Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ, son yıllarda attığı cesur ve sonuç odaklı adımlarla Türkiye savunma sanayiinde yeniden oyun kuran bir aktöre dönüşürken, bu dönüşümün mimarı olarak MKE Genel Müdürü İlhami Keleş öne çıkıyor. Keleş, sadece bir kurum yöneticisi değil; vizyon koyan, risk alan, sonuç üreten bir strateji lideri olarak dikkat çekiyor.
Katar’da Barzan Holding ile imzalanan Ortak Girişim Mutabakat Zaptı, Keleş’in uluslararası savunma diplomasisini teknik kapasiteyle buluşturan yönetim anlayışının somut bir ürünü oldu. Bu anlaşma; masa başında kalan niyet beyanlarının ötesine geçerek, üretim, teknoloji transferi ve ihracat odaklı kalıcı bir iş birliği modeli ortaya koydu.
Keleş İle MKE: İhracat Yapan Değil, Güven İhraç Eden Kurum İlhami Keleş’in liderliğinde MKE;
• Sadece silah ve mühimmat satan bir kuruluş olmaktan çıkıp,
• Bilgi birikimini paylaşan, üretim kabiliyeti kazandıran ve müttefik ülkelerin savunma altyapısını güçlendiren bir stratejik ortak konumuna yükseldi.
Katar’a yönelik patlayıcı üretim kabiliyeti kazandırılması ve MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’nin ihracatı, Keleş’in “yerli üret – yüksek teknoloji – sürdürülebilir ihracat” eksenli vizyonunun açık bir göstergesi olarak öne çıktı.
Teknolojiyi Siyasetle Değil, Akılla Büyüten İsim
Savunma sanayii gibi hassas ve yüksek rekabet içeren bir alanda sessiz ama derin ilerlemeyi tercih eden İlhami Keleş, polemikle değil sonuçla konuşan bir yönetim anlayışı sergiliyor. Keleş döneminde MKE;
• Ar-Ge odaklı ürünler geliştirdi,
• Yerli ve milli sistemleri sahaya indirdi,
• Uluslararası fuarlarda yalnızca vitrine çıkan değil, sözleşme imzalayan kurum haline geldi.
TOLGA’nın Arkasındaki Liderlik
Mini ve mikro İHA’lara karşı geliştirilen MKE TOLGA, yalnızca bir savunma sistemi değil; Keleş’in “etkili, sade ve maliyet avantajlı” yaklaşımının mühendislik karşılığı oldu. İlk ihracat başarısının Katar ile gelmesi, bu vizyonun uluslararası alanda da karşılık bulduğunu ortaya koydu.
Devlet Aklı, Kurumsal Disiplin, Küresel Vizyon
İlhami Keleş, MKE’yi günü kurtaran projelerden uzaklaştırıp, devlet aklıyla hareket eden, kurumsal disipline sahip ve küresel vizyonla yönetilen bir savunma sanayii markasına dönüştürdü. Bugün atılan her imza, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılları planlayan bir yönetim anlayışının ürünü olarak görülüyor.











