Delice ilçesinde Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerinden sahte imzalarla yolsuzluk yapıldığı iddiası adı altında koparılan fırtınanın, bir tarım denetimi meselesi olmaktan çoktan çıktığı artık açıkça görülüyor. İlçede konuşulanlar tek bir noktada birleşiyor: Bu bir yolsuzluk hassasiyeti değil, açık bir siyasi operasyon.
2027 yılında yapılacak Delice Ziraat Odası seçimleri öncesinde başkan adaylığını açıklayan Delice İl Genel Meclis Üyesi Onur Şencan’ın, bu sürecin merkezine bilinçli şekilde çekildiği ve kamuoyu nezdinde yıpratılmak istendiği iddia ediliyor. Delice kulislerinde sorulan soru artık daha net ve daha sert:
Onur Şencan’a alenen operasyon mu çekiliyor?
Bu sürecin mimarı olmakla eleştirilen isim ise mevcut Delice Ziraat Odası Başkanı Adem Gökdere. Henüz iddialar netleşmemişken, ortada ne bir yargı kararı ne de tamamlanmış bir idari inceleme yokken, Delice’nin ve Kırıkkale’nin adını “ÇKS yolsuzluğu” başlığıyla ülke gündemine taşımanın adı sorumluluk değil, siyasi fırsatçılıktır. Şehirde oluşan tepki nettir:
Adem Gökdere, kendi koltuğu ve siyasi ikbali uğruna Kırıkkale’nin itibarını gözünü kırpmadan harcamaktadır.
Bu kirli senaryo Kırıkkale sınırları içinde tutulmamış, Delice’deki iddialar Çorum CHP Milletvekili’ne servis edilerek olay ulusal siyasete taşınmıştır. Kamuoyunun bu hamleye cevabı ise son derece serttir:
“Çorum’un onlarca çözülmemiş sorunu varken, Kırıkkale’nin iç işlerine burnunu sokmak kime ne kazandırıyor?”
Kırıkkaleliler açık konuşuyor: Çorum vekiline düşen, Kırıkkale’ye ayar vermek değil, gidip Çorum’un dertleriyle ilgilenmektir.
Yaşananların ardından Delice Kaymakamı Tugay Cingirt ve Kırıkkale Tarım ve Orman İl Müdürü Fatih Ateş’in, muhtarlarla bir araya gelerek sürece müdahil olması, iddiaların ne kadar kontrolsüz ve sorumsuz biçimde servis edildiğinin de göstergesi olmuştur. Toplantılarda dile getirilen rahatsızlık ortaktır:
Delice’nin adı siyasi ihtiraslar yüzünden lekelenmektedir.
Bugün gelinen noktada tablo nettir:Ortada henüz ispatlanmamış iddialar, buna karşılık bilinçli olarak büyütülen bir algı operasyonu, hedefte ise yükselen bir siyasi figür vardır. Bu tabloya bakıldığında şu soru kaçınılmazdır:
Bu bir yolsuzlukla mücadele mi, yoksa seçim öncesi tasarlanmış bir siyasi linç mi?
Kırıkkale sahipsiz değildir.
Bu şehir, koltuk hesaplarına, kirli senaryolara ve dışarıdan dizayn edilmeye kurban edilemez.
İddiası olan konuşur ama bedelini şehir değil, iddiayı ortaya atan öder.











