Ancak onu anarken yalnızca görevlerini sıralamakla yetinemeyiz. Kırıkkale’ye hangi hizmetlerin kazandırıldığını ve bunların vatandaşın hayatında ne ifade ettiğini de anlatmalıyız.
Bu dönemin en önemli yatırımlarından biri Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesiydi. Sağlık Bakanlığının 2000 yılı yatırım programına alınan ana bina, yaklaşık bir yılda tamamlandı; hastane 2002 yılında 250 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. Ankara, Samsun ve Kayseri yollarının kesiştiği noktada yükselen bu hastane, şehrin sağlık altyapısına önemli bir kapasite ekledi. Kırıkkale’nin kendi içinde daha güçlü tedavi imkânlarına kavuşması bakımından, Durmuş’un bakanlık yıllarının kalıcı yatırımları arasında yer aldı.
Hastanenin sonraki yıllarda yapılan ek binalarını ve kapasite artışlarını kendi dönemleri içinde değerlendirmek gerekir. Bununla birlikte, ilk kuruluşun ve o gün atılan adımın hakkını teslim etmek de vefanın gereğidir.
Kırıkkale Devlet Hastanesindeki diyaliz hizmetlerinin güçlendirilmesi de aynı dönemin somut çalışmalarındandı. 5 Kasım 1999’da beş, 7 Mart 2000’de sekiz olmak üzere toplam 13 yeni diyaliz cihazı alındı. Böylece daha önce kurulmuş olan diyaliz merkezinin imkânları geliştirildi.
Düzenli tedaviye ihtiyaç duyan bir insan için, yaşadığı şehirdeki sağlık imkânlarının güçlenmesinin anlamı büyüktür. Bu yatırımları değerlendirirken cihazların sayısının yanında, tedavi bekleyen hastayı ve onunla birlikte kaygı taşıyan ailesini de düşünmeliyiz. Sağlık hizmetinin kıymeti en iyi, ona ihtiyaç duyulan anda anlaşılır.
İlçeler de bu çalışmaların dışında kalmadı. Keskin Devlet Hastanesinin yeni binasının tıbbi cihaz, malzeme, demirbaş ve mefruşat ihtiyaçları için 2000 yılında dönemin parasıyla 100 milyar lira ödenek tahsis edildi. Hastane binası 2001 yılında hizmete açıldı. Bir binanın tamamlanması kadar, hizmet verebilecek şekilde donatılması da önemlidir. Keskin’deki yatırım, ilçe halkının sağlık hizmetine kendi yaşadığı yerde ulaşabilmesi açısından değer taşıyordu.
Delice’de sağlık eğitiminin altyapısına yönelik bir çalışma da tamamlandı. Delice Sağlık Meslek Lisesi inşaatı 2001 yılında bitirildi ve 19 Ekim 2001’de geçici kabulü yapıldı. Sağlık hizmetinin sürdürülebilmesi için yetişmiş personele duyulan ihtiyaç düşünüldüğünde, eğitim altyapısına yapılan bu yatırımın önemi daha iyi anlaşılır.
Aynı ilçenin Arbişli köyündeki sağlık evi de 10 Mayıs 2001’de hizmete açıldı. Şehrin merkezindeki büyük hastaneleri hatırlarken, köylere uzanan bu hizmetleri gözden kaçırmamalıyız. Küçük bir yerleşimde sağlık birimine sahip olmak, orada yaşayan vatandaş için devletin hizmetini yakında hissedebilmek demektir.
Bütün bu yatırımlar kamu kaynaklarıyla, kurumların ve çalışanların ortak emeğiyle gerçekleşti. Durmuş’un yönetim sorumluluğunu ve katkısını anarken, bu hizmetlerde emeği bulunan herkesi de saygıyla hatırlamak gerekir.
Onun bakanlık yılları, Türkiye’nin ağır sınavlardan geçtiği bir döneme rastladı. 1999 Marmara depremi sırasında sağlık teşkilatının başındaydı. Acil sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve hastanelerde poliklinik hizmetlerini daha uzun saatlere taşımayı amaçlayan vardiya uygulamaları da o yılların önemli başlıkları arasındaydı.
21 Haziran 2002’de Türkiye’nin de içinde bulunduğu Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi, çocuk felcinden arındırılmış bölge olarak belgelendirildi. Bu başarı, yıllara yayılan aşılama çalışmalarının ve sağlık çalışanlarının ortak emeğinin sonucuydu. Durmuş’u anarken, onun sorumluluk üstlendiği dönemde ulaşılan bu önemli aşamayı da hatırlıyoruz.
Osman Durmuş’un kamuoyunun hafızasında yer eden çıkışlarından biri ise Oktar Babuna için yürütülen kampanyaya ilişkin tutumuydu.
1999’da Babuna’ya uygun kemik iliği vericisi bulunması amacıyla çok sayıda insandan kan örneği toplanmış, örneklerin bir bölümü yurt dışındaki laboratuvarlara gönderilmişti. İnsanlar bir hastaya umut olmak için harekete geçmişti. Böylesine güçlü bir yardım duygusuyla yürüyen çalışmanın, açık kurallara ve güvenilir bir denetime dayanması gerekiyordu.
Durmuş, izinlerin, sorumlulukların ve bilimsel denetimin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Bakanlık, tespit ettiği hukukî, bilimsel ve etik eksiklikler nedeniyle kampanyayı durdurdu. Meclis’e verdiği yanıtlarda, yabancı laboratuvarlarla ilişkiler ve sorumlu kuruluşlar konusundaki eksiklikleri açıkladı; bunlar giderildiğinde çalışmaların yeniden yürütülebileceğini belirtti.
Bu olaydan bugün çıkarabileceğimiz önemli bir ders var: İnsanların yardım duygusuyla katıldığı sağlık çalışmalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik vazgeçilmezdir. Alınan örneklerin nerede, hangi amaçla ve kimin sorumluluğunda değerlendirildiğini sormak, kamu adına taşınması gereken ciddi bir sorumluluktur. Durmuş’un bu konudaki denetim ısrarı, sonradan ortaya atılan ve kanıtlanmamış iddialara başvurmadan da takdir edilebilir.
Bir siyasetçinin bütün sözlerine ve tercihlerine katılmak zorunda değiliz. Fakat geçmişi değerlendirirken emeğe karşı adil olmak, hizmeti hatırlamak ve hakkı teslim etmek zorundayız. Vefa, yıllar geçtikten sonra da bunu yapabilmektir.
Osman Durmuş’un Kırıkkale’de bıraktığı izi; Yüksek İhtisas Hastanesinin kuruluşunda, güçlendirilen diyaliz imkânlarında, Keskin’deki hastane yatırımında, Delice’deki eğitim binasında ve Arbişli’de açılan sağlık evinde görmek mümkündür. Onu anarken somut hizmetlerini hatırlamak, şehrimizin geçmişine duyduğumuz saygının da bir ifadesidir.
Kırıkkale’nin yetiştirdiği hekim, akademisyen, milletvekili ve Sağlık Bakanı Prof. Dr. Osman Durmuş’u vefatının altıncı yılında rahmet, saygı ve vefayla anıyoruz.
Mekânı cennet, ruhu şad olsun.
Ragıp Cihat Mencet
Haber71 ve ÖZFM Yönetim Kurulu Başkanı












